Evet… Beklenen sonuçları ÖSYM açıkladı. Bir kısmımız beklediğini buldu, bir kısmımız hayal ettiğinin uzağında kaldı. Ama her iki grup için de aynı cümle geçerli: Asıl karar henüz verilmedi. 29 Temmuz–10 Ağustos arasında yapılacak tercihler, çoğu zaman sınavın kendisinden daha belirleyicidir. Üstelik bu kez süre bol, kaynak açık ve cevabı kendiniz yazacaksınız. O yüzden acele değil, yöntem gerekiyor.

Puana değil, sıralamaya bakın

Her yıl sınavın zorluğu, soru sayısı ve aday profili değişir; bu yüzden puanlar yıldan yıla aşağı yukarı oynar. Yıllar arasında karşılaştırılabilir tek ölçüt başarı sıralamasıdır. Bir bölümün geçen yılki taban puanını değil, taban sıralamasını not edin. YÖK Atlas üzerinden son üç yılın sıralamalarına bakmak, tek yılın verisine bakmaktan çok daha güvenlidir. Kontenjanı artan bölümlerde sıralamanın gerileyebileceğini, kontenjanı azalanlarda ise yükselebileceğini de hesaba katın.

Kararı verecek olan öğrencidir

Tercih listesi, dört yıl boyunca sabahları kalkıp derse girecek olan kişinin listesidir. Bir mesleği çocuğuna sevdiremeyen ebeveyn, o mesleği ona kazandıramaz da. Öğrenci hangi dersten keyif alıyor, hangi işi saatlerce yaparken yorulmuyor, hangi ortamda rahat ediyor? Bu üç sorunun cevabı, çoğu zaman piyasa yorumlarından daha isabetli bir pusuladır. Öğrencinin merak etmediği bir bölümde geçirilen ilk yıl, çoğunlukla ikinci bir sınav yılına dönüşüyor.

Bölüm mü, üniversite mi, şehir mi?

Öncelik sıralaması genellikle şu şekilde kurulduğunda sağlıklı sonuç verir: önce bölüm, sonra üniversite, en sonda şehir. Yine de şehir tamamen göz ardı edilecek bir başlık değildir. Barınma imkânı, yol masrafı, ailenin bütçesi ve öğrencinin tek başına yaşamaya hazır olup olmaması masaya yatırılmalıdır. Aynı şekilde bölümün adına değil, ders içeriğine bakın. Birbirine çok benzeyen isimler taşıyan programların müfredatları ve mezuniyet sonrası çalışma alanları oldukça farklı olabiliyor.

Yirmi dört satırlık bir strateji

Tercih hakkınız 24 satırdır ve boş bırakılan her satır, kaybedilmiş bir ihtimaldir. Listeyi üç bölgeye ayırın: ilk bölüme sıralamanızın biraz üzerindeki, gerçekten istediğiniz programları; orta bölüme sıralamanıza en yakın, gerçekçi seçenekleri; son bölüme ise yerleşmeyi kesinleştirecek güvenli programları yazın. Listeyi mutlaka en çok istediğinizden en aza doğru sıralayın; sistem sizi üstteki tercihinize yerleştirmeye çalışır. Ve altın kural: Gitmeyeceğiniz hiçbir bölümü listeye koymayın. Boş kalmamak için yazılan bir tercih, kayıt yaptırmasanız bile bir sonraki yıl ortaöğretim başarı puanınızı etkileyebilir.

Kılavuzun küçük yazılarını atlamayın

Her yıl en çok üzülenler, bölümü kazanıp da koşulunu kaçıranlar oluyor. Kılavuzdaki “Bakınız” maddeleri; sağlık şartlarını, yatılılık durumunu, mesleki ortaöğretim şartını, öğretim ücretini ve burs oranlarını içerir. Vakıf üniversitelerinde tam burslu, yüzdelik indirimli ve ücretli kontenjanların ayrı kodlarla yer aldığını unutmayın; bir rakam farkı yılda ciddi bir maliyet demektir. Örgün, ikinci öğretim, açıköğretim ve uzaktan öğretim ayrımını da kodlardan mutlaka teyit edin. Ayrıca ÖSYM’nin tercih döneminde güncellenen kılavuzu yeniden yayımladığını hatırlayın; son hâli esas alınmalıdır.

Velilere kısa bir not

Bu süreçte veliye düşen rol, karar vermek değil, seçenekleri araştırmakta ve maliyeti hesaplamakta yol arkadaşı olmaktır. Karşılaştırmalar, akraba yorumları ve komşu çocuğunun puanı bu masaya oturmasın. Beklediğinden düşük bir sonuç almış bir gencin ihtiyacı olan şey, hayal kırıklığının dile getirilmesi değil, önündeki kapıların sakin sakin sayılmasıdır. Unutmayalım: Doğru tercih, en yüksek puanlı tercih değil; öğrencinin yeteneğine, ilgisine ve ailenin gerçek imkânlarına aynı anda uyan tercihtir. Dört yıl sonra kimse kaç puanla girdiğinizi sormayacak; ne öğrendiğinizi soracak.