Fransa’da başlayan müteakiben Hollanda, Belçika, Danimarka’ya sıçrayan ve her geçen gün daha da sistematik hale gelen “Sarı Yelekliler” hareketinin bundan sonrada genişleyerek devam etmesi muhtemel görünüyor. Aslında ABD-Rusya hesaplaşması olan Ukrayna krizinin Avrupa’daki bu “Sarı Yelekliler” hareketiyle bağlantısını ve Türkiye açısından ne anlama geldiğini de görmek yararlı olacaktır. Öncelikle Fransa’da sudan bahanelerle eylemlere başlayan ve yaygın şiddet olaylarına dönüşen sistemik kalkışmanın arka planında yatan en önemli sebeplerden birinin ABD içindeki güç mücadelesi olduğu söylenebilir. ABD’de şu an ağırlıklı olarak silikon vadisini, Twitter ve Facebook gibi sosyal medya araçlarını elinde tutan teknoloji lobisi ve finans lobilerinin oluşturduğu “Küreselciler” ile mevcut Trump ekibinin temsil ettiği Siyonist-Evangelistlerin desteğindeki din lobisi ve silah lobilerinin oluşturduğu “Ulusalcılar (!)” da denen gurup arasındaki dünyayı kim yönetecek mücadelesinin Avrupa’daki yansımalarını izliyoruz. Brexit süreciyle daha fazla Rusya’yla entegre olmaya başlayan Avrupa’nın, bu sayede hem kuzey rotasından hem de Ukrayna’yı pas geçerek Türkiye üzerinden Türk Akımı ile güney rotasından enerji almaya başlaması, yeniden “Büyük Amerika”cıları oldukça rahatsız etmekte. Daha da ötesi, inşa edilmekte olan yeni enerji rotalarıyla enerji arzını Türkiye gibi güvenli ülkeler üzerinden sağlamaya başlayan Avrupa’nın ABD’ye olan bağlılığının azalması, Avrupa Ordusu fikrinin de yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Ve bu fikrin en güçlü savunucusu olan Fransa’da sokak eylemlerinin başlaması hiç de tesadüf değil. Buna karşın ABD yönetiminin birtakım kirli çamaşırlarının ifşa edilmesine bundan sonra devam edilmesi muhtemel görünüyor. Yakın geçmişte olduğu gibi sebebi çok da açıklanamayan bir takım şiddet olayların ABD ve Avrupa ülkelerinde yaşanmasının da ihtimal dahilinde olduğu söylenebilir. Ancak ortada çok önemli yeni bir gerçeklik var. O da kitlelerin sosyal medya araçlarıyla kontrol edilebilmesi. Bireysel yalnızlaşmaya bağlı olarak kitlelerin algılarının sosyal medya araçları üzerinden kontrol edilebilir hale gelmesi, önümüzdeki yakın geleceğin belki de en önemli sorunlardan biri olacak. Zira Avrupa’da “Sarı Yelekliler” adı altında başlayan toplumsal kalkışmanın ana zemininin sosyal medyanın kitle algısını yönetebilme gücüyle oluşturulduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla Ukrayna krizini yeni kurulmakta olan ve içinde önemli bir aktör olarak Türkiye’nin de yer aldığı Avrupa enerji eko-politiğindeki ABD-Rusya mücadelesi şeklinde okumak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Bu sürecin bir parçası olan Türkiye açısından gelişmelere bakacak olursak, özellikle AB ülkeleri, Rusya ve ABD açısından önemli gelişmeler yaşanabileceğini belirtmek lazım. AB ülkelerinin bundan sonraki süreçte Türkiye’yi daha fazla önceleyen, Türkiye’nin daha merkezde olduğu politik ilişki biçimlerine yöneleceklerini daha önce söylemiştim. Bu durumun gelecek dönemde de devam edeceğini, bu bağlamda başta vize serbestisi, AB’ye üyelik vb. olmak üzere pek çok konuda Türkiye ile daha güçlü eko-politik ilişkiler kurmaya yöneleceklerini belirtelim. Rusya ile ilişkilerimizin sadece siyasi ve ekonomik anlamda değil aynı zamanda başta askeri iş birliği, teknoloji, havacılık, uzay olmak üzere diğer alanlarda da gelişmesi ve en az orta vadeli (kuvvetle muhtemel uzun vadeli) ortaklığa-belki de stratejik ortaklığa-dönme potansiyeli taşıdığını ifade etmek yanlış olmayacaktır. Tabi özellikle Suriye’deki komşumuz ABD ile olan ilişkilerin yönünü yukarıda anlattığım ABD iç mücadelesinin seyrinin belirleyeceğini söyleyebiliriz. Ancak burada önemli bir ayrıntıyı da belirtmek gerek. Başta AB ülkeleri olmak üzere Türkiye ile diğer devletlerin aralarındaki ilişkilerde ağırlıklı olarak ekonomik ve politik ilişkiler güvenlik ve askeri ilişkileri belirlerken, Türkiye-ABD arasındaki ilişkilerde güvenlik eksenli ilişkilerin diğer ilişkileri belirlediğini görüyoruz. Bu nedenle ABD yönetimindeki güç mücadelesi Türkiye-ABD ilişkilerinde belirleyici bir faktör olmakla birlikte Türkiye’nin hem Rusya’yla koordineli hem de kendi inisiyatifiyle Suriye ve Irak’ta gerçekleştirdiği operasyonlar ve geliştirdiği politik inisiyatifler ilişkileri belirleyen diğer önemli faktörler. Bu nedenle yakın gelecekte Ortadoğu-Doğu Akdeniz özelinde bölgesel ve nihayetinde küresel amaçları için Türkiye’yi yanında tutmakla terörist aparatlarına destek vermek arasında kalan ABD’nin, Türkiye’den yana daha fazla ağırlık koyduğu süreçleri görmemiz ihtimal dahilinde. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin küresel dengelerin sağladığı fırsatları değerlendirerek milli güç unsurlarını daha da geliştirmesi, ancak başta sosyal medya araçları olmak üzere özellikle mahalli idareler seçimleri öncesi yapılabilecek provakatif hareketlere karşı da insanlarımızın dikkatli bulunmaları önem arz etmektedir.