Bazı aylar takvimden sessizce geçer gider; bazıları ise kapıyı çalar. Ramazan, işte o kapıyı çalan aydır. Gelişi hissedilir. Daha ilk gününden itibaren sofraların düzeni, sokakların sesi, insanın kalp atışı değişir. Çünkü Ramazan, yılın en fark edilen, en beklenen ayıdır.
Ramazan geldi mi, şehir aynı şehir olmaktan çıkar. Sokak lambalarından dahi maneviyat süzülür. İnsanın iklimi değişir, fıtratı başkalaşır. Aynalarla hesaplaşır insan, mahcubiyetle kucaklaşır. Ramazan, insanın kendisini en çok tanıdığı, ruhuna en çok yaklaştığı aydır. Ramazan bir yönüyle hesaplaşma ayıdır.
Ramazan, bir takvim diliminden çok daha fazlasıdır. Oruçla başlayan gün, sabırla yoğrulur; akşam ezanıyla birlikte şükürle açılır. Açlık ve susuzluk, ilk bakışta bedenin imtihanı gibi görünür. Oysa asıl sınav, dilin ve kalbin terbiyesidir. Ramazan, insanın nefisle mücadelesinde en zirveye ulaştığı aydır.
Ramazan, zamanı durdurur ve dahi zamanı unutturur. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan insanoğlunun nefes durağıdır. Bekler insan hiç beklemediği gibi, pide kuyruğunda, sıkışan trafikte, sofra başında, namaz safında. Bekler daha önce belki de farkında olmadığı ezanı. Bekler çünkü ramazan en sabırlı aydır.
Ramazan gündüzleri başka geceleri ise bambaşkadır. Teravih sonrası sokaklarda dolaşan tatlı bir yorgunluk, camilerin avlusunda yankılanan dualar, çocukların elindeki kandil simitler. Ayın, yıldızların ve mahyaların altında orucun konuşma saatleri gibi. Sessizliğin içinde bir muhabbet, kalabalığın içinde bir sükûnet vardır. Ramazan en huzurlu ayıdır.
Bu ay, sofraların kalabalıklaşmasıyla da hatırlanır. Aynı ekmeği bölüşmenin, aynı duaya “âmin” demenin sıcaklığıdır Ramazan. Bu ay, toplumsal vicdanın dile geldiği zamandır. Komşunun, yetimin, garibin halinin sorulduğu aydır. Bir tas çorbanın, bir hurmanın, bir bardak suyun kıymeti yeniden öğrenilir. İftar sofralarında karın da doyar gönül de. İnsan, paylaşmanın en bereketli halini Ramazanda yaşar. Ramazan, merhametin fazla hissedildiği aydır.
Belki de Ramazan’ın en güzel yanı, bitince geride bıraktığı izdir. Bayram sabahı giyilen temiz kıyafetler kadar, arınmış bir kalp kalır insana. Ve insan, her Ramazan’da yeniden başlama cesareti bulur. Çünkü Ramazan, insanın en umutlu anıdır.
Yazımın sonunda başlığa dönelim. Gelin bu seneki Ramazan’ın enlerini konuşalım;
En fenomeni: Celal Karatüre-Kabede Hacılar Hu Der Allah
En klasiği: Nihat Hatipoğlu
En dizisi: Hz. Yusuf
En yarışması: TRT 1 Kuranı Kerimi Güzel Okuma Yarışması
En kral hareketi: MEB Bakanı Yusuf Tekin’in talimatıyla okullarda Ramazan süslemesi
En saçma hareketi: Laiklik bildirisi
En gafı: Mehmet Tezkan: “Ramazan Pidesi 350 TL”
En şehri: Erzurum-Bin bir Hatim Geleneği
En bekleneni: Bayram Sabahı
En özleneni: Kudüs
En sabrı: Pide kuyruğu
En sabırsızı: Çay
En Ramazan’ı: Teravih
En otoritesi: Oruç
En makbulü: Barışma
En değerlisi: Helal lokma/su
En lezzetlisi: @huzurlusoframm
En kelimesi: Merhamet
En umudu: Terörsüz Türkiye
En doğrusu: Bayram ikramiyesiyle emeklinin gönlünün alınması