Bugün hafızalarınızı tazelemek için sizi biraz geriye götürmekistiyorum. 2019 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçilen Ekrem İmamoğlu, mazbatasını almasıyeniden oy sayımı dolayısıyla gecikince; “İstanbul hizmet bekliyor. Mazbatamı çabuk verin.” diyerek şov yapıyordu.

İstanbul’un ulaşım, trafik, su, deprem ve çevre kirliliği gibi sorunları dururken, İmamoğlu ilk iş olarak ne yaptı peki?

“İstanbul senin” adıyla duyurduğu projeyle İstanbul’un İstanbullulara ait olduğu algısı altında şehrin dijital verilerini ABD/İsrail, CIA/MOSSAD’a verdi mi?

22 Eylül 2019’da ABD’nin o dönem Türkiye Büyükelçisi David Satterfield ile birlikte imzaladığı “İstanbul Ulaşım ve Trafik Mükemmeliyet Merkezi” projesiyle İstanbul’un trafik görüntülerive dijital verileri ABD’ye verildi.

ABD/İsrail ve CIA/MOSSAD’a aktarılacak bu verilerin doğuracağı tehlikenin büyüklüğü konusunda o gün bilişim uzmanları ve AK Parti temsilcilerinin itirazlarını duyan olmadı.

İstanbul’un dijital verilerini düşman ülke ve istihbarat ülkelerine vermek nasıl bir gaflet, dalalet ve hatta hıyanettir?

Bir ülkenin dijital verilerinin ne kadar önemli olduğunu uzmanlar ve devlet yetkilikleri biliyordu da İmamoğlu ve Türkiye’yi yönetmeye talip CHP bilmiyor muydu?

Aslında onlar da bu verilerin ne kadar önemli olduğunu biliyorlardı ama bunları ABD ve İsrail’e vererek onlara bağlılıklarını, onlara sadakatlerini göstermek istiyorlardı.

CHP’nin ABD ve İsrail’in desteğiyle iktidara gelmesiyle onlara ne kadar çok hizmet edeceklerini ispat etmek istiyorlardı.

İmamoğlu, ABD ve İsrail’in desteğiyle cumhurbaşkanı olması halinde onlara ne kadar sadık olabileceğini ispatlamaya çalışıyordu.

Bunları aradan geçen yedi yıl sonra neden yazıyorum?

İmamoğlu Çetesi Davası sessiz sedasız Silivri’de devam ediyor. Suçlamalar yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, irtikap. Ancak bence İmamoğlu çetesiyle ilgili en büyük ve en tehlikeli sorun “İstanbul senin” projesiyle şehrin trafikle ilgili dijital verilerinin ABD/İsrail ve CIA/MOSSAD’a verilmiş olmasıdır.

Biz vatandaş olarak bunun ne kadar tehlikeli olduğunu ve işin vahametini somut olarak ne zaman gördük?

ABD/İsrail’in hacklediği kamera görüntülerini takip ederekİran’ın dini lideri dahil tüm devlet üst düzey yöneticilerini tek saldırıda öldürdüğünde gördük.

İmamoğlu’nun ABD’ye verdiği dijital verilerin Türkiye için ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu Türkiye düşmanı Michael Rubin’in 10 Mart’ta yaptığı şu paylaşımından öğrendik; “İsrail’in, Tahran’daki trafik kameralarını hacklediği için tüm İranlı liderlerin ve generallerin nerede olduğunu bildiği iddia ediliyor. Aynı durumun İstanbul ve Ankara’da da geçerli olması muhtemeldir. Şimdi soru şu: İsrail ya da Amerika Birleşik Devletleri’nin, Hamas veya Hizbullah’ı desteklemeye ya da Kürtleri öldürmeye karışan Türk siyasetçilerin, drone fabrikası çalışanlarının, istihbarat görevlilerinin ve askerî yetkililerin nerede bulunduğuna dair bilgileri çeşitli Kürt partilerine sağlaması ne kadar sürecek? Eğer gelecekte İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma olursa, hareketleri trafik kameraları tarafından takip edilen bu kişilerin ne kadar süre hayatta kalacağı düşünülüyor? Bir dakika mı? Beş dakika mı? Muhtemelen daha uzun değil.”

İmamoğlu’nun ABD/İsrail ve CIA/MOSSAD’ın eline nasıl tehlikeli bir silah verdiğini anladınız mı?

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Anna Ukolova, siber istihbaratın ulaştığı boyutu Rus RBC radyosunda değerlendirirken Rus yetkilileri şöyle uyardı; “Eğer savaşta İsrail karşıtı bir tavır takınırlarsa hayatlarını kaybedebilirler.”

Ukolova, Rusya’daki tüm web kameralarının kontrolünün ellerinde olduğunu ve Devlet Başkanı Vladimir Putin de dahil olmak üzere istedikleri hedefi kolayca vurabileceklerini de iddia etti.

İran’da yaşanan devlet yöneticilerinin öldürüldüğü saldırı, Rubin’in Türkiye’yi, Ukolova’ın Rusya’yı dijital veriler üzerinden tehdit etmesi, İstanbul’un ulaşım altyapısından elde edilen hassas bilgilerin yabancı istihbarat servisleri için “nokta operasyonlara” olanak sağladığını gösteriyor.

Peki bu hayati verileri Türkiye düşmanlarına kim verdi?

Silivri’de yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet ve irtikaptan yargılanan Ekrem İmamoğlu Çetesi’nin elebaşı olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu.

İstanbul’un dijital verilerinin yabancı ülke ve istihbarat örgütlerine verilmiş olması yapılan hırsızlık ve yolsuzluktan daha önemlidir. Umarım yargı bunun hesabını sorar, devlet de bu soruna bir çözüm bulur!