İran ile İsrail ve ABD arasında devam eden ama biran önce sona erdirilmesi gereken savaşın küresel ticaret üzerindeki baskısı her geçen gün biraz daha artma eğilimindedir.

Özellikle Hürmüz Boğazı gerçeğinin boğadan geçecek olan gemiler üzerindeki baskısı küresel ticarette yeni boyutların ortaya çıkmasına vesile olmaktadır.

Boğazın kapatılmasının küresel ticaret ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisi sebebiyle maliyetlerin arttığı bir sürecin içerisinden geçmekteyiz.

Ülkemizde özellikle üretim yapmak durumunda olan şirketlerin işi savaşın uzaması ve boğazın kapalı tutulması vesilesiyle ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Aynı şekilde yurtdışında bulunan şirketlerinde aynı maliyet baskısıyla zorlandığı herkes tarafından bilinen bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.

Üzerinden uzun zaman geçmemiş olan pandeminin etkisini hala üzerinde hisseden şirketlerin bir de üzerine savaş sebebiyle etkilenen ek maliyetlere ve tedarik problemlerine çokta katlanacak durumları yok gibidir.

Pandemi döneminde yaşanan sorunların savaş sebebiyle derinleşeceğini görmek ve ona göre hareket etmek zorunluluğunu şirketlerin hissetmesi son derece önemlidir.

Eğer derinleşecek olan problemler şimdiden görülmez ve gerekli önlemler alınmazsa şirketlerin bırakın kar etmelerini ayakta kalmaları bile mümkün olmayabilecektir.

Öyle ki 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan savaşın küresel ticaret üzerindeki şu gerçeği ortaya koyduğu unutulmamalıdır; doğalgaz, gübre ve petrol gibi son derece kritik öneme sahip hammaddelerin tedarik tarafında yaşanan sıkıntılar uluslararası ticareti düşünülenden daha çok etkilemiştir.

Bu konuyla ilgili olarak Uluslararası Enerji Ajansı’nın yapmış olduğu açıklama durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne sermektedir.

Ajansın açıklamasına göre geçtiğimiz ay olan mart ayında küresel sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık yüzde 20’si ile dünya petrolünün yaklaşık yüzde 10’u dünya piyasasından çekilmiştir.

Ortaya çıkan bu verilerin küresel enerji piyasasında bu zamana kadar yaşanan en büyük kayıp olduğunu ortaya koyar nitelikte olduğunun bilinmesi ve yapılacak olan değerlendirmelerin bu çerçevede yapılması gerekmektedir.

Düşünün savaş sonrası 1 aylık süre içerisinde her iki enerji emtiasında toplamda yüzde 30’luk bir kayıp bulunmakta ve bu kayıp savaşın devam edeceği her an artarak devam edecektir.

Küresel anlamda bu kayıpları telafi etmek çok kolay olmayacak ve bu kayıplar bizlere ek maliyet olarak gelmeye devam edecektir.

Pandemi döneminde dünya küresel ticaretinde çok ciddi bir talep şoku yaşanırken bu savaşta yaşanan şok arz tarafında bulunmaktadır.

Ekonomide talebin olduğu durumlarda arz tarafında sorunlar yaşanırsa fiyatlar genel seviyesinin yükseldiği gerçeğinden hareket ederek bu arz şoku devam ederse enflasyonla mücadele eden ülkemizde enflasyon karşısında mücadelede ciddi sorunlar yumağı bizleri bekleyebilir.

Aynı durum dünyanın diğer ülkelerinde de baş göstereceği için küresel anlamda ciddi bir çıkmazla karşı karşıya kalınacağı kesindir.

Hürmüz Boğazının kapalı olmasından kaynaklanan sorunların daha da artacağı varsayılarak hesaplamalar tekrar tekrar yapılmalıdır. Çünkü önümüzdeki süreçte bu bağlamda ki sorunlar daha da yukarılara doğru tırmanacaktır.

Savaşın etkisinin ne kadar olduğu henüz tam olarak hesaplanmış olmamakla birlikte zamanla bu etkinin maliyeti tam olarak ortaya konulacaktır.

Jeopolitik anlamdaki risklerin artık stratejik olarak görüldüğü günümüz dünyasında her bir riskin hesaplaması ince ince yapılmazsa küresel ticaretin çıkmazlarının büyüyeceği kesin gibi durmaktadır.