Cuma namazlarını Yıldız Hamidiye Camisinde kılarım. İki hafta önce namaza giderken caminin kapısında görevli arkadaşlar bekliyordu. Meclis Başkanımız Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un geleceğini söylediler. Ben de başkanın gelişini bekledim. Cumasını tebrik ettim, hal hatır sordum. Başkanı biraz durgun gördüm ama her zamanki gibi zarafeti ve nezaketi üzerinde idi. Terörsüz Türkiye yasası için uzun zamandır çalıştıkları için yolun sonuna gelmişlerdi. Nasıl durgun ve yorgun olmasın ki; 50 yıllık bir musibetten kurtulmak nice yorgunluklara bedel bir iştir. “İnşallah önümüzdeki hafta yasayı çıkaracağız” dedi. Gözün aydın Türkiye, yasa çıktı. Hem de 467 milletvekilinin kabul oyuyla.

Zor zamanların sultanı Abdülhamit Hanın yaptırdığı, bizzat çalıştığı bu ulvi mekânda kıymetli başkanımla cumayı beraber kılmak nasip oldu. Bu camiye her gelişimde farklı duygular yaşıyorum. Sanki bu camide namaz kılmak “vatan nöbeti” tutmak gibi geliyor bana… Camiye girerken ve çıkarken 21 Temmuz 1905 tarihinde Ermeni Devrimci Federasyonu tarafından düzenlenen suikastı hatırlıyorum.

Padişah Cuma namazından sonra caminin girişinden cemaati selamlar. Ermeni suikastçılar padişahın camiden çıkıp arabasına yürüme mesafesini 1 dakika 42 saniye olarak hesaplamışlar ve bombanın patlama süresini ona göre ayarlamışlar. Şeyhülislam Cemaleddin Efendi merdivenlerde padişaha bir soru sorarak onun geç kalmasına vesile olur. O sırada patlayan bomba; 26 kişinin şehit olmasına, 58 kişinin yaralanmasına sebep olur. Padişah Sultan II. Abdülhamit saldırıdan yara almadan kurtulur.

Sultan Abdülhamit Han bu suikasttan kurtulur ancak iç ve dış düşmanların tezgâhı hiç bitmez. Çünkü onların derdi sadece padişahı öldürmek değil koca çınar Osmanlı’yı yıkmak. Nitekim Abdülhamit devrildikten sonra koca devlet kısa zamanda tarumar olmuş, tarihin sayfalarına karışmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti, 40 yıldır hem içerde hem de dışarıda terör şebekelerinden çok çekmiştir. Bu terör hadiseleri on binlerce cana mal olmuştur. Ekonomik kayıpları yüz milyarlarca doları aşmıştır. 2009 yılında Milli Birlik ve Kardeşlik Projesiyle başlatılan çabalar karanlık eller tarafından baltalanmış, büyük bir fırsat kaçırılmıştır. O günkü çabaların da bugün alınan neticede büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.

Geçmişi çok kurcalamanın anlamı yok. Onu artık geri getiremeyiz. Şimdi geleceğe bakma zamanıdır. Böylesine kıymetli bir sonucu milletimize devletimize kazandıran başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Numan Kurtulmuş’a gönülden teşekkür ediyoruz. Kahramanlar listesi yapsak sayacak çok isim var ama devletin en tepesinde bu liderlerin ufku sayesinde terör belasından kurtulduk.

Meclis başkanımız Numan Kurtulmuş mecliste süreci çok hassas teraziler üzerinden yürüttü. Kuşatıcı ve beyefendi kimliğinin sürecin ilerlemesinde önemli katkısı olduğunu düşünüyorum. Böylesine zor zamanlarda söylenen her cümle, her kelime işi başka bir boyuta taşıyabilirdi. Çok şükür, şöyle bir geri adım atıp, derin bir nefes alıp, biraz tefekkür edince kaybettiğimiz nice cana ve zamana üzülmemek elde değil.

Bazıları diyor ki “Yahu terör bitti zaten neyin yasasını çıkarıyoruz.” Terör bitse bile minareyi doğrultmak devletin görevi değil midir? Hiç kimsenin aklında ve gönlünde bir şüphe kalmadan el ele omuz omuza yürümek için buna gerek vardı. Zaten devlet zaman zaman kendine karşı yapılan hataları telafiye fırsat veren mekanizmanın adıdır.