Siyasetin ne olduğu konusunda birçok tanım olsa da onun toplumu ikna etme becerisi veya sanatı olduğuna dair görüş birçok siyaset bilimcinin üzerinde hem fikir olduğu bir açıklamadır.

İkna eden ve benimsediği politikaları insanlara anlatan siyasetçi ise ikna etme becerisinin karşılığında iktidarı devralırken sonrasında ikna ettiği insanlara vaat ettiği hususları sunmak zorundadır. Bu, dünya üzerindeki her ülkede geçerli olan bir durumdur.

Sonraki süreçte vadedilen hususların yapılma oranına bakıldığında ikna ederken söylenenlerle gerçekleşenler arasındaki farkın azlığı veya çokluğu o ülkede toplum nezdinde siyasetin ve siyasetçinin kalitesini belirliyor diyebiliriz. Oy veren seçmenin seçim öncesi duydukları ile sonrasında gerçekleşenler arasındaki farka bakarak ilerleyen süreçte siyasi katılım yapıp yapmayacağına da karar vermesi bu farkın durumuna göre şekillenecektir diyebiliriz. Siyasete veya siyasetçiye küsen seçmenlerin yanında umduğunu bulduğu için siyasete olan ilgisinin daha da arttığı seçmenler de kendini gösterebilir. 

Türkiye’de son 16 yılı saymazsak 1960’dan sonrası için siyasetçilerin ikna etmek için öne sürdüğü argümanların toplum nezdinde gerçekleşme oranının çok düşük olduğunu ve bundan dolayı millet olarak siyasete ve siyasetçilere karşı ön yargıdan öte olumsuz bir yaklaşımın söz konusu olduğunu söylenebiliriz.

Bu yaklaşım siyaset bilimi okuyan bir öğrenciye bile ‘Sen de mi yalanlarla halkı kandırıp siyaset yapacaksın’ tepkisinin verilmesine yol açacak kadar millet nezdinde pekişmiş durumda. Gerçi ülkemizde uygulanan siyaset biçimiyle bir bilim olarak siyaset bilimi farklı olsa da her ülkede olduğu gibi siyasete bakış açısını oluşturan temel faktörün o ülkedeki siyasetçiler olduğuna şüphe yok.

Son zamanlarda her şey siyaset değil hayatta ilim ve sanat da var gibi paylaşımların sıklığını görünce siyasetin de bir bilim alanı olduğunun unutulduğunu ve siyasetin günlük kısır tartışmalar doğrultusunda ele alındığını söyleyebiliriz. Ülkemizde bu durumun daha fazla olmasının sebebi ise milletimizin siyasete olan merakının diğer ülkelere göre daha fazla olması geliyor diyebiliriz.