Şimdi söylesem öldürürler, söylemesem ölürüm…
NATO’ya karşı duygu ve düşüncelerim zaten belli… Nedeni de belli…
Durduk yere NATO’dan gıcık kapıyor değilim ki?
Önceki yazımda fazlasıyla ifade ettim…
FETÖ teröristlerinin yüzde atmışı NATO ülkelerine sığınmışken, PKK terör örgütü bu ülkeler tarafından Cumhurbaşkanı düzeyinde saraylarda ağırlanırken, özgür ve demokratik bir ülke vatandaşı olarak NATO’ya tepkiliyim tabii ki…
Örneğin Erdoğan ikiz kuleleri bombalayan teröristleri Beştepe’de ağırlasaydı Amerika ne hissederdi? Erdoğan, Paris saldırısındaki teröristleri Beştepe’de ağırlasaydı Fransa ne hissederdi?
Amerika, PKK’lı teröristleri Beyaz Saray’da ağırladı.
Fransa, PKK’lı teröristleri Elysee Sarayı’nda ağırladı.
Neyse, dünkü yazımdan sonra bu kadarı kâfi…
Ancak bu tutumum, NATO’ya izzeti nefisle bir ev sahipliği yaptığımızı görmezden geleceğimiz anlamına gelmez. Zira mesele Cumhurbaşkanlığı düzeyinde bir haysiyetli duruş meselesi!
Cumhurbaşkanlığı makamı kimin? Bu ülkenin…Tabii ki Cumhurbaşkanımızın izzeti nefis sahibi olup olmamasını gözetiriz çünkü bizi temsil ediyor.
Karşınızdaki Cumhurbaşkanı, Çiller gibi elini huşu ile göğsüne koyup Amerikan marşı mırıldanan bir devlet insanı değil!
Karşınızdaki Cumhurbaşkanı Amerika Başkanı Clinton’ın karşısında müsamere çocuğu gibi duran Bülent Ecevit gibi değil!
Karşınızdaki Cumhurbaşkanı uslu durmuş, ödülünü almış gibi İngiltere’den “Büyük Haç Şövalye Nişanı” alıp, Kraliçe Elizabeth’le kadeh tokuşturan biri de değil…
Sizi rahatsız eden de bu işte!
Sinir olduğunuz Türkiye olarak NATO’ya ev sahipliği yapılması değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO’ya ev sahipliği yapması!
Su katılmamış bir kıskançlık yani… NATO ülkelerinin Mehter Marşı ve Osmanlı esintileriyle kabul edilmesi… NATO ülkelerinin hafızasında Osmanlı’nın güncellenmesi… Batılılaştık vurgusuyla değil, “Ceddim Dedem” Osmanlı, Müslüman bir toplum olduğumuzun altının çizilmesi. Kendinden ödün vermemesi.
Değil mi?
*
Dün İngiltere’ye “İngiltere’nin menfaati Erdoğan'da değil, bizim iktidarımızdadır” diye ağlayan kimdi?
Duyamadım?
Daha yüksek sesle alayım lütfen!
Evet, soruyorum: “İngiltere'nin menfaatini Erdoğan'da görmek doğru bir şey değil. İngiltere'nin menfaati Erdoğan'da değil bizim iktidarımızdadır” di ye ağ la yan kim di?
Hadi bir ip ucu vereyim…
Hani esnaftan ilgi görünce ağzınız kulaklarınıza varıyordu ya, hah, tam da o işte…
Özgür Özel tabii ki…
Demek ki Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’ni temsilen, kimden iktidar dilenmişti? İngiltere’den…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı kimden yardım istemişti? İngiltere’den…
Şimdi kimi Özgür Özel destekçileri NATO zirvesine ev sahipliği yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Mehter takımının çaldığı “Ceddin Deden” temposuyla yürüyen Miçotakis gibi bakıyorlar ya, o yüzden hatırlatayım dedim.
*
Şimdiiii…
Bu kez de İngiliz "Knight Grand Cross of the Order of the Bath" (GCB), yani "Banyo Nişanı Büyük Haç Şövalyesi" rütbesi kimlere verilir bir bakalım!
İngiltere’ye veya insanlığa sanat, bilim, spor, siyaset ya da askeri alanlarda olağanüstü katkılarda bulunan kişilere verilir.
Eh, Abdullah Gül’ün “sanat, bilim, spor” alanında herhangi bir icraatı olmadığına göre, İngiltere’ye hangi alanda “olağanüstü” katkılarda bulunmuş olabilir? İngiltere Kraliçesi Elizabeth, Abdullah Gül’e “Büyük Haç Şövalye Nişanını” niye verdi?
Şıkları eleyelim…
İngiltere’ye “Siyaset ve askeri alanlardaki olağanüstü katkılarından dolayı” tabii ki…
*
Bakın, 16 Mayıs 2018 tarihli gazete yazımda ne demişim…
Kraliçe Elizabeth, Abdullah Gül döneminde “işgal” dönemindeki savaş gemisiyle gelmişti!(2008) İngiliz donanmasına ait “HMS İllustrious” adlı uçak gemisi de geldi tabii…
Tam 90 sene evvel Türkiye’yi işgal için gelen “HMS Ajax” adlı savaş gemisiyle aynı yere demir atmıştı üstelik…
“Eeee? Abdullah Gül ne yaptı peki?”
Ne yapacak? Kendinden bekleneni tabii ki…
İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in savaş gemisinde verdiği resepsiyona, “smokin” giyerek iştirak etti!
İntifadacı bayan Gül bunu kaçırır mı?
Kaçırmadı ve o da gitti…
Türkiye’yi işgal için gelen İngiliz donanma gemisinin, 90 sene önce demir attığı yerde ve bu kez başka bir İngiliz donanma gemisinde eğlenmek üzere…
İşgal yıllarını hatırlatan gemi, Karaköy limanına demirledi. 194 metreydi. Gemide 6 savaş helikopteri vardı! Abdullah Gül, belki de bunu sineye çekecek tıynette olduğu için iki kere İngiliz Şövalye Nişanı aldı!
(…)
Bunu unutmadım! Siz de unutmayın!
İngiliz Kraliçesi’nin bize gövde gösterdiği ve Abdullah Gül’ün de bunu sineye çektiği o ziyareti…
Unutturmayız!
(…)