Dünya hafta sonu Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleşen ABD-İran barış ve ateşkes görüşmelerine kitlendi. Aradan geçen 40 günü aşkın süre devam eden İsrail ve ABD’nin saldırıları neticesinde kendini koruma durumunda olan İran ile masaya oturan ABD’nin İran’dan isteklerinin yüksek seviyelerde olması anlaşmanın oluşmamasına zemin hazırlamış durumdadır.
Barış görüşmelerinden hemen önce ABD Başkanının yaptığı açıklamalar ateşin sadece bu 3 ülke ile sınırlı kalmayacağının göstergesi durumundaydı. Hal böyle olunca da görüşmelerin sonucunda etkilenen bölge ülkelerinin tamamı olacağı ve sonrasında da bu ateşin bir sıçrama yapacağı düşünüldüğünde öncelikle ülkemizde her alanda (siyasetten ekonomiye, askeri alandan uluslararası ilişkilere vs.) birliği sağlamamız gerekmektedir.
Açıkçası bu gereklilik hayati bir gereklilik konumunda olup herkes ama herkes ülkemizin geleceği için bilgisini, tecrübesini, maddi ve manevi tüm kaynaklarını geleceğin güçlü Türkiye’si için ortaya koymalıdır. Ayrı düşünceler ve kırgınlıkların bir kenara bırakıldığı bir ortam hemen oluşturulmazsa ülkemiz ileride ciddi problemlerle karşı karşıya kalabilir. Çünkü karşımızda uluslararası hukuku hiçe sayan, insan hak ve hürriyetlerini tanımayan, her alanda kendi geleceğini düşünen bir İsrail ile ABD vardır.
ABD İsrail’in bölgede her anlamda ilerleyişi için taşeronluk görevini yerine getirerek olduk olmadık işlerin altına girmektedir. Öyle ki barış görüşmelerinde bile İsrail’in verdiği taktiklerle barışın olmaması adına herşeyi yapmış durumdadırlar. Bu realiteleri bilerek ülkemizin içinde herkesin birlik olması zorunluluğunun bir kez daha altını çizmek istiyorum. Günlük siyasi hesaplardan uzak devletimizin ve milletimizi geleceği için herkes iyi düşünmeli ve üzerine düşen fedakarlıkları bir an bile aksini düşünmeyerek zaman geçirmeden yapmalıdır. Bir ülke içeride birliği sağlamadan düşman karşısında ayakta durması asla ama asla mümkün değildir. Karşımızda bu zamana kadar düşmansız yaşayamayan bir İsrail olduğunu görüyor ve anlıyoruz.
Yıllardır bölgedeki tüm ülkeleri kendi toprak arayışında bir adım olarak gören İsrail’in yeni süreçte Türkiye’yi düşman olarak göstereceğini anlayarak yol almamız gerekmektedir. Nasıl ki hafta sonu yapılan ateşkes anlaşmasının aslında Lübnan’ı da kapsadığı herkes tarafından bilinmekte iken bundan önceleri olduğu gibi İsrail bu anlaşmaya da uymayarak Lübnan’a saldırılarına devam etmiştir.
İsrail bunu yaparken ABD yine susmuştur ve susmaya da devam etmektedir ki işte tam da bu durum dünyanın geleceği için ciddi bir tehlike durumudur. Ayrıca İsrail yanı başımızdaki sınır komşumuz Suriye’de de pervasızca saldırılar yaparak toprak alanını genişletmeye çalışmaktadır. Bu saldırılar İran savaşı sebebiyle durmuş gözükse de savaşın ertesinde kaldığı yerden aynı şekilde devam edecektir.
Bir taraftan Lübnan’da diğer taraftan ise Suriye’de toprak işgaline devam eden İsrail’in bu ilerlemesi sonucunda bir zaman sonra bizimle de karşı karşıya geleceğini bilerek hareket etmeliyiz. İşte bu yüzdendir ki Suriye’de ki her adımı biz ülke olarak bilmeli ve Suriye’de etkin rol oynamalıyız.
Her alanda güçlü Türkiye’yi oluşturmak ve bu oluşumda da herkesin elini değil vücudunu bu işin altına koyması ileride bu ülkenin tarihinin altın sayfalarında yer almak için gerekli bir o kadar da en önemli sebeptir.