Gerek insanlık tarihi ve dünya genelinde ve gerekse de ülkemizde terör, insana ve insanlığa onarılmaz hasar veren bir bela olmuştur.

Kitle iletişim araçları, terörizmin kullandığı en önemli araç olarak, yarattığı korku ve dehşet ile bir bakıma topluma; “Benden yana mısın, değil misin?”, “benden değilsen düşmanımsın”, “düşmanımsan hedefimsin”, “senin yaşama hakkın yoktur.” şeklinde belirtilebilecek “taraf olma” çağrısında bulunmuştur genelde.

Terör insanın zihinsel ve duygusal masumiyetini yok etmekte, şiddet ortamına çekmekte ve toplumun şiddet yoluyla siyasallaşmasına, kutuplaşmasına yol açmaktadır.

Burada temel amaç, kargaşa yaratarak toplumun direnme gücünü kırmak, yerleşik sosyal ve siyasal düzenin arkasındaki halk desteğini şiddet yoluyla zayıflatmaktır.

Bunlar terörün evrensel unsurları. Ancak kaleme alırken dahi, ülkemizde, siyasal kılıfa girerek vatanımızı terörün pençesine atmak isteyen, toplumsal kutuplaştırma dili ile milli ve manevi değerleri aşağılayıp kaos ortamı yaratmaya çalışan kişi ve kuruluşlar belirdi gözümde.

Ülkemizin terörle mücadelede yaşadığı en kritik problem de, temel hedefi Türkiye'ye zarar vermek olan bir çatı terörist yapının, tüm terör örgütlerini ve daha da ötesinde birçok illegal faaliyeti koordine etmesi. Bu yapı, ülkede yıllarca sinsice en derinlere sızan Fetö terör örgütü.

Fetö, ne olursa olsun Türkiye parçalansın diyen bir yapı. Ve bu noktada hiçbir ayrım göz etmeksizin, her terör örgütüne ve illegal yapıya kucak açıyor. Bunu yaparken en klasik taktiği sinsice kendini kamufle ederek, başka kimlik, aidiyet, duruş kullanarak, algı ve manipülasyon çalışması yapmayı ihmal etmiyor.

Bu noktada Ahbaplar Suç Örgütü soruşturması çok dikkatimi çekiyor. Örgüt lideri Haluk Levent 2003 yılında PKK konserleri veren, bu örgüte açık desteğini ifade eden ve hakkındaki dolandırıcılık dosyaları adliyede dağ olmuş bir profilken, 2017'de onu, mazlumların yardımına yetişen, ülkenin en güvenilir (!) yardım kuruluşuna liderlik eden bir kişi ve buna ek olarak Ulusalcı Kemalist dünyanın kanaat önderine eviren yapı, sıradan bir yapı değil.

Onu bu formata sokup, bir toplumsal grubu da bu denli manipüle etme yetisinin bu ülkede hangi terör örgütünde olduğunu hepimiz biliyoruz. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in geçtiğimiz haftalarda ifade ettiği gibi Fetö, farklı kimlik, şekil, ideoloji görüntüleri altında hücresel yapılanmasını devam ettiriyor. İllegal olan ve ülkeye zarar veren hemen herşeyin bir noktasında Fetö mutlaka çıkıyor.

Bu kapsamda Adalet Bakanı Akın Gürlek'in talimatı ile, 81 İl Başsavcılıkları'na bağlı olarak, Terör Soruşturma Büroları'nın kuruluşunun ilan edilmesi tarihi bir öneme sahip. Terör konusunun teknik özelliklerine göre faaliyet gösterecek olan ve ihtisas bürosu niteliğinde olacak bu bürolar, büyük şehirlerimizde olduğu gibi, ülkemizin hemen her noktasında, her tür kötülüğü yapmaya hazır terör örgütlerine göz açtırmayacak, etkili ve önleyici soruşturma ve operasyonlarla bu belanın belini kıracaktır.

BAKIRKÖY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NDAN ÇOK KRİTİK OPERASYON

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yeni nesil suç örgütlerine yönelik yürütülen soruşturmada, bazı kamu görevlilerinin yetki tanımlarına aykırı hareket ederek örgüt yöneticileri ve üyelerine bilgi sızdırdığı tespit edildi. Yapılan incelemelerde şüphelilerin suç örgütlerine suç, aranma ve yakalama kayıtları, kırmızı bülten verileri, araç kaydı sorgulamaları ve gümrük geçiş bilgileri gibi verileri aktardığı belirlendi.

Adalet neferleri, suça, suçluya, örgütlere karşı kelle koltukta, canla başla, fedakarca mücadele ederken, birileri de şahsi menfaati uğruna, kendisine verilen yetki kapsamında oluşturduğu gücü kullanarak, bu suç örgütlerine bilgi sızdırıyor, yardımcı oluyor.

Kamu görevi nedeniyle sahip olunan yetki, bu kapsamda edinilen bilgiler.

Bunlar kutsal addedilmesi gereken değerlerken, ve herhangi bir maddi karşılığı olabilir mi?

Bunları duyunca, Rumlardan 30 saat insanlık dışı işkenceler gören, ama ordusuna ilişkin tek bir sır ağzından çıkmadığı için zalimce şehit edilen Cengiz Topel geldi aklıma. Bütün iç organları çıkarılmış ve bedeni çuvaldızla dikilmişti. Ama düşmana tek kelime etmedi.

Böyle nice yiğidimiz var, teröre, teröriste, düşman askerlerine, illegal örgütlere karşı mücadele ederken zulüm gören, gazi olan, şehit olan.

O yiğitler bugün de var. Bugün de adaletimizle, ordumuzla, emniyetimizle topyekün fedakar bir mücadele verildiğini görüyoruz.

Arada hainler, çürükler, satılmışlar çıkacak.

Onları çıkararak ayıklayan, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman liderliğindeki adalet neferlerine teşekkürü bir borç biliyorum.