Seçim kapıya dayandı. Siyasi partiler sahaya inmeye başladı bile. Hükümeti yönetme iddiasında olan siyasi partilerin temsilcileri de Cumhurbaşkanı adaylığı için başvuru süreçlerini başlattı. Seçime en çok hazır olan siyasi hareket “Cumhur İttifakı” olduğunu gördük.
Saadet Partisi, İyi Parti ve Vatan Partisi liderleri Cumhurbaşkanı adaylığını milletten 100 bin imza ile talep edenler arasında. Milletin 100 bin imza ile aday gösterip göstermeyeceğini bir kaç gün içinde göreceğiz. Milletten 100 bin imza alabilen ise aday olarak milletin karşısına iktidar olma iddiası ile çakacak elbette.
Muhalefetin dört partinin ittifakta uzlaştıkları belirtildi. Bu konuda da dün bir açıklama yapılacağı ifade edildi.
Basına bilgi veren CHP’li başka bir yetkili, açıklamanın cumartesi gerçekleşeceğini söyledi.
En çok erken seçimi isteyen parti ana muhalefet olarak CHP değil miydi? Hatta muhalefetin tamamı erken seçim istiyordu. Erken seçim gelince de elleri ayaklarına dolandı. Ne yapacaklarını bilemiyorlar sanki.
Şimdilerde CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı için isimler üzerinden lotolar oynanmaya başlandı. Birçok isim havada uçuşuyor. Herkesin, her kesimin CHP için bir adayı var. Ama CHP’nin henüz bir adayı açıklayacak durumu yok. Elbette ki son dakika açıklayacaklar. Açıklamak zorunda kalacaklar. Zoraki aday yani… Belki bunda da bir hesapları var. Ama inanın işin suyu çıktı.
Bir dönem TV’lerde, “Az Sonra… Az Sonraaaaa… Az Sonraaaaaaaa…” diye anonslar vardı hatırlıyor musunuz? Bu anonsları saatlerce yaparak insanları ekran başında tutmayı amaçlıyorlardı. Bir türlü ‘az sonra’ gelmiyordu…. İnsanlara bıkkınlık gelip, ‘az sonra’ların takibini bırakınca, bu sözün anlamı da ortadan kalkmış oldu.
CHP’nin yaptığı tam da budur. ‘Az sonra’ diyerek, milleti merakta ve takipte bırakmak. Ama bıkkınlığa neden olduğunu da açık ve net. İşin diğer boyutunu söyleyeyim mi? CHP gerçekten aday bulma konusunda kararsız. Kimi göstereceğine kendisi dahi hala karar veremedi.
İşi gizemli hale getirme gayreti bundandır. Daha aday bile çıkaramayan, aday çıkarmada kaos yaşayan bir ana muhalefet partisi milleti nasıl yönetecek. Önce kendi ayaklarının üzerine durmayı bilmesi gerekmiyor mu?
Bir de benim anlam veremediğim başka önemli bir konu. CHP’nin adayı diye birçok isim ortaya atılıyor ve bu isimler basından kaçıyor. Hiçbir açıklama yapmıyor. Görüşünü söylemiyor. CHP’li isimleri anlıyorum elbette. ‘Sevinmek için erken’ diyorlardır. Kesin kararı bekliyorlardır. Beklesinler. Beklerken de kulis çalışmaları yapıyorlardır. Yapsınlar tabi…
Benim esas anlamadığım Ali Babacan’ın isminin CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak çokça çıkmasına rağmen sessiz kalması. Abdullah Gül’ün yöntemini mi uyguluyor. Konsensüs mu bekliyor? Çıkıp, ‘Benim ismim üzerinde siyaset yapmayın, AK Parti beni önemli makam ve mevkilere taşımışken, bu parti ile yıllarca mücadele etmiş bir siyasi hareketin adayı olmam’ demiyor. Neden?
Neler oluyor? Senaryoyu yazan uluslararası güçlere karşı diyet borcunuz mu var? Bu sessizlikten ben bunu anlıyorum. Vefasızlığı bu millet asla affetmez bunu bilesiniz.
Selam ve dua ile…