Aylardan mayıstı
kaf dağının kuğuları ve kartalları
bir bir kırılmıştı
sürülmüştü Kafkasyanın
dev meşeleri, kanadı kırık kuşları
büyük bir sürgündü
bir çoğrafyanın
kara bir denize sürgünüydü insanlığın
…
mayıs ve deniz
karaya çalan hüznümdür
karadeniz gözyaşlarım
denize rengini veren tenimdir
Kafkasyanın kara bahtıdır karadeniz
Karadeniz
çocukların çığlıklarıdır
dalga dalga büyümüş göz yaşlarımız
Karadeniz
…
Bakanlar görecektir
Ufkuna Karadenizin
karabulutları
tepesinde toplanan kafkasyamın
…
Bir kara bulut
içinde ejderhalar iblisler
kasaplar, insan tacirleri
el ele yürümüşler
yıldırımlar gibi düşmüşler
üşüşüp başına kafkasyamın
parça parça üleşmişler
iblisin çar olduğunu o tarih bulvarında
sarayında kaygısız cadıların
kadeh kadeh kanını sunduğunu kafkasyamın
bakanlar görecektir
…
kesik iki koluyla
dağ gibi çökmüş omuzlarıyla
artık bir çoğrafya değilim
karadenizde kırık bir tekneyim
gözlerim gözlerimi aramaktan yorulmuş
dev dalgaları içinde çığlık denizlerin
kefkende
Karadeniz karadeniz kanıyor yüreğim
deniz fenerleri gibi görmekteyim
bir bir ferleri sönen gözlerini
denizin kara kucağına
terkedilmiş çocukları
daldığım hayallerimden
dalgalar atıyor beni kefkene
dönüp arkama umutla bakıyorum
benim adım mansur
bedenim Kafkasya üzerimde
Çerkes elbisem
kırıldım
sürüldüm
ama ölmedim
elimde bir dıjın kame
sürgün vermekteyim…