Gün bir döngüdür; günü vardır, akşamı vardır.
Mevsimler bir döngüdür; yazı vardır, kışı vardır.
Aynen ömür gibi.
Her yeni gün yeni başlangıçları beraberinde getirir.
İnsan yeni başlangıçlara ihtiyaç duyar.
Dünya karşısında sürekli yenilen, devamlı ezilen, hiç galip gelemeyen insan bu başlangıçlara muhtaçtır.
Ayakta kalabilmesi, mücadelesine devam edebilmesi, direnebilmesi ve yaşamını sürdürebilmesi için yeni başlangıçlara, yeni hikâyelere, yeniden umutlara sarılması elzemdir.
Umutsuz yaşanmaz.
Umudunu yitirdi mi insan, yaşayamaz.
Oysa insan yaşamaya, hayata tutunmaya meyillidir.
Bir gün mutlaka öleceğini bilir ama ölümü istemez.
Sonlu olduğunu bilir ama sonu bile isteye kabul etmez.
Ölümü isteyen ise artık hikâyesini bitirmiş, karamsarlıktan ve karanlıktan çıkış yolu bulamamış kimsedir.
Her yeni bir başlangıç, açılan her yeni bir sayfa, yeni umutları beraberinde getirir.
Gün doğuyorsa umut var demektir.
Güneş ışıklarını yayıyorsa karamsarlığa ne hacet.
Her kışın ardından bir bahar gelecekse, neden karamsar olalım, neden umutsuzluğu yayalım?!
Umut, ışığı; karamsarlık, karanlığı temsil eder.
Karamsar olan karanlıkta kalır.
Karanlıkta kalan ne görebilir ne de gösterebilir.
Karanlığı kimlerin sevdiği malum.
Karanlıktan ve karamsarlıktan beslenenler toplumda bu havayı hâkim kılmaya çalışırlar.
Onlar için karanlık aydınlıktır, karamsarlıksa umut.
Onların lügatinde yıkmak, yapmak; bozmak, onarmak; bozgunculuk çıkarmak, ıslah etmek; adaletsizlik, adalet; kötülük, iyilik olarak geçer.
Zihinleri altüst olmuştur böylelerinin.
Gücü, iktidarı, hâkimiyeti ve serveti, umutları yok etmek için kullanırlar.
Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı meslek edinmişlerdir.
Kendilerini uyardığınızda ise ıslah edici olduklarını, düzeltip onardıklarını iddia ederler.
Bu karanlığın dağılması, karamsarlığın ortadan kalkması için umut ışıklarını tek tek yakmak lazım.
Kötülerin ve kötülüğün karşısında iyilik ve güzelliğin hâkim olması için umutları yeşertmek lazım.
Umutlu olmaları için çok nedeni olanların karamsarlığa mahkûm olmaya hakları yoktur.
Yaşanabilir bir hayat için, kötülüğün ve kötülerin karşısında durabilmek için, iyiliği hâkim kılabilmek için umudu ayakta tutmak icap eder.
Dün yaşandı ve geride kaldı.
Bugün ve an yaşanan, yaşanacak olan.
Yarın ise yaşanma ihtimali bulunan.
Bugün dünün yarını, yarının ise dünü.
Yaşanmış olanların mahkûmu olmadan yaşamak, yarınlar için bizi ayakta tutacak umutlar toplamak lazım.
Umutları çoğaltmamız, birbirimize umut aşılamamız lazım.
Her yeni doğan gün kulağımıza bunu fısıldıyor.
Açılan her yeni sayfa bize bunu söylüyor.
Unutmayalım; umutlu olmayanların yarını olmaz.