Yaklaşık 3 aydır seçimle ilgili yapılan değerlendirmeleri ve anketleri izliyorum.

Muhalefetin bir koalisyon doğurtma stratejisinin tutabilmesi, HDP ve PKK’nın seçim stratejisine bağlı olduğu açıkça gözükmekte.

Bu bağlamda, CHP, MHP ve HDP’nin izledikleri örtüşen seçim politik dili ve SP ile BBP arasında kurulan ittifak ile AK Parti’de sağlanması düşlenen oy kaybının, bir koalisyon hükümeti çıkarmaya yetmeyeceği aşikardır.

Durum böyle olunca, HDP, PKK vasıtasıyla doğu ve güney doğu bölgelerinde baskı ile seçime katılım oranını düşürme stratejisi izleyecektir.

Zaman zamanda kamuoyuna PKK’nın bu stratejisiyle ilgili saha çalışmaları yansımaktadır.

Seçmenin düşük katılımı, hem HDP’nin oyunu yükseltip barajı aşmasını sağlayacak hem de AK Parti’nin oyunu bu bölgelerde aşağı çekecektir.

Yapılan anketlerde denekler üzerinden gerçekleştirilen simülasyonların temel özelliği, düşük seviyede seçilen seçmen kitleleridir.

Ve buna rağmen bütün anketlerde HDP baraj altında kalmaktadır.

PKK’nın birebir seçmenleri markaja alarak, tehdit ile oluşturacağı korku sonucunda hedeflediği amaç, seçmenin oy kullanmasına engel olmaktır.

Amaçlanan hedefe ulaşıldığında, hem HDP barajı aşacağı, hem de AK Parti’nin tek başına hükümeti kuracak sayısal meclis çoğunluğu elde etmesi engellenmiş olacağı ön görülmektedir.

Oysa gerçekte kazın ayağı öyle değildir.

Muhalefet, HDP ve bunlara destek veren medya ile bazı anketörlerin, AK Parti’yi yenilgiye uğratma hırs ve şehvetlerinin örttüğü gözlerinin görmediği seçmen gerçekleri, bu stratejilerini bozmaktadır.

Bu gerçek, tercihlerinin hangi psikolojik yönde geliştiğini ön göremedikleri, ‘Müslüman Kürt seçmeni’dir.

Bu seçimlere damgasını vuracak olan, ‘Müslüman Kürt seçmeni’, HDP & Konda seçim stratejik ortaklığı, Tarhan Erdem’in, Kandil, Öcalan ve TÜSİAD üzerinden uyguladığı ince işçiliği boşa çıkaracaktır.

3 aydır seçimle ilgili yapılan değerlendirmeleri ve anketleri izliyorum.

Muhalefetin bir koalisyon doğurtma stratejisinin tutabilmesi, HDP ve PKK’nın seçim stratejisine bağlı olduğu açıkça gözükmekte.

Bu bağlamda, CHP, MHP ve HDP’nin izledikleri örtüşen seçim politik dili ve SP ile BBP arasında kurulan ittifak ile AK Parti’de sağlanması düşlenen oy kaybının, bir koalisyon hükümeti çıkarmaya yetmeyeceği aşikardır.

Durum böyle olunca, HDP, PKK vasıtasıyla doğu ve güney doğu bölgelerinde baskı ile seçime katılım oranını düşürme stratejisi izleyecektir.

Zaman zamanda kamuoyuna PKK’nın bu stratejisiyle ilgili saha çalışmaları yansımaktadır.

Seçmenin düşük katılımı, hem HDP’nin oyunu yükseltip barajı aşmasını sağlayacak hem de AK Parti’nin oyunu bu bölgelerde aşağı çekecektir.

Yapılan anketlerde denekler üzerinden gerçekleştirilen simülasyonların temel özelliği, düşük seviyede seçilen seçmen kitleleridir.

Ve buna rağmen bütün anketlerde HDP baraj altında kalmaktadır.

PKK’nın birebir seçmenleri markaja alarak, tehdit ile oluşturacağı korku sonucunda hedeflediği amaç, seçmenin oy kullanmasına engel olmaktır.

Amaçlanan hedefe ulaşıldığında, hem HDP barajı aşacağı, hem de AK Parti’nin tek başına hükümeti kuracak sayısal meclis çoğunluğu elde etmesi engellenmiş olacağı ön görülmektedir.

Oysa gerçekte kazın ayağı öyle değildir.

Muhalefet, HDP ve bunlara destek veren medya ile bazı anketörlerin, AK Parti’yi yenilgiye uğratma hırs ve şehvetlerinin örttüğü gözlerinin görmediği seçmen gerçekleri, bu stratejilerini bozmaktadır.

Bu gerçek, tercihlerinin hangi psikolojik yönde geliştiğini ön göremedikleri, ‘Müslüman Kürt seçmeni’dir.

Bu seçimlere damgasını vuracak olan, ‘Müslüman Kürt seçmeni’, HDP & Konda seçim stratejik ortaklığı, Tarhan Erdem’in, Kandil, Öcalan ve TÜSİAD üzerinden uyguladığı ince işçiliği boşa çıkaracaktır.