Arjantin ekonomisi geçmişten günümüze finansal krizlerin gölgesinde kaldı. 20. yüzyılda kişi başı gelir ve gelişmişlik seviyesi açısından ilk on ekonomi arasında giren Arjantin günümüzde krizlerle mücadele ediyor. 1980’de 233 milyar dolarlık milli gelir ve 8361 dolar kişi başı gelirle dünya ortalamasının çok üzerinde gelire sahip Arjantin 1981-82 döneminde yaşadığı finansal kriz nedeniyle IMF anlaşmalarına başvurdu. Kişi başı gelir 1989’da 2867 dolara kadar düşerken 1980’deki gelir seviyesi ancak 1994’te tekrar yakalandı. 2002’de tekrar 2997 dolar seviyesine kadar düşen kişi başı gelir ülkeyi ağır bir krize maruz bıraktı. 2003-2017 arasında görece dengeli bir ekonomik performans gösteren Arjantin 2018’de tekrar finansal krize girdi. 14 bin dolar seviyesine kadar yükselen kişi başı gelir 2020’de 8 bin dolara düşerek ciddi bir enflasyona neden oldu. Pandemi şartlarıyla birleşen Arjantin finansal krizi günümüze kadar devam ederken enflasyon rakamları yüzde 140’lar seviyesine kadar çıkarak gelir dağılımı üzerinde yıkıcı etki yarattı. İnsan kaynağı açısından geniş bir havuza sahip olan ülke yurt dışına büyük oranda göç verdi. Ulusal para birimini tarihte birkaç kez değiştiren Arjantin yeniden para birimini değiştirmeyi tartışıyor. Ancak bu sefer farklı olarak yerel para biriminin kaldırılması ve ABD dolarına geçiş yapılacağı konuşuluyor.

Arjantin’in iktisadi yapısını anlamak için para biriminde yaşanılan gelişmeleri değerlendirmek gerekiyor. Büyüyen kamu harcamaları, artan dış borçlar ve yükselen cari açık problemi Arjantin pesosu üzerinde ciddi baskı oluşturdu. 2015’te yaşanılan siyasi iktidar değişimi para politikasında da dönüşüm getirdi. Yükselen vergiler toplumsal tepkilere neden oldu ve vergi kaçırma vakaları artış gösterdi. 2010’da dolar karşısında 3,8 seviyesinde bulunan peso 2015’te 8,9’a, 2017’de 17,5’e, 2020’de 65’e ve 2023’de 356’a yükseldi. Normal piyasa kurlarına karşın 1500 pesonun bir ABD dolarına eşit olduğu Arjantin’de ekonomik krizin maliyetini toplumun alt ve orta gelir grupları üstlendi. Artan yaşam maliyetleri gelir dağılımını bozarken IMF programları devreye alındı. IMF tarihinin en yüksek rakamlı kurtarma paketleri işleme alınırken krizin şiddeti giderek arttı. 2017’de yüzde 25’ler seviyesinde olan enflasyonun ulaştığı yüzde 140’lık oran küresel tedarik kriziyle daha yıkıcı hale geldi. 2023’te yapılan seçimleri kazanan Milei ise krize karşı radikal önlemleri gündeme taşıyarak yarışın galibi oldu. Günümüze kadar birçok reform yapan Milei enflasyonu yüzde 30’lu rakamlara düşürdü. Kamu harcamalarını azaltan ve istihdamını tekrar gözden geçiren Milei ülkeyi hiper enflasyondan çıkardı. Böylesi bir başarı iktisatçılar açısından olumlu bir imaj çizerken halkın yoksulluk pençesinde olduğu gözlerden kaçmamalı. Sonuç olarak Arjantin’de bir yönetim değişimi meydana gelse de son üç senede istenilen iktisadi başarının henüz yakalanamadığı söylemek mümkün.