​Gözünüzü diktiğiniz, çelmeler takmaya çalıştığınız veya varlığını görmezden gelmeye çalıştığınız Kıbrıs Türk halkının arkasındaki güç, sadece geçmişin zaferleri değil; bugünün ve yarının sarsılmaz iradesidir.

​Anavatan ve garantör Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün özgür, onurlu ve güvenli biçimde yaşaması için KKTC’nin yanında olmaya kararlılıkla devam edecektir.

​Bu cümle; laf olsun diye söylenmiş, diplomatik nezaket sınırlarına sıkıştırılmış geçici bir beyan değildir. Bu duruş; dostun güvenle yaslanacağı bir omuz, hasımlığa soyunanların ise ne yaparsa yapsın aşamayacağı çelikten bir duvardır.

​Tarih, bu coğrafyada Türk varlığını silmeye çalışanların hüsranlarıyla doludur. Kıbrıs Türk halkı; adadaki varlığını, özgürlüğünü ve onurunu ne tesadüflere ne de başkalarının insafına borçludur. O onur; direnişle, kanla, canla ve Anavatan’ın tarihsel sorumluluğunu gözünü kırpmadan yerine getirmesiyle kazanılmıştır.​

Bugün Doğu Akdeniz’deki dengeleri kendi lehlerine değiştirebileceklerini sananlar, masalarda Kıbrıs Türk’ünü yok sayabileceğini düşünenler ya da kapalı kapılar arkasında sinsi planlar yapanlar büyük bir illüzyonun içindedir. Garantörlük hakkı; sadece bir antlaşma maddesi değil, adadaki barışın ve güvenliğin yegâne teminatıdır. Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığı ve garantörlüğü tartışmaya açık olmadığı gibi, KKTC’nin bağımsızlığı ve geleceği de herhangi bir pazarlığın konusu olamaz.

Eşe, dosta ilan olunur ki; Türk milleti kardeşinin hakkını da hukukunu da sonuna kadar savunur. Dostluğun, müttefikliğin ve kederde-kıvançta bir olmanın ne demek olduğunu tarih boyunca göstermiştir, göstermeye de devam edecektir.

​Ve hasım olmaya çalışanlara açıkça duyurulur ki; Kıbrıs Türk’ünün yalnız olduğunu sananlar, karşılarında sarsılmaz bir iradeyi ve KKTC’nin dimdik duruşunu bulacaktır. Bu iradeyi sınamaya kalkanlar, dün olduğu gibi bugün de yarın da yanıldıklarını anlamak zorunda kalacaklardır.
​Kıbrıs Türk halkı özgürdür, onurludur ve kendi toprağında güvendedir. Bu gerçeği değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.