23 Nisan okul kutlamalarında çocukların Mehter Marşı söylemesinden rahatsız oldu CHP güruhu.
Açık söyleyeyim, ben olmalarına o kadar da şaşırmadım. Çünkü onların ülkenin Cumhuriyet’ten öncesiyle, dünleriyle ciddi bir düşmanlığı var.
Onların bu ülkenin milli, milliyetçi, bağımsız olunmasıyla dertleri var.
Onların düşman devletlerin bizde rahatsız olduğu, istemediği her şeyle dertleri var…
Bu dertte tartışmasız gösteriyor ki onların aslında Türkiye Cumhuriyeti ile büyük dert ve hazımsızlıkları var.
Batılı düşman devletler Osmanlı’dan rahatsızdı, bunu anlarım, çünkü Osmanlı onların burunlarından getirmiş, korku salmış, hatta ayak bastığı yerleri almış. Vs vs…
Anlamadığım, siz niye rahatsızsınız bu ruhla Cumhuriyetin kucaklaşmasından?
İstemiyor musunuz düşmana yine korku salıp Türk olmanın gücünü onlara göstermeyi?
Zaten bunların cevabını geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Özgür Özel vererek noktayı koydu; “Biz İsrail’in yanındayız” dedi!..
Bu cümleyi bırakın böylesi bir makamın başındaki adamın söylemesini, akli dengesini kaybetmiş bir Türk bile söylemez. Amaa, Özgür Özel bu milletin gözünün içine baka baka söyledi.
Yani aslında dedi ki; “Sandıkta bize atacağınız oyların Atatürkçülükle hiçbir alakası yok, biz ülkeye düşman olanların yanındayız.” Bu dediği cümlenin başka nasıl bir açılımı olabilir?
Bu durumda bu zihniyetin dünümüzden, bu günümüzden rahatsız olmaması tabi ki mümkün değildir. Tabi ki Osmanlı’yı, Mehter marşını hazmedemezler. Çünkü Haçlı zihniyetinin en hazmedemediği, en düşmanlık beslediği, en korktuğu şeydi Mehter Marşı…
Çünkü Haçlı zihniyetinin kâbusudur Osmanlı…
*
“Türkler kimdir?” sorusu, yüzeyde basit gibi görünür. Oysa bu soru, tarihin derinliklerine uzanan, cevabı sadece kitaplarda değil, yaşanmışlıkta saklı bir meseledir. Çünkü Türk olmak, sadece bir soy bağı değil, bir duruş, bir refleks, çoğu zaman da bir direnç biçimidir.
Tarihi keskin çizgilerle ayırmak, çoğu zaman onu anlamayı zorlaştırır. Oysa bazı gerçekler vardır ki, koparıldığında anlamını yitirir. Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişki de tam olarak böyledir. Bu iki yapı, birbirinin alternatifi değil, birbirinin devamıdır. Birini diğerinden ayırmaya çalışmak, bir vücudun yarısını yok saymak gibidir.
Osmanlı Devleti, yalnızca bir imparatorluk değil, aynı zamanda bir medeniyet taşıyıcısıydı. Yüzyıllar boyunca kurduğu idari sistem, hukuk anlayışı, toplumsal düzen ve kültürel birikim, bugünkü Türkiye’nin temelini oluşturdu. Devlet geleneği, bürokrasi kültürü, şehir yapıları, hatta gündelik yaşam alışkanlıkları bile bu mirasın izlerini taşır. Bu nedenle Osmanlı’yı yok saymak, bugünün Türkiye’sinin köklerini görmezden gelmek anlamına gelir.
Türkiye Cumhuriyeti ise bu mirasın üzerine inşa edilmiş yeni bir formdur. Modernleşme, ulus-devlet yapısı ve çağdaş hukuk sistemiyle farklı bir dönemi temsil etse de, tamamen sıfırdan doğmuş bir yapı değildir. Aksine, Osmanlı’nın son döneminde başlayan dönüşümün bir sonucu ve devamıdır. Tanzimat’tan Meşrutiyet’e uzanan reform süreci, Cumhuriyet’in düşünsel ve kurumsal altyapısını hazırlamıştır.
Bu noktada önemli olan, iki dönemi karşı karşıya koymak değil; aralarındaki sürekliliği doğru okumaktır. Osmanlı’nın geçmişi, Türkiye Cumhuriyeti için bir yük değil; birikimdir. Cumhuriyet ise bu birikimi çağın gerekliliklerine göre yeniden şekillendiren bir aşamadır. Biri kök, diğeri gövdedir. Kök olmadan gövde ayakta duramaz; gövde olmadan da kökün bir anlamı kalmaz.
Toplumların kimliği de bu süreklilik içinde oluşur. Türkiye’nin kimliği, yalnızca Cumhuriyet ile ya da yalnızca Osmanlı’yla açıklanamaz. Bu kimlik, tarihsel bir akışın ürünüdür. Bu yüzden geçmişi reddetmek de, bugünü yok saymak da aynı ölçüde eksik ve yanıltıcıdır.
Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti’ni birbirinden koparmaya çalışmak, tarihi parçalamaktır. Oysa gerçek şudur: Bu iki dönem, aynı hikâyenin farklı bölümleridir. Birini anlamadan diğerini tam olarak kavramak mümkün değildir. Çünkü onlar ayrı değil, bir bütündür.
Türk olmak, bir ayrıcalık değil, bir sorumluluktur. Ve bu sorumluluk, sadece geçmişi bilmekle değil, geleceği inşa edebilmekle yerine getirilir.
Nokta…