Bir yeni merakıdır gidiyor. Yeni bakış açısı, yeni moda, yeni müzik tarzı, yeni siyaset en son olarakta yeni parti. Yenileşmek, yeni ufuklar her zaman insanlık için önemli ve gerekli. Ancak bu yeni moda yenilik kavramının gerçek bir farklılık, bir buluş ya da değişiklik ile uzaktan yakından alakası yok. Bu “yeni” eskinin kalitesiz bir imitasyonu.
Ne mesela yeniden kastınız? Hepiniz eskisiniz; hepiniz Atatürk’ün adını söyleye, söyleye CHP’yi bu hale getiren değil misiniz? İşinize, çıkarlarınıza uymadı diye, artık toplum Atatürk’e gösterdiği hürmet ve sevgiyi size göstermiyor diye ATA’nın partisinde mücadele etmek yerine partiyi terk eden siz değil misiniz? Ve o ATA’nın partisini yolsuzluklarla, yasa dışı işler ile bu hale getiren de sizler değil miydiniz? O yüzden soruyorum, yeni dediğiniz şey nedir?
Eskisiniz hepiniz! Ben söyleyeyim yeni olanı. Sadece partinizin adı yeni. Aldınız yeni bir ismi, eski ve kirlenmiş olan kişilerin üzerine bantlıyorsunuz, arsızca yapıştırıyorsunuz… Geçmiş zamanlarda Özgür Özel traktör vaat etmişti “Belediye seçimlerini alırsak çiftçiye traktör vereceğiz” demişti, sonra da sorulunca “ben onu ilgi çekmek için söylemiştim” dedi, işte fıkra buydu.
Artık sizin kirlenmiş şeylerinizi “yeni” gibi pazarlamanızı yemiyor bu toplum. Net…
(Yazarımız Mehtap Yılmaz’ı okuya okuya kalemimin ona benzediğini fark ettim şu an. Şaka bir tarafa aynı gazetede olmaktan gurur duyduğum ve yazılarından müthiş keyif aldığım bir yazardır kendileri…)
İnsanlık tarihi özellikle son iki asırda yeniliğin gerçek birçok örneğini yaşadı. Bu yeniler kabul gördü, uzun yıllar bir başka yeni gelene kadar insanın gelişimine katkıda bulundu. Pozitif bilimlerde, kimyada yeni moleküllerin keşfi, biyolojide insan biliminde yeni hastalıkların, tedavi yöntemlerinin bulunması, fizikte yeni kuramlar ile evrene bakışımızdaki değişiklikler hep bu yeni buluşların sayesinde oldu. İşte bunlar gerçek yeni idi.
Siyasal bilimlerde ve halk yönetiminde son iki çağda önemli yenilenmeler ve yıkılmalar oldu. Kapitalizmin tüm kuramının jeopolitik olarak ete kemiğe bürünmesi, sosyalizm ve komünizmin bir teoriden pratik yaşam biçimine dönmesi yani belki de dünya tarihinde ilk defa siyasi olarak birden çok yönetim biçiminin ortaya çıkması önemli yenilikler. İkinci Dünya Savaşının sonunda dengesizlik halinin yerini üstünlerin hâkimiyeti aldı ve bu iki rejim gücünü tamamen kendisi için kullandı.
Uzun yıllar sonunda bu sentetik ve lidere endeksli yönetimler halklar tarafından benimsenmediği için yavaş yavaş tarihten silindiler. İşte SSCB bu nedenle tarih oldu. Kitabi olarak muhteşem fikirler pratikte insanlığa dert ve ölüm dışında hiçbir şey getirmemişti. Galiba dünya tarihinde her yeni, insanın gelişimine katkıda bulunmuyor tam tersine insan yaşamına zarar veriyor. Hatta daha ileri gidebiliriz, her yeni insan için yenilenme ve gelişme, huzur anlamına da gelmiyor.
İnsanlık tarihinde ürettiği gerçekten önemli yeniler insan yaşamına dahil olurken zararı olan “yeniler” tarihin çöplüğünde yerini alıyor. Sürrealist ressamlar, ülkelerini anlatan sinemacılar ve filmler, dillerinde dünyanın en güzel şiirlerini, romanlarını yazan yazarlar, milletlerinin akustiğini, müziğini, rengini uluslararası teknikler ile yorumlayan sanatçılar, sponsorlardan bağımsız çalışıp bilimsel buluşları, ölümü göze alarak yayımlayan bilim adamları tarihin ışıltılı sayfalarında yerlerini aldılar, alacaklar.
Maddi gerekçeler ile, siyasal güç sahibi olmak için ya da daha birçok ahlaksız sebepler ile önümüze “yeni” ambalajı ile ölümü, insan erdeminin yok olmasını getiren bu çakma yenilikler, yenilikçiler ise bir savaşın sonunda, bir haberin ardından, bir zamanın sonunda sadece tarihin çöplüğünde kendilerine yer buldular, bulacaklar. Tarih onların adından hiç söz etmeyecek.
Bu düzeysiz imitasyon “yeni”nin yanında gerçek yeni yok olup gidiyor. Uzun yıllardır işte bu sebeple yenilik yoktu ve halkın kabul görebileceği gerçek yeni sayısı oldukça kısıtlıydı. Görünen o ki zaten bu yeniler de firmalar, devletler, kişiler tarafından patentleniyor ve kullanımı da vicdana ya da satın alabilmeye bağlı.
İsmi dışında yeni hiçbir şeyin olmadığı partiden bahsettim yukarıda. Her parti değerlidir hayırlı olsun. Demokrasilerde çok partili yaşam her zaman daha doğrudur. Ancak bu yeni partinin parti proğramında görebildiğim yeni yok. Örneğin ne olduğunu anlamadığım kürt meselesine bakışı, yerel yönetimler şartı konusundaki fikri, ayrıldıkları parti ile aynı. Kurucuları yıllardır bu ülkede milletvekilliği parti yöneticiliği yapıyor. Kod adı olanlar dışında yeni siyasi figür yok. Eski partilerinden ayrılmalarını anlayış ile karşılıyorum. Ancak yeni iddiası çağımız için sıradanlaşan bir kelimeden öte gidemiyor. İlerleyen zamanda yeni mi yoksa “yeni” mi göreceğiz. Sorun Türkiye’nin deneyecek yanılacak zamanını var olup olmaması.
Yeni ile “yeni” arasındaki ideolojik, sosyolojik uçurumu görmek gereklidir. Her yeniyi, yeni olduğu için kabul etmek ne kadar yanlış ise her yeni için şüpheci olmak da o kadar hatalıdır. Doğru olan yenileşme ideallerimiz ve öğrenmeye olan açlığımızdır. Yeni ismi konunca eski yeni olmuyor, ama bu illüzyon halkın iç dünyasında sabırları zorluyor.