Son günlerde zihnimi meşgul eden kelimeleri gözden geçirdiğimde öne çıkanlar; kötülük, gerilim, umursamazlık, aşksızlık, şevksizlik, para, küfür, bozuk yol, dost, arkadaş, nereli, oralı, buralı, insansızlık… Siz de fark ettiniz değil mi; neredeyse bahtsızlığın sözlüğünde boğuluyorum. Sanki sizler cennet bahçelerinde ferahfeza sözcüklerle vals yapıyorsunuz ya!

Kerli ferli hocalardan birisi anlatıyor: Osmanlı’da üniversite kurulacak. Avrupa’dan bu işin ehli olan bir hoca getiriliyor. Hoca, bir ders sırasında üçgenleri anlatacak. Soruyor: Üçgenin iç açılarının toplamı kaçtır? Öğrencilerden biri cevap veriyor: Üçgenine göre değişir hocam!

Elimizde bir üçgen var ve çevirip duruyoruz. Her birimiz ayrı bir açıdan bahsediyoruz. Gözümüzün açısı ne kadar bozulmuşsa o kadar derece ekliyoruz üçgenin açısına.

Kötülük, aşk, dostluk, siyaset, kadın, futbol, ekonomi… Fazla söze hacet yok. Hangi konu hakkında konuşmaya başlasak, karşıdakinden farklı söylemeliyiz, diye artırdıkça artırıyoruz aramızdaki açı farkını. Yeter ki muhabbet olsun. Yeter ki tartışma olsun. Yeter ki sana benzemiyorum, yeter ki seninle aynı deftere yazılmayayım diye bağırıp duruyoruz. Yahu, biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz, dedikleri bir yer var ya. Tam da oraya geldik işte. Bin benzemez yüz zannettiğimiz resimde birbirimizin fotokopisiyiz. Elimize verdikleri üçgenin iç açı toplamının 180 derece olduğunu adımız gibi bilsek de biri çıkıp 180 derece dediğinde, yok yahu 200, demek için nöbet tutuyoruz.

Gelin soruyor kayınvalideye: Anne, 2 kere 2 kaç eder, diye. Kaynana: 8 ediyor kızım! Gelin dayanamıyor: Yok anne, 4 ediyor. Kayınvalide bombayı patlatıyor: bana matematik hocalığı taslama, benden iyi mi bileceksin, ben beş çocuk yetiştirdim! Bunun üzerine gelinin kocası da cümbüşe katılıyor: Anama bir şey mi dedin?.. Devamını biliyorsunuz. Bilginin, doğrunun, itidalin katledilip; kendine yontmanın, cehaletin, arzusunu ahlak kılıfına bürüdüğünün görülmediğini zannedenlerin sefil dünyası.

Evet sefilleşen ruhların sokakları doldurduğu bir dünyaya gümbür gümbür giderken, gerçeğin kime göre gerçek olduğu; doğrunun neye göre doğru olduğu, iyiliğin hangi ölçüye göre iyi olduğu sorusunu yüzümüze kibirli bir cehaletle vurdukları bu pazarda ölçü yok! Ahlaki olanın zaten katledildiği bir dünyada; fizik, matematik, mantık, kimya kaideleri bile tepetaklak olmuş vaziyette. Belki de insanların ekserisi gerçeği pek önemsemiyorlar. Gerçek dedimse ilahi, ruhani, manevi gerçeklik değil; alelade, sıradan, hayatın idamesi ve tekamülü için gerekli olan bilginin gerçeği.

Belki de gerçeğin yerine örgütlü kötülüğü, aşksız aşkı, hırsız dostluğu, sahip olmayı hatta tüm duyguların başına “sahipli” takısını getirmeyi… Sözü neden uzatıyorsam? Her şey sevgisizlikten ve gittikçe derinleşen yalnızlıklardan. Son zamanlarda bu ikiliye hevesi de ekleyebiliriz. Yani şevksizlik. Diyeceksiniz ki, şevksizlik bir sonuçtur. Şevki kırılanların daha çok kötülüğe ve gerilime evrildiği ya da umarsızca sadece nefes alıp verdikleri bir dünyada ne üçgenin iç açıları eşittir ne de kalpler mutmaindir. Kendi kalbine bile yalan söyleyen insanların, üçgenin iç açıları toplamının 180 derece olduğunu söylemeleri bile inandırıcı değil.

Sözü yormadan, söze itibar edeni incitmeden nasıl toparlayabilirim?

Deneyeceğim.

Buralı değilsiniz. Eğer yukarıdaki kelimeler kalbinizi yoruyorsa buralı değilsiniz. Müziğiniz, duanız, sevginiz, nefesiniz buralı değildir. Öyle Amerika’da, Finlandiya’da, Bolivya’da da değil yurdunuz. Başka bir dil, başka bir bakış, başka bir ahenk sizdeki. Sürgünlerin gözüyle bakıyorsunuz dünyaya ve sizi incitiyor hoyrat bakışlar. Etinizden ve ruhunuzdan ne koparırsa kâr niyetiyle yaklaşıyor size aşk, dostluk, politika ve üçgenin çok yüzlü açılarıyla yaklaşan buralılar. Buralılar, her şeyin kendilerine hizmet etmesini isterler. Her şeyin kendi refahları için olduğuna inanırlar. Buralılar her şey, derler. Herkes, derler. Siz, bireyi, biri, teki bilenler, her canı özge görenler; burada öyle bir özgelik yok. Kendinizi kandırmayın; üçgenin iç açıları toplamı burada 180 derece etmiyor!

Gidin bir taraf seçin ve inanmadığınız cümleleri şehvetle haykırın dünyaya!