“Lâikliği öyle bir savunalım, öyle bir bildiri kaleme alalım ki kalem bile lâikliğin karşısında dimdik dursun” demek istemiş zevât.

Lâikliğin hayâtî bir mesele olduğunu savunurken, "İslâm’la yönetilen ülkelerin hâline bakın; herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyi sevmiyor" buyurmuşlar.

Şimdi bunlara, hâlihazırda tam anlamıyla "İslâm ile yönetilen" bir ülke olmadığını söylesek ayıp olur; koca adamlar neticede.

İçlerinde, lâikliğin Batı’dan değil de bizzat kendilerinden sâdır olduğunu düşünenler bile varmış. "Dogmalara karşıyız ama lâiklik dogma değildir kardeşim" diyenler mi arasınız, yoksa "Din sorgulanabilir, dini sorgulamayan kafa çalışmaz ama lâiklik asla sorgulanamaz" diyenler mi?

Onlara göre, sorgulanamayan her şey kesinlikle dogmadır; tabii lâiklik hariç!

Batı’da ilim, fen ve teknoloji varmış; peki İslâm ülkelerinde ne varmış?

Onlara göre ne kadar iyi şey varsa Batı’dan gelmiş.

Sanırım birçok şey Batı’dan bize doğru gelirken, sınır kapısından sadece kötülükler geçebilmiş.

Epstein skandalları falan görmezden gelindiğinde, Batı dünyası aslında o kadar da kötü değilmiş!

"Bir bildiri kaleme aldık, yayımladıktan sonra bize gülmeyen kalmadı" da demişler midir bilemiyorum.

Gülmeyen kalmaz elbet; zîra bildirinin içi de dışı da buram buram naftalin kokuyor. Kaleme alanlar dahil.

Aslına bakarsanız, kim iktidara gelirse gelsin istedikleri gibi yaşıyorlar; konforlarına dokunan yok.

Ama bazen sıkılıyorlar işte...

Kimisi emekli oldu, kimisi kapalı kapılar arkasında devlet yönetiyordu, oyuncakları ellerinden alındı.

Çapsızlar çaptan düşünce daha fazla çapsızlık yaparlar.

E ne yapalım? Haydi, bir bildiri daha kaleme alalım! Bildirelim şu "İslâmcıların" haddini!

İslâmcılar da hemen telaşa kapılmış; bu zevâtın önünde ceketlerini ilikleyip "Biz ettik, siz etmeyin ağam" demişler.

Aksiliğe bakın ki;

Kabineye, Mustafa Çiftçi ve Akın Gürlek “Kâbe’de hacılar hû der Allah!” diyerek girmişler.

Okullardaki Ramazan etkinliklerinden tutun da İslâm’ı çağrıştıran her türlü programı iptal etmişler.

Noel, cadılar bayramı ve yılbaşı etkinliklerine bildiri yayımlayan olmamış.

Çünkü onlara göre diğer dinlerin etkinlikleri lâikliğe aykırı değil; sadece İslâm’ın etkinlikleri lâikliğe aykırıymış.

Tüm ülke bildirinin önünde saygı duruşuna geçmiş.

Bildirinin komik olmayan tek tarafı bildiriyi kaleme alanlar.

24 yıl önce, AK Parti’nin ilk yıllarında "Lâiklik elden gidecek, kadınları eve kapatacaklar, alkolü ve ne kadar çirkeflik varsa hepsini yasaklayacaklar" diyerek kitlelerini korkutmuşlardı.

Bu öngörülerin hiçbiri gerçekleşmeyince, şimdi de "Talibanlaşmayacağız!" demeye başladılar.

Eskiden Ramazan aylarında Hacivat ve Karagöz eğlenceleri vardı.

Şimdi ise size bakıp eğleniyoruz.

Böylesi de iyi...

Kusura bakmayın bu bildiriye lâyık olamadık… Bir bildiri daha lütfen?


Not: Hâli vakti yerinde olanlara değil, gerçek ihtiyaç sahiplerine izzet-i ikramda bulunduğumuz; fiili dualarımızda en çok da Gazze’deki çocukları düşündüğümüz bir Ramazan ihyâ etmemiz dileğiyle... Ramazan-ı Şerif’imiz mübarek olsun.