Cumhurbaşkanı Erdoğan yoğun çalışma temposu içinde bir şeyi hiç ihmal etmiyor. Her hafta bir şehri ziyaret edip oradaki gençlerle, iş adamlarıyla, çiftçilerle, esnafla buluşuyor.

Onların sorunlarını dinliyor, sorularına cevap veriyor; ilgili bakanlara konuların takibi ve sorunların çözümü için talimatlar veriyor.

Cumhuriyet tarihi köylüsüyle, çiftçisiyle, esnafıyla bu kadar çok görüşen, onların ayağına giden bir Cumhurbaşkanı görmemiştir.

Erdoğan geçen hafta yine bir büyük yatırımın açılışı için Tokat’taydı. Tokat Havaalanı’nın açılışını yaptı.

Bu program çerçevesinde Tokatlı çiftçilerle de bir araya geldi. Sorunlarını diledi. Çözüm için Tarım Bakanı’na talimatlar verdi.

Bu görüşme sırasında uyumadan önce manda yoğurdu, hurma, yulaf ve kestane balından oluşan bir karışım hazırlayarak yediğini söyledi.

Bizim “ABD mandacısı” muhalefet, Tokat’a yapılan havaalanını eleştiremeyince, hedef manda yoğurdu oldu.

MANDA YUVA YAPMIŞ “MANDACI” MUHALEFETİN AĞZINA

Şarkısıyla, türküsüyle, şiiriyle ne varsa eskilerde var. “Mandanın söğüt dalına yuva yapmasını” türkü yapan irfan, devleti yiyip bitiren zihniyeti de şiirlerle yerden yere vurmuş.

Tevfik Fikret’in yıllar önce yazdığı “Yiyin efendiler yiyin” şiiri bugün CHP’nin ele geçirdiği belediyelerdeki yağmayı anlatıyor sanki.

Milletin alın teri vergilerini nasıl har vurup harman savurduklarını, nasıl kebap masalarında yediklerini, nasıl yandaşlara peşkeş çektiklerini anlatıyor.

“ABD mandacısı” muhalefetimiz, Erdoğan’ın yediği manda yoğurdunu eleştirdikleri kadar keşke kendilerine destek veren PKK ve FETÖ terör örgütlerini de eleştirseler.

Etrafımız ateş çemberi, enflasyon, hayat pahalılığı herkesin canını acıtıyor. Ancak yapılan kamuoyu araştırmalarında “Türkiye’de sorunları hangi lider çözer” sorusuna halkımız açık ara “Erdoğan çözer” diye cevap veriyor. Ama bizim “ABD mandacısı” muhalefet Erdoğan’ın kilosu elli lira olan manda yoğurdunu diline dolamış.

“YİYİN EFENDİLER YİYİN BU DOYUMSUZ SOFRA SİZİNDİR”

CHP ve yönettiği belediyelerin milletin vergileriyle ödediği yemek masalarına oturmaktan utanmayan muhalefet parti liderleri Erdoğan’ın manda yoğurdu, hurma, yulaf ve kestane balı menüsünü eleştiriyorlar.

Ama İmamoğlu’nun kırk bin lira ödediği kalkan balığını eleştirmek nedense akıllarına gelmiyor.

Yine İstanbulluların vergisiyle Kılıçdaroğlu’na, CHP belediye başkanlarına verilen yemeklerin yüz binlerce liralık faturalarını görünce “Türkiye’de kaç kişi böyle yemekler yiyor?” diye de eleştirmiyorlar.

AK Partili eski İstanbul Belediye Başkanını lüks arabaya biniyor diye eleştiren İmamoğlu’nun evden belediyeye “yatla” gittiğini de duymamış olmalılar.

Geceliği yüz bin lira olan otelde kalan Kılıçdaroğlu’nun faturasını kimin ödediğini soran muhalefet de olmadı.

Muhalefetimiz “manda yoğurdu” ile meşgulken, dünya lideri Erdoğan Rusya ve Ukrayna heyetlerini İstanbul’da barış masasına oturtmuştu.

Savaşan iki taraf da Erdoğan’ı ayakta alkışlıyor, dünya basını Erdoğan’ın bu başarısını birinci haber olarak veriyordu.

Muhalefet “manda yoğurduyla”, Erdoğan “dünya barışı” ile meşgul. Aradaki farkın anlayabiliyor musun?