İstanbul metrosunda yaşadıklarını anlatarak sosyal medya hesabından video paylaşan Hatice Ö., kullandığı ifadelerle Türkiye'nin gündemine oturdu. Ancak gündeme gelmesinin nedeni yaşadığı bir mağduriyet değil, sarf ettiği nefret dolu sözler oldu.
Hatice Ö., metroda karşılaştığı başörtülü bir anne ve kızını cep telefonu kamerasıyla görüntüleyerek, "Barzo gibi geçiyorlar. Her tarafından cahillik akıyor. Mümkünse bütün kapalılar kapatılsın, imha edilsin" ifadelerini kullandı.
Evet, yanlış okumadınız...
Bir anne ve kızını yalnızca başörtülü oldukları için hedef aldı.
Onlara "barzo" dedi.
"Cahil" dedi.
Yetmedi...
Milyonlarca başörtülü kadını hedef alan sözler sarf etti.
Daha da ileri giderek "imha edilsin" ifadesini kullandı.
İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor.
Tartıştığın kişiyi neden kılık kıyafeti ile nefret ifadesi kullanıyorsun ve daha bir çok insanı da hedef alıyorsun.
Bir insanın inancı sizi neden rahatsız eder?
Bir insanın yaşam tarzı sizi neden öfkelendirir?
Yıllardır özgürlükten, insan haklarından ve demokrasiden söz edenlerin bir kısmı konu başörtülü insanlar olunca nedense bambaşka bir kimliğe bürünüyor.
Kendileri gibi düşünmeyenlere tahammül gösteremiyorlar.
Kendileri gibi yaşamayanları küçümsüyorlar.
Kendileri gibi giyinmeyenleri aşağılıyorlar.
Hatice Ö.'nün başörtülülere ve onların inançlarına yönelik kullandığı saygısız ifadeler sonrası Türkiye adeta ayağa kalktı.
Sosyal medyada binlerce yorum peş peşe geldi.
Vatandaşlar, bir anne ve kızının yalnızca başörtülü oldukları için hedef alınmasına sert tepki gösterdi.
Birçok kişi bunun ifade özgürlüğü değil, açıkça nefret söylemi olduğunu dile getirdi.
Çünkü burada eleştiri yok.
Burada hakaret var.
Burada aşağılama var.
Burada ayrıştırma var.
Burada toplumu birbirine düşürmeye çalışan tehlikeli bir dil var.
Kapalı bir anne ve kızını hedef alan Hatice Ö., kullandığı "cahillik akıyor", "hanzo", "barzo" gibi ifadelerle yalnızca iki kişiye değil, milyonlarca başörtülü kadına ve onların inançlarına hakaret etmiştir.
Hatice Ö.'nün kin kusan, insanları ayrıştıran ve toplumu kutuplaştıran bu sözlerine dur demek gerekir.
Kaldı ki kimse benim annemin başörtüsünü çıkaramaz.
Kimse bir başkasının inancına karışamaz.
Herkes dilediği gibi giyinir, dilediği gibi yaşar.
Türkiye özgürlükler ülkesidir.
Bu ülkede başörtülü kadın da özgürdür, başı açık kadın da özgürdür.
Kimsenin yaşam tarzı diğerinden üstün değildir.
Hatice Ö. derhal başörtülü kardeşlerimizden, annelerimizden ve bu sözlerden dolayı incinen herkesten özür dilemelidir.
Hakkında gerekli hukuki işlemler de sonuna kadar uygulanmalıdır.
Çünkü toplumun bir kesimine karşı kusulan nefretin mutlaka bir karşılığı olmalıdır.
Üstelik mesele sadece başörtüsü de değildir.
Bu ülkede kim olursa olsun; başı açık ya da başı kapalı, hangi görüşten olursa olsun, nefret söylemi kullanan herkese karşı aynı kararlılık gösterilmelidir.
Çünkü halkı bölmek, insanları birbirine düşürmek, ötekileştirmek ve kutuplaştırmak bana göre açık bir bölücülüktür.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da gelen tepkiler üzerine harekete geçti. Yapılan inceleme sonucunda Hatice Ö. hakkında "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçlamasıyla soruşturma başlatıldı ve gözaltı kararı verildi.
Hatice Ö.'nün sarf ettiği sözler ifade özgürlüğü değildir.
İfade özgürlüğü hakaret etme özgürlüğü değildir.
İfade özgürlüğü nefret kusma özgürlüğü değildir.
Bana göre bu sözler cehaletin, tahammülsüzlüğün ve nefretin dışa vurulmuş halidir.
Asıl cahillik insanların kıyafetlerine bakarak onları yargılamaktır.
Asıl cahillik bir insanı inancı nedeniyle aşağılamaktır.
Asıl cahillik farklılıklara tahammül edememektir.
Ve unutulmamalıdır ki bir toplumun huzurunu bozan şey farklılıklar değil, farklılıklara duyulan tahammülsüzlüktür.
Bugün hepimizin karşı çıkması gereken şey de tam olarak budur.
Bu ata sözünü de unutmamak lazım. Ne demiş atalarımız: Akıl ile hareket etmeyen, cahilliği ile övünür.