Geçtiğimiz hafta 15 Ağustos 2018 tarihinde 11 örgüt mensubu ile birlikte PKK’nın üst düzey yöneticilerinden kırmızı listedeki bir terörist etkisiz hale getirildi. Bu cümleyi bu kadar kolay yazabiliyorum ama arkasındaki gerçeklik çok derin. Olayı teknik olarak inceleyecek olursak, birincisi etkin bir koordinasyon var. Bu operasyonu Millî İstihbarat Teşkilâtı ile TSK birlikte gerçekleştirdi. Ülkemizin güvenliği ile ilgili iki kurumun birbirlerini tamamlayan bu tarz iş birlikleri gerçekleştirmeleri ve çok önemli sonuçları olan son derece başarılı operasyonlar yapmaları, devletimizin kurumsal yapısının güçlenmesi açısından da son derece önemli. Daha geniş bağlamda olaya bakacak olursak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi modelinde devletteki kurumların birbirlerini tamamlayan ve birbirlerine destek olan işlevlerinin daha da güçleneceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

İkinci olarak yok edilen terörist kırmızı kategorideki üst düzey yönetici. İçişleri Bakanlığının dün yayımladığı raporda son bir haftada yedisi üst düzey yönetici olmak üzere 46 terörist etkisiz hale getirildi. Dikkat edilirse neredeyse son bir yıldan fazla bir süredir yayımlanan bu tür raporlarda eskisinden farklı olarak yönetici durumdaki teröristlerin de etkisiz hale getirildiğini okuyoruz. Kırmızı, turuncu, gri vs. listeye giren teröristlerin birer ikişer ortadan kaldırıldıklarına şahit oluyoruz. Önceden olduğu gibi ellerini kollarını sallayarak dolaşamıyorlar. Bu durum, terör örgütleri için tam bir çöküş halini gösterir. Yöneticileri olmayan, eylem gücü kalmamış terör örgütünün sahada var olabilmesi mümkün olamaz.

Diğer bir husus da terör örgütleri belirli olguları kullanarak psikolojik mesaj vermeye çalışırlar. Bunlardan biri de PKK’nın sözde kurulduğunu eylemlerle duyurmaya çalıştığı 15 Ağustos’tur. Daha öncelerde PKK, her 15 Ağustos geldiğinde kanlı eylemler yapar ve topluma ne kadar güçlü olduğu mesajını vermeye çalışırdı. Ancak şimdi durum tersine döndü. Devletimiz 11 aylıkken katledilen masum bebeğin ve onun gencecik annesinin aziz hatırasına atfen 15 Ağustos’ta düzenlediği operasyonla PKK’ya ne kadar acizve ne kadar güçsüz bir örgüt olduğu mesajını verdi. Artık yurt içinde konuşulmayan, sürekli kaçmak zorunda kalan, yakın sınır çevresinde bile etkinliği kaybolmuş, psikolojisi çökmüş bir terör örgütünden bahsediyoruz. Özellikle halen yaşamayı başarabilmiş terör örgütü yöneticileri hiç rahat değiller. Çünkü kandil operasyonuyla birlikte bulundukları yerleri terk etmek zorunda kalan teröristler, Kandil Dağı dışındaki alanlarda daha fazla Türkiye’nin etki alanında kalmak zorundalar. Bu nedenle önümüzdeki günlerde de noktasal operasyonlarla PKK/PYD yöneticilerinin birer ikişer ortadan kaldırıldıklarına şahit olacağız.

Son olarak şunu da belirtmek isterim ki bu operasyon hareketli hedeflere karşı Türkiye’den 100 km uzaklıktaki bir bölgede yapıldı. Hedefler tespit ediliyor, vurma kararı veriliyor, koordinat değerleri haline getirilen coğrafi saha bilgileri vuracak hava araçlarına onların sistemlerine uygun kodlar şeklinde iletiliyor. Bu arada hedefler yer değiştiriyor, çünkü hareket halindeler. En son aşamada düzeltmeler hesaplanıp yeni koordinat değerleriyle hedefler imha ediliyor. Yani ilk cümlede yazdığım kadar kolay bir şekilde icra edilmiyor bu operasyonlar. Karmaşık, komplike ve zor bir işlemler süreci kısa zamanda ve başarıyla yerine getiriliyor. İşte arkada görünmeyen bu tekno-mühendisliği başaran kahraman mühendislerimizi saygıyla selamlıyor, bu operasyonda emeği geçen MİT ve TSK mensuplarımızı tebrik ediyorum. Darısı diğer teröristlerin başına.