Dışa bağımlı savunma sistemi sürdürülebilir değildir. Kriz anlarında tedarik zincirleri kırılır, ambargolar devreye girer, siyasi baskılar karar alma süreçlerini etkiler. Savunma gibi hayati bir alanda başkasına bağlı olmak, sadece teknik değil; stratejik bir risktir.

Yerli üretim, uzun vadeli bir vizyon ister. Kısa sürede sonuç bekleyen yaklaşımlar bu alanda karşılık bulmaz. Çünkü savunma sanayi; bilgi birikimi, tecrübe ve süreklilik gerektirir. Bugün atılan adımların karşılığı, çoğu zaman yıllar sonra alınır.

Bu alan sabır, yatırım ve kararlılık gerektirir. Ar-Ge süreçleri pahalıdır, hatalar kaçınılmazdır. Ancak her hata, dışa bağımlılığı azaltan bir öğrenme sürecidir. Vazgeçmeyen ülkeler, zamanla kendi ekosistemini kurar ve dış baskılara karşı direnç kazanır.

Savunma sanayi, kısa vadeli kazanç değil; uzun vadeli güvenliktir. Bu nedenle ticari mantıkla değil, stratejik akılla yönetilmelidir. Asıl getiri; istikrar, caydırıcılık ve kriz anlarında hareket kabiliyetidir.

Bağımsızlık, üretimle başlar. Üreten ülke karar verir, ithal eden ülke bekler. Savunmada yerli olmak, geleceği başkasının takvimine bırakmamaktır.