Yılda ortalama 2,5 milyon kişi ülke genelinde üniversite sınavına giriyor. Yaklaşık 700 bine yakın kişi de üniversite kontenjanlarına yerleşerek eğitim hayatlarına devam ediyorlar. Toplam üniversite öğrenci sayısına bakıldığında 6,715 milyon kişilik bir rakam öne çıkıyor. Senede 1 milyondan fazla kişinin üniversitelerden mezun olduğu ve istihdam piyasasına atıldığı TÜİK, YÖK verilerinden anlaşılıyor. Senelik istihdam edilen nüfusa bakıldığında yıllara göre değişmekle birlikte 500 bin-1 milyon arasında değişiklik gösteriyor. İktisadi büyümenin güçlü olduğu yıllarda işe yerleşme oranı yüksek seyrederken büyümenin zayıf olduğu yıllar istihdam edilme oranı düşüyor. Toplam istihdamın 33 milyona yakın olduğu gözlendiğinde her yıl üniversite mezun sayısına göre 1 milyonun üzerinde iş yaratılması gerekiyor. Enflasyonun yüksek, faizlerin artış eğitiminde olduğu ve geçim şartlarının zorlaştığı bir dönemde böylesi bir iktisadi büyüme meydana getirmekte oldukça güç. Buradan hareketle üniversite eğitimini tamamlayan bireylerin istidam edilme imkanları düşüyor ve işsizlik özellikle gençler genelinde artış eğilimine giriyor. İş bulma umudunu kaybedenlerde sürece eklendiğinde 3 milyon işsize kıyasla ek olarak milyonlarca âtıl işgücü meydana geliyor. Böylesi bir eğitim hayatı sonrası yapılan yılların birikimi yatırımlar da yeterince değerlendirilemiyor.
Yukarıdaki süreç Türkiye ölçeğinde bir iktisadi büyüklüğe sahip ekonomi için istihdam artışını ve ek büyüme rakamlarını zorunlu hale getiriyor. Fakat yeterli tasarruf oranlarının olmadığı finansmana erişimin çok zor olduğu bir dönemde gerekli istihdamın özel sektör merkezli yaratılması güç. Ayrıca tasarruf tedbirleri ve enflasyonla mücadele süreci nedeniyle kamuya alım yapılması da mümkün değil. Buradan hareketle üniversite eğitiminin tekrar gözden geçirilmesi gerekli. YÖK’ün kontenjan sınırlaması, özel sektöre odaklı staj politikası ve araştırma üniversitelerine öncelik vermesi hem doğru hem de gerekli bir uygulama. Özellikle teknoloji odaklı ve özel sektörle koordine halinde ilerleyen yüksek öğretim kurumları daha başarılı bir istihdam performansı sergileyebilir. Staj imkanlarının geniş olduğu ve özel sektöre odaklı bir istihdam politikasının benimsenmesi eğitim hayatını tamamlanma döneminde toplumun beklentilerinin karşılanmasına katkı sunabilir.
Üniversite eğitiminin iki veya dört yıllık bölümlerini yeni tercih edecek öğrencilerin sadece yüksek eğitim kurumlarının sunduğu imkanlardan faydalanmaması, kurslar, ek faaliyetler ve staj imkanlarını değerlendirmesi önem taşıyor. Üniversite eğitim hayatı sonrası daha kolay istihdam edilmeleri için yıllık 1 milyon kişinin arasından farklılaşmaları ve buna göre kendilerini bireylerin hazırlamaları gerekiyor. Sonuç olarak üniversiteler bir istihdam kapısı değil kişinin meslek eğitimine adım attığı süreçleri kapsıyor.