Gerek tarih boyunca ve günümüzde, insanların inanç ve güven duygularını suistimal ederek maddi, siyasi ya da cinsel kazanç sağlayan, üyelerini izole edip manipüle eden pek çok yapı ortaya çıkmıştır.
Sosyolojide ve psikolojide bu tür yıkıcı gruplara genellikle "kült" (cult) veya yıkıcı tarikatlar deniyor.
Seküler ya da Beşerî İstismarcı Kült Cemaat ve Tarikat Örnekleri:
Sosyolojide "seküler kült" veya "seküler tarikat" olarak adlandırılan yapılar da; arkalarında tanrısal, kutsal ya da metafizik bir dinî inanç olmamasına rağmen, geleneksel tarikatların uyguladığı tüm manipülasyon, itaat, izolasyon ve sömürü mekanizmalarını birebir kullanan yapılardır.
Bu yapılar din yerine bilim, psikoloji, siyaset, kişisel gelişim, ticaret veya uzay bilimi gibi kavramları kutsallaştırarak insanları istismar ederler.
Aum Şinrikyo (Yüce Gerçek-Budizm/Hinduizm Senkretizmi-Japonya): Şoko Asahara adlı kör bir yoga öğretmeni tarafından kurulan tarikat, Budizm ve Hinduizm ögelerini kıyamet teorileriyle harmanlamıştır. Asahara, kendisinin İsa ve ilk Buda olduğunu iddia ederek müridlerinin tüm mal varlıklarına el koymuştur. Grup, 1995 yılında Tokyo metrosuna Sarin gazı saldırısı düzenleyerek 13 kişinin ölümüne ve binlerce insanın yaralanmasına neden olmuştur.
Osho Akımı/Rajneeshpuram (Hinduizm/New Age-Hindistan/ABD): Bhagwan Shree Rajneesh (Osho), geleneksel dinlerin baskısından kurtulma, meditasyon ve aydınlanma vaadiyle dünya çapında on binlerce eğitimli insanı etrafında toplamıştır. Oregon'da kurdukları komünde müridlerin yoğun emeği sömürülmüş, lider lüks Rolls-Royce koleksiyonları yaparken, tarikat yönetimi yerel seçimleri etkilemek için bölge halkını biyolojik silahla (salmonella) zehirleyecek kadar suç odağı haline gelmiştir.
Scientology (Modern Dönem/Bilimkurgu Kökenli): Bilimkurgu yazarı L. Ron Hubbard tarafından kurulan ve kendisini bir din olarak kabul ettiren bu yapı, insanların psikolojik travmalarını "temizleme" vaadiyle çalışır. Üyeler, üst aşamalara geçebilmek ve "gizli bilgilere" ulaşabilmek için kiliseye devasa paralar ödemek zorundadır. Ayrılmak isteyen üyeler tehdit edilir, casuslukla izlenir ve psikolojik baskıya maruz bırakılır.
Kişisel Gelişim ve Psikoloji Maskeli İstismarcı Kült Yapılar:
NXIVM (Nexium-ABD): Keith Raniere tarafından kurulan bu yapı, dışarıdan bakıldığında iş insanlarına ve kadınlara yönelik prestijli bir "kişisel gelişim, liderlik ve executive koçluk" şirketi gibi görünüyordu. Ancak içeride, üyelerin tüm sırları şantaj malzemesi olarak toplanıyor, kadınlar köleleştiriliyor, liderin baş harfleri müridlerin vücuduna damgalanıyor ve devasa paralar sömürülüyordu. Tamamen seküler ve rasyonel bir başarı mottosuyla binlerce eğitimli insanı ve Hollywood yıldızını tuzağına düşüren bu yapının lideri, 2020'de 120 yıl hapis cezası almıştır.
Synanon (ABD): 1958 yılında Charles Dederich tarafından uyuşturucu bağımlılarını tedavi etmek amacıyla kurulan seküler bir rehabilitasyon merkeziydi. Zamanla katılımcıların hayatlarını tamamen kontrol eden, alternatif bir yaşam topluluğuna (kült) dönüştü. Üyelerin saçları zorla kazıtılıyor, çocukları ailelerinden ayrılıyor ve liderin emirlerine uymayanlar şiddete maruz kalıyordu. Bilimsel rehabilitasyon iddiasıyla başlayıp silahlı bir çeteye evrilmiştir.
Siyasi ve İdeolojik İstismarcı Kült Yapılar:
Democratic Workers Party (Demokratik İşçi Partisi-ABD): Sosyoloji profesörü Marlene Dixon tarafından 1970'lerde kurulan Marksist-Leninist seküler bir siyasi gruptu. Dinî inançları tamamen reddeden bu yapı; üyelerinin ne kadar uyuyacağına, kiminle evleneceğine, maaşlarının ne kadarını partiye bağışlayacağına lider Dixon'ın karar verdiği katı bir tarikata dönüştü. Üyeler üzerinde ağır psikolojik baskı ve özeleştiri seansları uygulanıyordu.
LaRouche Hareketi (ABD/Uluslararası): Lyndon LaRouche etrafında şekillenen bu siyasi hareket, aşırı sol eğilimlerle başlayıp zamanla aşırı sağ ve komplo teorisi odaklı seküler bir kült haline gelmiştir. Üyeler ailelerinden koparılıyor, günün 18 saati liderin teorilerini yaymak ve hareket için para toplamak amacıyla amansızca çalıştırılıyordu.
Kült Yapı Olarak Ticari ve Network Marketing Yapıları ve Yıkıcı Doğrudan Satış Şirketleri:
Her doğrudan satış şirketi tarikat değildir; ancak bazıları "seküler ticari tarikat" mantığıyla çalışır. Üyelere "finansal özgürlük, milyarder olma hayali ve seçilmiş azınlık" vaat edilir. Toplantılarda dinî ayinleri andıran yüksek enerjili ritüeller düzenlenir. Üyelerden sisteme şüpheyle yaklaşan aile bireyleri ve arkadaşlarıyla (negatif enerji yaydıkları gerekçesiyle) ilişkilerini kesmeleri istenir. Bireyler, ellerindeki tüm parayı satamayacakları ürünlere yatırmaya zorlanarak maddi olarak sömürülür.
Kült Yapı Olarak Kişisel Terapi ve Felsefe Akımları:
Werner Erhard tarafından 1970'lerde başlatılan ve günümüzde de Landmark adıyla devam eden bu sistem, katılımcılara "hayatlarını dönüştürme ve potansiyellerini açığa çıkarma" vaat eden agresif kitle seminerleridir. Katılımcılar günlerce pencereleri kapalı salonlarda, tuvalet molalarının bile katı kurallara bağlandığı ortamlarda yoğun psikolojik baskı altında tutulur. Eski üyeler, yapının sürekli olarak yeni üyeler getirme baskısı kurduğunu ve insanları duygusal olarak bağımlı hale getirdiğini belirtmektedir.
Peki, seküler bir yapının "Tarikatlaşma" belirtileri nelerdir?
Bir grubun dinî olmaması, insanları istismar etmeyeceği anlamına gelmez. Seküler bir yapının tehlikeli bir tarikata dönüştüğünü şu belirtilerden anlayabilirsiniz:
Kutsallaştırılmış Lider: Dinî bir peygamber olmasa da "dünyanın en zeki insanı", "kusursuz dahi" veya "büyük kurtarıcı" olarak görülen, eleştirilemez bir lider vardır.
Gizli ve Aşamalı Bilgi: Gerçek amaçlar ilk başta gizlenir. Üye içeride yükseldikçe ve daha çok para/emek harcadıkça "gizli öğretilere" ulaşır.
Dış Dünyayı Aşağılama: Yapının dışındaki herkes "koyun", "uyuyanlar", "başarısızlar" veya "Gelişememiş vizyonsuzlar" olarak nitelendirilir.
Aşırı Emek ve Para Sömürüsü: Ve sonunda gönüllülük adı altında kişilerin tüm zamanı, emeği ve bütçesi yapı tarafından yutulur; hatta hayatı bile…
Aslında her şey açık…
Aklımızı ve temel dini kaynaklarımızı, tarihsel tecrübelerimizi kullanarak kimsenin oyununa ya da hipnozuna gelmemek temennisiyle…