1995 ve sonrası...Çocukluk dönemlerimiz. O dönemlerde Haluk Levent meşhur bir şarkıcıydı.
Ancak Haluk Levent'i meşhur eden yönü şarkıları kadar hakkında açılan karşılıksız çek ve dolandırıcılık konulu ceza davalarıydı. Davalar nedeni ile sık sık adliyeye yolu düşen Haluk Levent'in duruşma salonlarında ve polislerin arasında çekilmiş olan pozlarına aşina olmuştuk.
Aradan yıllar geçti, sene 2010. Bir gün başka bir meslektaşımla görüşme yapmak için onun Taksim'de bulunan ofisine geldiğim sırada, meslektaşımın hızla ve telaşla ofisten ayrılmakta olduğunu gördüm. 'Haluk Levent müvekkilim, hakkındaki ceza davaları nedeni ile yurtdışından dönüşünde göz altına alındı, ona gidiyorum.' diyerek oradan ayrıldı.
Tüm bu hadiseler kamuoyunun gözü önünde gelişti. Herkes olanları görüyordu.
Çocukluğumda dahi, bu kadar ünlü olan, konserler veren, programlara çıkan, albümler yapan bir sanatçının ekonomik temelli böyle kriminal olaylarda adının geçmesini anlamlandıramaz, bunun şahsi bir zaafın neden olduğu problemlerin tezahürü olarak yaşandığını gözlemlerdim.
Zaman da bu düşünceyi haklı çıkardı. Başta kumar olmak üzere çeşitli bağımlılıkların esiri olan Haluk Levent'in hukuki sorunlarının nedeni de bunlardı.
2017'de hakkındaki birçok ceza davası hala devam ederken kendisini yardım gönüllüsü ilan etti ve para toplamaya başladı. Ona yardım parası vermenin ciğeri kediye emanet etmek olduğunu bilen ve gören bir ben değildim. Sağlıklı düşünen herkes bunu biliyordu. Ancak yolunu bulmuştu. 2003 Yılında Avrupa'da PKK tarafından organize edilen konserlerde sahne alan ve bu nedenle PKK/KADEK örgütü olmaktan soruşturma geçiren Haluk Levent, 2017 yılında aniden ne kadar Kemalist olduğunu hatırladı. Dönemin kerameti kendinden menkul 'Adalet Yürüyüşü'nde simgeleştirilen 'İzmir Marşı' klibini çekti ve muhalif dokunulmazlık kalkanı onun için anında tesis edildi. Ve toplumun çok aydın (!) bir güruhunu müritleştirerek bugünlere kadar geldi.
Aslında bugün yaşananlar, Türkiye'de küçük ama etkisi büyük bir kesimin, kimisinin bilinçsiz ve cahilce, kimisinin de manipülatif faydacılıkla ülkeye nasıl derin zararlar verebileceğini gösteriyor. Bu yolsuzluk dosyası derinleştiğinde görülecek ki, aslında bu kesimden birçok kişi de Haluk Levent'in insanları manipülasyonla hortumlama çarkına girerek buradan nemalanmaya çalışmışlar. Ancak baş şüpheli zaten herşeyi baştan silip süpürdüğü için onlara birşey kalmamış.
Yolsuzluk, ahlaksızlık, arsızlık, sapkınlık...Üstüne birileri tarafından çılgınca reklamı yapılırken topluma lider olarak pompalanma. Haluk Levent olayı, Ekrem İmamoğlu olayının başka formdaki bir klonu adeta.
Ama şımarık azınlıkça tesis edilen dokunulmazlık duvarları, Akın Gürlek liderliğinde gerçekleşen Adalet Atılımları ile bir bir yıkılıyor.