Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin Fransa'nın Strazburg kentinde düzenlenen yaz dönemi Genel kurul toplantısında, Türkiye'yi hedef alan iddialar vardı.

Whatsapp Image 2026 07 03 At 06.23.05

Türkiye'den toplantıya katılan Parlamenterler Meclisi Üyesi AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı raportörün raporu ile ilgili olarak sert tepki göstermişti Fransa'da Mecliste yaptığı konuşmada. Bu konuda geçen perşembe yazımda konuyu sizler ile paylaşmıştım.

Konu medyaya yansıyınca Sayın Vekil Murat Cahid Cıngı'yı aradım. Asıl merak ettiğim medyaya yansıyan Avrupa’nın bu bildiğimiz çirkin tavrının ötesinde Sayın Vekil'in izlenimleri ve tepkisinin perde arkasıydı. Telefonuma yanıt verdi ve uzun süre sohbet etme imkânım oldu. Bu sohbetin önemli kısımlarını ve bir Türk Parlamenteri çok sert bir açıklama yapmaya zorlayan sebepleri konuşmak gerektiğini düşünerek, sorduğum sorulara Sayın Cıngı’nın verdiği cevaplarını paylaşarak başlıyorum.

Whatsapp Image 2026 07 03 At 06.23.05 (1)

Çetin A: İyi akşamlar Sayın Vekilim. Parlamenter Meclisinde yapmış olduğunuz tepki dolu konuşmanızı izledim. Rapor ile ilgili olarak söz aldınız ve ciddi bir konuşma yaptınız. Sormak istediğim meclisteki bu raporun sizde yarattığı etki ve sizin bu rapor konusundaki konuşmanızın diğer parlamenterler üzerinde yarattığı etkisi?

Dr. Cahid Cıngı: “Çetin Bey Avrupa Birliğinin ilerleme raporları ile ilgili sık sık tartışma hep oluyor. Bu sefer raportörün yazdığı raporu okuyunca çok daha fazla rahatsız olduğumuzu belirtmeliyim. Bildiğiniz üzere, bugün uluslararası sistemde güç siyasetinin yeniden belirleyici hâle geldiği yeni bir döneme girilmiştir. Güç dengeleri değişiyor, yeni ittifaklar kuruluyor; güvenlik mimarileri, enerji koridorları, tedarik zincirleri ve jeopolitik dengeler yeniden şekilleniyor. Avrupa da bu yeni uluslararası düzende kendisine uygun bir konum arıyor.”
Çetin A:Yani Avrupa bu güç dengesinde kendisine yeni yer mi arıyor? Yoksa Türkiye’nin güçlü yerinden mi rahatsız?
Cahid Cıngı: “Böyle bir dönemde Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporuna baktığınızda, bu büyük jeopolitik dönüşümü okuyamadığını görüyorsunuz. Raporda Türkiye'nin giderek daha bağımsız, çok boyutlu ve stratejik bir dış politika izleyen yeni konumunu anlamaya çalışan bir yaklaşım yerine, eski siyasi ezberlerin tekrarlandığını görüyoruz. Bana göre Avrupa'daki asıl rahatsızlık da Türkiye'nin bağımsız karar alabilen, kendi milli çıkarları doğrultusunda hareket eden ve bölgesel denklemleri etkileyebilen bir aktöre dönüşmüş olmasıdır.”

Çetin A: Bir de FETÖ ile ilgili densiz bir yaklaşım sergilenmiş raporda.

Cahid Cıngı: “Evet. Görünen o ki raportör büyük ölçüde FETÖ'nün yayınlarını ve kaynaklarını esas almıştı. Raporunda FETÖ’yü bir hareket olarak tanımlamıştı. FETÖ bir hareket değildir. FETÖ, askeri darbe girişimiyle Türkiye'nin anayasal düzenini yıkmaya teşebbüs eden, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombalayan, 15 Temmuz 2016'da demokrasiyi savunmak için darbecilere karşı duran 250'den fazla insanı öldüren ve binlerce masum vatandaşı yaralayan bir terör örgütüdür. Raportörün elleri masum insanların kanına bulaşmış olanları değil, demokrasiyi savunurken hayatını kaybedenlerin yanında durması gerektiğini konuşmamda belirttim.”

Çetin A: Konuşmanızda İsrail ile ilgili de tepkiniz var. Bununla ilgili söylemek istediğiniz şeyleri de merak ediyorum.

Cahid Cıngı: “Bu raporda beni çok rahatsız eden ikinci mesele ise İsrail’in Gazze’de ve Lübnan’da işlediği insanlık dışı suçlar konusunda tam bir görmezlik haliydi. Aslında beni asıl şaşırtan şey, bu raporun söylediklerinden ziyade söylemedikleriydi aslında. Rapor sınırları aşan baskıdan etraflıca bahsediyor, ne var ki İsrail'e gelince sessizliğe gömülüyordu. Oysa dünyanın dört bir yanında insanlar Gazze'de yaşanan soykırıma karşı seslerini yükselttikleri için ağır bedeller ödüyorlar. Francesca Albanese, Mark Ruffalo, Anwar El Ghazi ve Steve Bell daha ismini sayamadığım çok sayıda aktivist bu konuda bedel ödedi. Sayısız sanatçı, sporcu, aktivist, akademisyen, öğrenci, siyasetçi, gazeteci ve hatta sıradan vatandaşı İsrail tarafından tehdit edildi, sindirilmeye çalışıldı ve yaptırımlara maruz bırakıldı. Son olarak, Gazze'ye insanlığın umudunu ve vicdanını taşıyan Global Sumud Filosu'na uluslararası sularda el konuldu; gemide bulunan insan hakları savunucuları İsrail askerleri tarafından kaçırıldı, gözaltına alındı, kötü muameleye maruz bırakıldı, darp edildi ve aşağılandı. Ama raportör bunlardan hiç söz etmemişti. Bu konular ile ilgili söz aldım ve bu konuları dile getirdim. Benim konuşmamın Avrupalı Parlamenterlerde hiçbir etkisinin olmayacağını uzun yıllardır zaten biliyoruz. Çifte standart ve gerçekleri görmezden gelerek, hâkimiyeti tesis etmek için her türlü yolu kullandıklarını görüyoruz. Bu bence biraz önce söylediğim gibi Türkiye’nin artık kontrol edilemeyen kendi milli çıkarlarını savunan bir ülke bilincini gösteriyor olmasından kaynaklanıyor. Görünen o ki her platform ve mecrada bizi engellemeye ve istedikleri rotaya sokmak için ellerindeki bütün araçları kullanacaklar.

Sayın Cıngı özet olarak bunları anlattı. Çok dolduğu ve hiddetlendiği sesinden belliydi. Bir önceki yazımda Avrupa’nın Türkiye’nin gelişmesi konusunda duyduğu kaygı ve yaşadığı panik konusunda fikirlerimi paylaşmıştım.

Bu rapor ile ilgili konuşulması gereken ikinci önemli mesele İsrail’in herkesin gözleri önünde bir soykırım yapabilme cesareti. Avrupa’nın sessizliği. Bunu görmezden gelmede acaba ikinci Dünya Savaşının yarattığı travma mı Avrupa’nın susmasına sebep oluyor? Eğer neden bu ise daha önce zulüm görmüş her millet ya da topluluk gücü eline geçirince başkalarına zarar mı verecek? Eğer mesele İsrail’in siyasi ve ekonomik saikleri ise demokrasi adalet ve eşitlik standartları ile kurulduğu iddia edilen Avrupa Birliği bu kuralları işletemeyen güçsüz bir topluluk olmuyor mu? Sebep ne olursa olsun İsrail’in bu fütursuz davranışlarına karşı çıkmak insanlığın geleceği için çok önemli. Bu yaşananların bir gün Avrupa’nın başına gelme ihtimalini ortadan kaldırmanın tek yolu insan haklarında eşitliği gerçekleştirmek. Peki Avrupa bunu yapacak mı? Tabi ki hayır; zaten bu nedenle de hızla geriliyor, ayakta kalma mücadelesi veriyor.