İnsanlık onurunun, vicdanın ve adalet arayışının yeniden hatırlandığı, yüreklerin aynı sızıyla titrediği kutlu bir zaman dilimindeyiz, Muharrem ayı.
"Her yer Aşura, her yer Kerbela" diyerek Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt mensuplarının o mukaddes acısını içimizde yaşatırken, bu 12 günlük Yas-ı Matem nefsini terbiye edenlerin, cana kıymayı haram bilenlerin, et yemeyip su içmeyerek o susuzluğu ruhunda hissedenlerin ortak çığlığıdır.
Asırlardır bu topraklarda pişen hüzün de bizimdir, neşe de...
Kerbela, coğrafyamızın ortak sızısı, mazlumun yanında, zalimin karşısında durmanın zamansız nişanesidir.
İşte bu yüzden Muharrem, sadece geride kalmış bir acıyı anma dönemi değil, bağrımızdaki kırgınlıkları onarma, tedavi etme, birbirimizin gözünün içine bakarak o kadim kardeşliği yeniden mühürleme zamanıdır.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Valiliği tarafından düzenlenen Yas-ı Matem oruç açma buluşmasına katıldım.
Çok kültürlü toplum yapımızın en nadide çiçeği olan Alevi canlarımızla aynı sofrada, aynı hüzün ve hürmetle bir araya geldik, hemhal olduk, kucaklaştık.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ve Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Genel Başkanı Fermani Altun gibi toplumun farklı renklerini, kesimlerini ortak değerlerde buluşturan kıymetli isimlerin yer aldığı bu sofra, sıradan bir buluşmanın çok çok ötesindeydi.
Bu anlamlı buluşma, devletimizin Alevi vatandaşlarımıza verdiği önemin, onları kucaklayan o samimi vizyonun somut bir göstergesiydi.
Yıllarca göz ardı edilen sorunların, dertlerin masaya yatırılması, çözüme kavuşturulması yönündeki kararlılık ve en önemlisi de herkesi olduğu gibi kabul eden o büyük devlet aklı, salondaki herkesin yüreğine su serpti.
İşte tam da bu noktada, bu mühim kucaklaşmanın arkasındaki gizli kahramanlardan, o masadaki en umut verici isimden bahsetmek gerekir, Esma Ersin.
Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görevine getirilen Esma Ersin, hem siyaset hem de iş dünyasındaki o güçlü tecrübesini, bugün toplumsal barışın, huzurun ve gönül köprülerinin inşası için seferber etmiş durumda.
Hakkını teslim etmek gerekir, Esma Hanım gerçekten çok çalışıyor. Gece gündüz demeden, Alevi canların sorunlarını devlet nezdinde en doğru, en duru haliyle temsil etmek ve çözüme kavuşturmak için samimi bir ömür tüketiyor.
Onun bu azmi, devletin şefkatli elinin cemevlerine, köylere, şehirlere ulaşmasındaki en büyük itici güç haline gelmiş.
Ankara'nın soğuk koridorlarında üretilen politikalardan değil, sahaya inen, canların sofrasına oturan, sorunları yerinde dinleyip anında çözüme kavuşturan dinamik bir liderlikten bahsediyoruz.
Esma Hanım'ın sergilediği bu samimi performans, kurumların sadece kağıt üzerinde kalmadığının, bilakis Alevi toplumumuzun yüzyıllık haklı taleplerine ne kadar ciddiyetle yaklaşıldığının en net kanıtıdır.
Devletin kudretiyle ananın şefkatini aynı potada eritebilmek büyük bir maharettir.
Millet olarak en büyük ihtiyacımız, birbirimizin acısına hürmet etmek ve birbirimizi olduğumuz gibi kabul edebilmektir. Yas-ı Matem’in o derin matemi bittiğinde, aşure gibi rengarenk, çeşitli ama tek bir kapta lezzet bulan o birliğe ulaşacağız, ulaşmalıyız.
Devletin bu kucaklayıcı refleksini görmek ve Esma Ersin gibi vizyoner, çalışkan isimlerin bu yolda canla başla yürüdüğüne şahit olmak geleceğe dair umutlarımızı yeşertiyor.
Allah iyilerin, bu topraklar için dertlenenlerin yardımcısı olsun.
Tutulan matem oruçları, edilen dualar kabul olsun.