Primetime

Whatsapp Image 2026 10 24 At 11.33.03

Lance Oppenheim’ın ilk kurmacası Primetime, dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nin ana yarışmasında yapmasının ardından sonbaharın en merak uyandıran yapımlarından biri olarak beyazperdede yerini aldı. 109 dakikalık psikolojik gerilim; NBC’de 2004-2007 yıllarında yayınlanan To Catch a Predator adlı reality show’dan ve bu fenomenin perde arkasını ele alan 2025 yapımı Predators belgeselinden ilhamla sinemaya uyarlanıyor. Medya etiği ile reyting hırsı arasındaki çatışmayı işleyen film, televizyonun sansasyonel dilini bağımsız sinemanın cesur üslubuyla birleştiriyor.

2000'lerin ortasında Amerika'da sosyolojik bir deprem yaratan gizli kamera operasyonlu bir suç-ifşa programını odağına alan yapımda; karizmatik ve hırslı sunucu Chris Hansen liderliğinde, kolluk kuvvetleri ile oyuncuların işbirliğiyle istismarcılar canlı yayında suçüstü yakalanıyor. Ancak adalet sağlama amacıyla yola çıkan bu mekanizma, reytingler yükseldikçe ticarileşen bir av seansına ve kamuoyu önünde yürütülen bir engizisyona dönüşüyor. Teksas'taki bir baskının kontrolden çıkmasıyla, şovun arkasındaki ego, hırs ve vicdani yozlaşma, sistemin kendi kendini imha ettiği yıkıcı bir finale doğru sürükleniyor.

Whatsapp Image 2026 10 24 At 11.33.03 (1)

Senaryo, reyting uğruna adaleti eğlence malzemesine çeviren medyayı sertçe hedef alıyor. Adalet arayışının yerini kişisel egolara bıraktığı filmde, gazetecilik maskesi arkasına sığınan linç kültürünün toplumsal hipnoz yaratan doğası sorgulanıyor. Ancak karakterlerin ahlaki gri alanlarına derinlemesine nüfuz etmek yerine Hansen figürünün çürümesini baştan kabul eden anlatı, bir noktadan sonra tekrara düşen bir gösteri sarmalına evriliyor. Mağduriyet ve suç unsurlarını işlerken trajik boyutu dramatize etmekten kaçınan yapım, zaman zaman odağını kaybederek hikâyenin ahlaki zeminini de yüzeysel bırakıyor.

Kariyerinin en olgun ve riskli dönemini yaşayan Robert Pattinson, Ekim 2024’te film duyurulduğunda yalnızca yapımcı koltuğundayken, senaryo sürecinde karakterle kurduğu bağ nedeniyle başrolü üstlenmeye karar verir. Aynı dönemde eş zamanlı olarak Die My Love, The Drama ve The Odyssey projelerindeki rollerine de hazırlanan aktör, bu yoğunluğa rağmen karakterinin hırsını, narsisizmini ve içsel çöküşünü başarıyla yansıtıyor. Skyler Gisondo ise vicdanı ile profesyonellik arasında sıkışan karakterinde dengeli bir performans sergileyerek anlatının ahlaki ağırlığını yükleniyor.

Lance Oppenheim, belgeselci üslubunun getirdiği canlı habercilik temposunu kurmaca sinema atmosferine ustalıkla taşıyor. Kullanılan çiğ ışıklar ve yakın plan kamera tercihleri, ekran arkasındaki kirli dünyayı izleyiciye doğrudan hissettiriyor. Ses tasarımı ile dönemin retro televizyon estetiğini çağıran müzikler gerilimi tırmandırırken, tempolu kurgu stüdyo içi kaos duygusunu diri tutuyor. Ancak yer yer biçimin, anlatılan ahlaki hikâyenin önüne geçmesi de göze çarpıyor.

Medya dünyasının yozlaşmış perde arkasını ve suçun birer reyting malzemesine dönüşmesini ele alan Primetime; Dan Gilroy’un Nightcrawler, Sidney Lumet’in Network ve Dog Day Afternoon ile Oliver Stone’un Natural Born Killers klasikleriyle aynı damardan beslenerek, adaleti bireysel bir gösteriye çeviren yapısıyla bu türün modern ve karanlık bir türevi olarak konumlanıyor.

Ezcümle; Primetime, ekran kültürünün vicdanı nasıl felç edebileceğini ve röntgenciliğin nasıl kitlesel bir histeriye dönüştürülebileceğini gösteren ağır bir medya eleştirisi. Gerçek hayattaki Chris Hansen’ın, imajının zedelendiği ve kişisel markasının ticari emellerle istismar edildiği gerekçesiyle A24 Stüdyoları’na karşı hukuki süreç başlattığını da eklemek gerekiyor. Nihayetinde yönetmen Oppenheim, adalet arayışının reyting hırsıyla nasıl bir canavara dönüştüğünü, bu acımasız gösterinin asıl suçlusunun, ekran başındaki meraklı izleyicinin kendisi olduğunu soğuk bir gerçeklikle insanların yüzüne vuruyor.

Whatsapp Image 2026 10 24 At 11.33.03 (2)