Bir yabancının hikâyesi. Belki adlı belki adsız, belki fotoğraflı belki değil. Günümüze uygun bir yabancılaşma. Toplumdan kendini soyutlayıp sadece ve sadece telefonuyla ilgilenen, sosyal medyada kendini göstermeyi seçen biri. Maalesef kahramanımız bu. Beğeniler ve yeniden paylaşımlar o kadar umurunda ki. Ben de isterdim dünyayı kurtarsın, kaleden kaleye atlasın ve tek elle hapishane parmaklıklarını büksün.

Michael J. Seidlinger tarafından yazılan En Yabancı akıllara Albert Camus’nün Yabancı’sını getiriyor. Getirsin çünkü ikisi arasında teknoloji dışında bir fark yok. En Yabancı’yı okumadan önce Yabancı’yı tekrar hatırlamam gerekti. Ortada Yabancı varken En Yabancı neden yazılmış diyebilirsiniz. Ben dedim.

Kendimi, kıyaslarken yakaladım

Whatsapp Image 2026 10 24 At 12.54.08 (1)

Bu yazının iki kitabın kıyaslaması olmasını istemedim fakat mümkün değil. Okurken, notlar alırken ve en nihayetinde incelemeyi yazarken bunu düşündüm. Bilhassa karakterleri, olayları, ölümlere karşı verilen tepkileri ve bunun aleyhte delil olarak kullanılışını görmemek ve yazmamak çok zordu. Yabancı’yı görmezden gelip sanki yazar ortaya daha önce hiç görülmemiş yeni bir karakter koymuş da biz onun hakkını veriyormuşuz rolü üzerimde eğreti dururdu. Bu en başta Albert Camus’ye haksızlık olurdu. Ama tüm yazıyı da kıyas üzerine kurmak niyetinde değilim haberiniz olsun.

Yabancı’daki Meursault En Yabancı’da Zachary Weinham olmuş. İki kitap da bir cenaze töreni ile başlıyor ve iki kitapta da bir cinayet söz konusu. Nihayetinde ikisi de hapishane ve mahkeme süreci ile son buluyor. Bana göre iki karakter biraz da Kâtip Bartleby kafasında.

Başrolde intihar eden yakın arkadaşının cenazesine zoraki katılan ve orada herhangi bir üzüntü belirtisi göstermeyen asosyal biri var. Adı Zachary Weinham, sosyal medyadaki ismiyle Meurks. Bunun Meursault göndermesi olduğu açık. Her yaşadığını sosyal medyada genel ifadelerle paylaşan ve takipçilerinin beğenilerini, yorumlarını fazlasıyla önemseyen ve aynı zamanda gelen takipçiyi hemen gören, ilgi görmeyen gönderiyi derhal fark eden, insanlarla konuşmaktan çok insanlara yazan biri. Zachary ne kadar az konuşuyorsa Meurks o kadar çok yazıyor. Zachary ne kadar asosyalse Meurks o kadar sosyal. Tüm bunlar bir küçük telefon sayesinde oluyor.

Yazar, karakterine sahip çık

Zachary’nin rutin giden ve böyle olduğu için kendisi tarafından nispeten sorunsuz gördüğü hayatı Rios adındaki adamla tanışmasından sonra bozuluyor. Davet edildiği bir partide işlediği cinayet, Zachary’nin sonunu getiriyor. Sağolsun Seidlinger daha çok Zachary’nin iç dünyası ve elindeki telefonla ilgilendiği için olayların nedeni ve gelişim aşaması eksik kalmış.

Polisiye ya da benzer kurgu eserlerle haşır neşir olanlar tehlikenin geldiği tarafı anlar. Bu, futbolda bir türlü uzaklaştırılamayan top gibidir. Döner dolaşır ve gol olur. Okuyucu, orada bir şeyler olacağını bilir. Rios, konuşmasından başla her yanıyla kötü. Fakat daha kötü olanlar Zachary’nin çevresi. “Snuff”tan yani ticari amaçla çekilen cinayet videolarından çıkar elde edenlerden —ki Rios ve çevresindekiler öyle- daha kötü olanlar dost zannettiği ya da bizim öyle zannettiğimiz kişiler. Mahkeme safhasında bunu görüyoruz.

Kitabın büyük kısmı Zachary’nin iç konuşmalarından oluştuğu için aktif dinlenme yapabiliyorsunuz. Onu dünyayı yeniden keşfetmesi noktasında kendisini serbest bıraktım.

Ve dijital son

Bir ara Zachary ile Meurks konuşuyor. Bir o söylüyor bir diğeri. Zachary’nin şansı belki de buydu. Kendi elleriyle meydana getirdiği sanal da olsa bir karakter hücresine kadar gelip yalnızlığına son verebiliyordu. Bu noktada sormam gerekiyor: Albert Camus’nün Meursault’sunun suçu dünyaya erken gelmek miydi?

Whatsapp Image 2026 10 24 At 12.54.08

En Yabancı, kimsenin kendisi için kabul etmediği ancak hep başkalarının başına geldiğini zannettiği dijital bağımlılığı gösteren bir kitap. Elinden telefonu alınmış bir Zachary o an ölmüştü zaten. Eğer kitabın başarısı nedir diye sorarsanız dijital dünyanın rindi bir adamın sonunun “snuff”la getirilmesi derim.