İslam iktisadı olarak adlandırılan yaklaşımın mantığını İslam dininin iman esasları, ruhunu İslam dininin ahlâk esasları ve kurallarını İslam dininin amel esasları teşkil etmektedir. Başka bir deyişle İslam iktisadına dair çizilen genel çerçeveyi İslam dininin iman, amel ve ahlak esasları içerisinden iktisadi münasebetleri düzenleyen esaslar teşkil etmektedir.

Bu sebepten dolayı İslam iktisadı hakkında yapılacak açıklamalar bağlamında, İslam dininin iman, amel ve ahlak esasları içerisinden iktisadi münasebetleri düzenleyen esasları, bu esasların kaynakları yani Kur’an ve hadis üzerinden giderek, tespit ederek açıklamak ve bunlara yönelik ortaya atılması muhtemel eleştirileri cevaplandırmak adına Kelam, Fıkıh, Tasavvuf ilminin iktisadi boyutu İktisat ilminin metodolojisi üzerine işlenerek sürecin genel karakteri çizilmelidir.

Bu bağlamda kelam, fıkıh, tasavvuf ilminin iktisadi boyutu üzerinden yol alınarak öncelikle İslam iktisadi teorisinin genel hatları ortaya konmalıdır. İslam iktisadi teorisinin altında iktisadi karar birimi olarak Müslüman insanın özellikleri belirtilmeli ardından ihtiyaç, mal, hizmet ve fayda anlayışı tanımlanarak üretim, harcama ve bölüşüm mekanizmasına yer verilmelidir.

Üretim sistematiği altında emek, sermaye, toprak ve müteşebbis faktörlerine üretim sürecinde düşen roller anlatılmalı, harcama sistematiğinde insanın tüketim, tasarruf ve yatırım harcamalarının motivasyonu ortaya konmalı ve bölüşüm sistematiğinde insanın elde ettiği kâr, ücret ve rant gelirlerine dair benimsenen anlayış açıklanmalıdır. Zira bölüşüm sistematiğinin en önemli farkı faiz gelirinin meşruiyetinin bulunmamasından dolayı Müslüman insanın gelir elde edinim sürecinde bir aktör olarak yer almamasıdır. Yine İslam iktisadi teorisi kapsamında değinilecek en önemli husus malların değerinin tespit edilmesi, fiyat ve para anlayışına dair hususların ortaya konmasıdır.

Sürecin ikinci aşamasını ise iktisadi mesele olarak adlandırdığımız “hangi mallardan ne kadar üretilecek, üretilen mallar hangi kaynaklar kullanılarak üretilecek, üretilen malların bölüşümü nasıl olacak ve kaynakların mülkiyeti kimde olacak” sorularına cevap vermek teşkil eder. Zira böylece kaynakların kullanım biçimi ve sahipliği hakkındaki esasları ortaya koymuş oluruz.

İslam iktisadını ortaya koyabilmek adına yürüteceğimiz sürecin üçüncü aşamasını etkinlik, eşitlik ve istikrar olarak üç temel kategori altında tasnif ettiğimiz “kaynak dağılımında etkinlik, gelir dağılımında eşitlik, tam istihdam, iktisadi kalkınma ve fiyat istikrarı” hedeflerini açıklamak teşkil eder.

İslam iktisadı nedir sorusunun cevabı buraya kadar anlattıklarımdır. İslam iktisadı ne değildir sorusunun cevabı ise şimdi anlatacaklarımdır. Bu bağlamda İslam iktisadına dair genel bir çerçeve çizmek adına yola çıktığımızda Kelam, Fıkıh, Tasavvuf ilminin iktisadi boyutu üzerinden yol alınmaması durumunda karşımızda ortaya konulan düşünce olarak kapitalist iktisadın kötü bir taklidi duracaktır. İktisadi boyutun iktisat ilminin metodolojisi üzerine işlenmemesi durumunda ise ortaya konulacak düşünce yüzeysel malumatlardan öteye geçemeyecektir.

Bu gerçeklik zaten farz-ı ayn ve farz-ı kifaye ilimler arasındaki ilişkinin temelini teşkil etmektedir.