Rivayet edilir ki, İstanbul’da bir peynir tüccarı yaşarmış.

Trakya’dan getirdiği peynirleri İstanbul’da satar satamadığı, kokmuş peynirlerini İzmir’e gemilerle gönderir, orda satarmış.

İzmir’e peynir gönderdiği gemilere her seferinde, paralarını İzmir de peynirler satılınca ödeyeceğini söyleyerek, ticari gemileri mağdur edermiş.

Bir gün canına tak eden bir gemi kaptanı, “Kardeşim lafla peynir gemisi yürümez, tayfalara para, gemiye kömür lazım” demiş…

Laf, dayanağı olmayan, içinde eylem/amel doğmayan bir söz olduğu gibi içinde sevgide barındırmaz. Sevgisiz ve amelsiz söz söylemek, insanların duygularını, ümitlerini çaldığı için laf haramdır.

Laf sahibi, tüccarsa ticaretinin ömrünü kısaltır, siyasetçiyse, politikadaki ömrünü kısaltır.

Laf, yalnızca laf söyleyenin mesleğinin ömrünü kısaltmakla, kalmaz sahibinin de ömrünü kısaltır.

Birbirine seçmen açısından rakip, ideoloji ve politik mantık bakımından fotokopi olan CHP ve HDP, kokmuş peynir tüccarı gibi laf konusunda bütün maharetlerini sergilemekteler.

Elbette 7 Haziran pazarında bu kokmuş peynirlerin ne kadar alıcısı olacak belli olacaktır.

Gemi kaptanı her ne kadar ‘Lafla peynir gemisi yürümez’ dese de, kokmuş peynir tüccarlarının laflarının içinin boş ve yalan olduğunun tecrübesi ağıra patlayacaktır.

HDP kokmuş peynirini satmak için anlaşılan o ki özel yetenekler geliştirmiş ve yeni teknoloji destekli, kokmuş peynir satışını patlatacak yollara başvuracaktır.

Herhalde “peynirin kokuyor” diyen müşterisine, peynirlerin fotoğrafını koklatarak kokmadığını ispat ederler.

Doğuda seçmenle yapılan röportajlarda deniliyor ki, bizden akıllı telefonlarla verdiğimiz oyların fotoğraflarını PKK’lılar isteyecek…

Bence Güneydoğu Anadolu seçmeni, iki pusulayla girsin oy kabinine, pusulanın birine, HDP’ye verilmiş gibi fotoğrafını çekip göndersinler, diğerine de diledikleri partiye oylarını verip sandığa atsınlar, bir anlık mutluluk da mutluluktur…

Bu seçimden koalisyon hükümeti çıkarma hayalini yıkan MHP, açıkladığı seçim beyannamesi ile ülkücülerde büyük bir hayal kırıklığına sebep olduğu kanaatindeyim. Çünkü hiç kimse vaatler üzerine bina edilmiş bir beyanname beklemiyordu, iktidara tek başına yürüyorum diyen bir partiden. Her nedense o da vaat şehvetine kapıldı.

Artık Sezai Karakoç abinin Diriliş Partisi’nden bekliyorum, seçim beyannamesi nasıl olurmuş, herkes bir görsün.

Anlaşılan o ki, AK Parti’ye bu eski partilerden bir alternatif çıkmayacak.