Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetiminin başına geçmesinden kısa bir süre sonra toplumun hemen her kesiminde ortak bir söylem oluştu. İş insanından esnafa, emekliden öğrenciye kadar herkes aynı soruyu soruyor: “Bu ekonomi ne olacak?” Ardından da benzer bir temenni geliyor: “Mehmet Şimşek gitse de biraz rahatlasak…”

Peki, toplumun geniş kesimlerinde oluşan bu rahatsızlık, uygulanan ekonomi politikalarının yanlış olduğunu mu gösteriyor? Kesinlikle hayır. Benim kanaatim, meseleyi yalnızca bugünün sıkıntıları üzerinden değerlendirmenin doğru olmadığı yönünde.

Mayıs 2023 seçimleri öncesinde Türkiye ekonomisi; düşük faiz, genişleyen kredi imkânları ve canlı tüketim üzerinden büyüyen bir modelle ilerliyordu. Ancak bu modelin beraberinde getirdiği yüksek enflasyon ve ekonomik dengesizlikler de giderek belirginleşiyordu.

Seçimlerin ardından ekonomi yönetiminde başlayan değişimle birlikte sıkı para politikası, yüksek faiz ve enflasyonla mücadele öncelikli hâle geldi. Ekonominin aşırı ısınan motorunu soğutmaya yönelik bu adımlar, kısa sürede toplumun bütün kesimlerini etkiledi.

İçinde bulunduğumuz dönemi, kanser tedavisinde kullanılan kemoterapiye benzetebiliriz. Kemoterapi, hastayı yoran ve çeşitli yan etkilere yol açabilen zorlu bir tedavi yöntemidir. Ancak uygun hastalarda, doğru şekilde uygulandığında hastalıkla mücadelede önemli bir rol oynar ve hastayı kurtarır.

Elbette yüksek faizden kimse memnun olmaz. İş insanı uygun finansman, esnaf canlı bir piyasa, vatandaş ise gelirinin alım gücünü korumasını ister. Tıpkı kemoterapiden kaynaklanan yan etkiler gibi. Fakat bazen kısa vadeli rahatlamadan vazgeçmek, uzun vadeli ekonomik istikrar için gerekli olabilir.

Ancak şu soruyu da sormak zorundayız: Enflasyonla mücadele edilmediğinde ortaya çıkacak uzun vadeli maliyetler, bugün yaşadığımız sıkıntılardan daha mı hafif olacaktır?

Burada önemli olan, uygulanan politikaların gerçekten sonuç verip vermediğidir.

Gelin isterseniz programın olumlu sonuçlar verdiğini bir kaç rakamla ifade edeyim;

Geçtiğimiz günlerde canlı olarak dinlediğim İstanbul Finans Merkezi’ndeki “Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon” zirvesinde Sayın Bakan eleştiriler karşısında dikkat çekici bazı rakamlar paylaştı. Ardından ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmelerini ve mevcut ekonomik göstergeleri şu başlıklar altında ele aldı:

(Bire bir cümlelerini eksiksiz aktarıyorum)

ENERJİ FİYATLARI VE ENFLASYON

Örneğin, şu anda Cenevre’deki fiyatlandırma üzerinden değerlendirildiğinde, varil fiyatı 104 dolar olan petrolün maliyetinin 180 dolarmış gibi fiyatlandığını ifade etti. Bunun temel nedeni olarak savaşlar nedeniyle küresel rafineri kapasitesinin tam kapasiteyle çalışamamasını gösterdi. Bu durumun enflasyon üzerinde olumsuz baskı oluşturduğunu belirtti.

Bütçe açığı ve deprem harcamaları

Deprem felaketinin ardından 104 milyar dolar harcama yapılmasına rağmen bütçe açığının Maastricht kriteri olan yüzde 3’ün altına indirildiğini vurguladı. Başlangıçtaki hedeflerinin ise bütçe açığını yüzde 3,5 seviyesine düşürmek olduğunu ifade etti.

KAMUDA TASARRUF

Sık sık eleştirilen kamuda tasarruf uygulamalarına da değinen Sayın Bakan, kamu cari harcamalarının 2023-2024 ortalamasında yüzde 4,6 seviyesinde olduğunu, bugün ise yüzde 2,9’a gerilediğini belirtti.

Bu tasarrufun parasal karşılığının 464 milyar TL olduğunu ve söz konusu tutarın altı bakanlığın bütçesinden daha yüksek olduğunu ifade etti.

VERGİDE ADALET VE KAYIT DIŞILIKLA MÜCADELE

Dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payının 2023 yılında yüzde 65 olduğunu, mevcut tahminlere göre bu oranın yüzde 59,3’e gerilemesinin beklendiğini belirtti. Böylece uzun yıllar sonra dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının yüzde 60’ın altına ineceğini ifade etti.

Kayıt dışılıkla mücadele kapsamında ise gelir vergisi beyanname sayısının 3,8 milyondan 5,5 milyona yükseldiğini; vergi ve prim gelirlerinin millî gelire oranının da yüzde 20,5’ten yüzde 24,6’ya çıktığını dile getirdi.

Yani söylenildiği gibi ekonomi programının bir ilerleme kaydetmediği olumlu bir sonuç vermediği algısı tamamen yanlış.

Çünkü kemoterapi benzetmesinde olduğu gibi, tedavinin zorluğu ve yan etkileri onun doğru olmadığını göstermez; başarısını sonuçları belirler.

HALK İRADESİ > SİYASİ NÜFUZ

Malumunuz, bazı çevreler tarafından fon skandalına ilişkin herhangi bir mücadele yürütülmediği, iktidara yakın isimlerin açıklanmadığı, yargı sürecinin işletilmediği ve gerekli adımların atılmadığı yönünde eleştiriler dile getiriliyor.

Bu iddialara karşı, her hafta bu köşeden soruşturma kapsamında atılan somut adımları ve yaşanan gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Son olarak;

* Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun, fon soruşturması kapsamında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” ve “rüşvet” suçlamalarıyla gözaltına alındı.

* AK Parti Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşi Fatih Erdoğan’a ait Pasifik Holding’in tüm mal varlığına tedbir kararı konuldu.