Geçtiğimiz hafta ülkemizde üst üste iki günde yaşananlar her birimizi derinden etkiler nitelikteydi.
Toplumun geldiği noktada yaşanan olayların nedenlerinin her yönden araştırılması ve çözüme kavuşturulması her bir vatandaşın en büyük arzusu konumundadır.
Çocukların ve gençlerin bu duruma nasıl geldiği ortaya konulmaya çalışılırken tüm önyargılar bir tarafa bırakılmalıdır.
Ailelerin çocukları büyütürken dikkat etmesi gereken hususlardan toplumun bir çocuğa veya gence nasıl yaklaşması gerektiğine kadar tüm hususlar mutlaka ama mutlaka göz önünde tutulmalıdır.
Artan şiddet olaylarının arkasındaki sebepler ortaya konulmadıkça ve bu sebeplerin ortadan kaldırılmasına yönelik toplum yönlendirilmedikçe sorunların çözüme kavuşturulması çokta olanaklı gözükmemektedir.
Bunun için yapılması gereken en önemli husus maddi eğitimin yanında manevi eğitimi de çocuklarımıza ve gençlerimize vermek mecburiyetindeyiz.
Yaptığımız ve yapacağımız her hareketten ötürü sorumlu olduğumuzu çocuklarımıza veremezsek o çocukların gelecekte yapacakları konusunda çok kesin konuşmalar yapamayız.
Önce ailede sonrasında ise okulda devam eden bir manevi eğitim iklimi çocuklarımızın geleceğe daha iyi hazırlanmalarına sebep olacaktır.
Bir çocuk bir bitkiden tutun da bir hayvana kadar yaratılmışların her birine zarar vermenin son derece yanlış olduğunu bilir ve o yaklaşımla büyütülürse asla toplumda zarar verebilecek bir birey olarak yer alamaz.
Bunun yanında insanlara ve hayvanlara yardım etmenin ne kadar iyi bir hareket olduğunun bilinciyle yetiştirilirse hem yardımlaşma duygusunu tatmış hem de bunu etrafına yansıtmış bir birey olarak toplumda faydalı bir yaklaşımla ortada durur.
Tüm bunların yanında insanın yaptığı her hareketten ötürü sorumlu olacağı bilinciyle hayata hazırlanılırsa hayatının her safhasında her hareketine ve davranışına son derece özen gösterir.
Eğer çocuklarımıza önce ahlak ve maneviyatı öğretemezsek sonrasında başımıza gelenlerden bizlerin sorumlu olacağını bilmek zorundayız.
Nasıl ki ahlak ve maneviyatın olmadığı bir toplum yok olmaya mahkumsa aynı şekilde ahlak ve maneviyatla donatılmayan her çocuğunda bir gün solacağını bilmek mecburiyetindeyiz.
Her çocuk tıpkı bir çiçek gibidir. Nasıl ki çiçeğe su vermez ve beslemezsek çok çabuk şekilde solarsa aynı şekilde çocuklarımızı da hem maddi hem de manevi anlamada beslemezsek bir gün solup gidecektir.
O yüzden çocuklarımızla her an birer arkadaş gibi olmalı onlara yakın durmalıyız.
Çocuklarımızı sosyal medyanın tuzaklarından kurtarabilmek ve sosyal medyada vakit geçirmesinin önüne geçebilmek için her türlü fedakarlığı yapmakla mükellefiz.
Çocuklarımızı cep telefonu ve tabletlerle ne kadar geç tanıştırırsak onlara o kadar büyük iyilik yapacağımızın farkında olarak hareket etmeliyiz.
Maalesef toplum içerisinde henüz 1 veya 2 yaşlarında olan çocuklarına yemek yedirebilmek veya bir toplumda çocukları ile daha az uğraşmak için o çocukların önlerine tablet koyan ailelere çok fazla rastlıyorum.
Bu durum kanımca bir çocuğa yapılabilecek en büyük kötülüktür. Lütfen anne babalar kendi rahatları için çocuklarına bu kötülükleri yapmasınlar.
Evlilik yapacak olan gençler çocuk büyütmede dikkat edecekleri hususları yerine getiremeyeceklerse çocuk sahibi olmayı düşünmemeleri çok daha yerinde bir davranış şekli olacaktır.
Toplumumuzun geleceği teslim edeceğimiz iyi büyütülmüş gençlere o kadar çok ihtiyacı var ki…