Haluk Levent, Nurdan Eriş ve Ayas Holding CEO’su Serkan Ayas’ın isimlerinin geçtiği belgeler ne anlatıyor?

Günlerdir üzerinde çalıştığım, farklı kaynaklardan edindiğim bilgi ve belgeleri karşılaştırdığım bir araştırma dosyasını bugün kamuoyunun dikkatine sunuyorum.

Baştan çok önemli bir ayrım yapıyorum:

Bu yazıda yer alan ve yetkili makamlarca doğruluğu kesinleştirilmemiş hususlar iddia niteliğindedir.

Adı geçen hiçbir kişi veya şirket hakkında suçluluk hükmü vermiyorum.

Elimdeki belgelerin gerçekliği, hukuki niteliği ve belgelerde gösterilen işlemler arasındaki bağlantıların tamamının resmî makamlar tarafından doğrulanması gerektiğini özellikle belirtiyorum.

Benim yaptığım gazetecilik.

Belgeleri inceliyorum.

İsimlerin peşinden gidiyorum.

Sorular soruyorum.

Cevap hakkı tanıyorum.

Ve şimdi bu dosyada karşıma çıkan çok önemli İsviçre bağlantılarını kamuoyunun dikkatine sunuyorum.


HERKES HALUK LEVENT’İ KONUŞTU, PEKİ NURDAN ERİŞ?

Bu araştırmada karşıma çıkan en önemli isimlerden biri Nurdan Eriş.

Çünkü kamuoyuna yansıyan soruşturma ifadelerinde Eriş’in Haluk Levent ile ilişkisine dair son derece dikkat çekici bilgiler bulunuyor.

Nurdan Eriş’in soruşturma kapsamında kamuoyuna yansıyan beyanına göre ikili 2016 yılında İsviçre’de tanışıyor.

Eriş yine kendi beyanında, 2018 yılında İsviçre’de Haluk Levent ile evlendiklerini söylüyor.

Burada özellikle altını çiziyorum:

Bu evlilik bilgisi Nurdan Eriş’in soruşturma dosyasına yansıyan beyanına dayanmaktadır.

Benim tarafımdan bağımsız olarak doğrulanmış resmî İsviçre evlilik kaydı kamuoyuna açık kaynaklarda bulunmamaktadır.

Ancak Eriş’in ifadesinde yer alan bu evlilik beyanı, araştırmam açısından İsviçre bağlantısını daha da önemli hale getiriyor.

Çünkü bundan sonra karşımıza yalnızca kişisel bir ilişki değil;

şirketler,

para transferleri,

gayrimenkuller

ve İsviçre’deki finansal bağlantılara ilişkin iddialar çıkıyor.


NURDAN ERİŞ’İN PARA İDDİALARI

Nurdan Eriş’in kamuoyuna yansıyan ifadesinde dikkat çeken başka bir bölüm daha bulunuyor.

Eriş, Haluk Levent’e yıllar içerisinde para gönderdiğini, 2018 yılında şirketini sattığını ve bu satıştan önemli miktarda gelir elde ettiğini ileri sürüyor.

Ayrıca Haluk Levent’in kendisinden çeşitli gerekçelerle para istediğini iddia ediyor.

Bunlar Nurdan Eriş’in kendi beyanlarıdır.

Dolayısıyla burada benim tarafımdan doğrulanmış olgular olarak değil, soruşturma dosyasına yansıyan iddialar olarak aktarılmaktadır.

Ancak araştırılması gereken kritik nokta şudur:

Eğer bu para transferleri gerçekten gerçekleştiyse, banka kayıtlarında bunların izi bulunuyor mu?

Para hangi hesaptan çıktı?

Hangi hesaba girdi?

Daha sonra başka kişi veya şirketlere aktarıldı mı?

İşte benim araştırmam tam burada başka bir boyuta geçiyor.


HALUK LEVENT’E AİT OLDUĞU İLERİ SÜRÜLEN İSVİÇRE KİMLİĞİ

Araştırmam sırasında tarafıma dikkat çekici bir belge daha ulaştı.

Haluk Levent’e ait olduğu ileri sürülen bir İsviçre kimlik belgesi.

Belgenin üzerinde kişisel veriler bulunduğu için bu yazıda kimlik numarası, adres veya korunması gereken diğer kişisel bilgileri yayımlamıyorum.

Ayrıca belgenin gerçekliği ve güncel hukuki statüsü yetkili İsviçre makamlarından tarafımdan bağımsız olarak teyit edilmiş değildir.

Bu nedenle bu belgeyi de kesinleşmiş bir olgu olarak sunmuyorum.

Ancak elimde bulunan belgenin gerçekten Haluk Levent’e ait olup olmadığı ve belge gerçekse hangi hukuki statüyü gösterdiği araştırılması gereken ayrı bir konudur.

Çünkü bu dosyada İsviçre yalnızca Nurdan Eriş’in yaşadığı veya ticari faaliyet yürüttüğü ülke olarak karşımıza çıkmıyor.

Evlilik iddiasında İsviçre var.

Şirketlerde İsviçre var.

Finansal ilişkilerde İsviçre var.

Gayrimenkul bağlantılarında İsviçre var.

Ve şimdi Haluk Levent’e ait olduğu ileri sürülen bir İsviçre kimlik belgesi de dosyada bulunuyor.

Bunun hukuki anlamının ne olduğu ise belgeyi düzenlediği ileri sürülen makamların kayıtları üzerinden doğrulanmalıdır.


ŞİMDİ ASIL SORU BAŞLIYOR

Bütün bunları yan yana koyduğumuzda İsviçre bağlantısının neden ayrıntılı biçimde araştırılması gerektiği daha iyi anlaşılıyor.

Ancak tekrar söylüyorum:

Bağlantıların bulunması tek başına suçun kanıtı değildir.

Asıl mesele finansal hareketlerin niteliğidir.

Tarafıma ulaşan bilgi ve belgelerde Türkiye kaynaklı olduğu ileri sürülen bazı ödemeler ile İsviçre’deki kişi ve şirketler arasında çeşitli ilişkiler gösteriliyor.

Ben bu paraların AHBAP’a ait olduğunu veya hukuka aykırı biçimde yurt dışına çıkarıldığını kesin bir olgu olarak söylemiyorum.

Bunun ortaya çıkarılmasının tek yolu var:

Banka kayıtları.

SWIFT kayıtları.

Şirket muhasebeleri.

Sözleşmeler.

Vergi kayıtları.

Tapu ve gayrimenkul kayıtları.

Ve gerçek faydalanıcı kayıtları.


3,5 MİLYON AVROLUK İDDİA

Araştırmam sırasında karşıma çıkan ciddi iddialardan biri yaklaşık 3,5 milyon avroluk bir işlemle ilgili.

Tarafıma aktarılan bilgi ve belgelerde Nurdan Eriş ile İsviçre’deki bazı ticari ilişkiler kapsamında yaklaşık 3,5 milyon avroluk bir ödeme konusunda uyuşmazlık bulunduğu ileri sürülüyor.

Ödemeyi yaptığı belirtilen tarafın zarara uğradığını ileri sürdüğü iddialar arasında.

Ancak bu noktada çok önemli bir ayrım yapıyorum:

Bu paranın hukuka aykırı biçimde elde edildiğine veya AHBAP kaynaklı olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararına ya da bunu tek başına kanıtlayan resmî bir tespite tarafımdan ulaşılmış değildir.

O nedenle hüküm vermiyorum.

Soruyorum:

3,5 milyon avroluk işlem gerçekleşti mi?

Gerçekleştiyse hangi sözleşmeye dayanıyordu?

Para hangi hesaptan çıktı?

Hangi hesaba girdi?

Daha sonra nereye aktarıldı?

Bunların cevabı banka kayıtlarında bulunabilir.


FILEWAVE: “ŞİRKETİMİ SATTIM” BEYANI VE 2026’DA CEO’LUĞA DÖNÜŞ

Araştırmam sırasında Nurdan Eriş’in geçmişte bağlantılı olduğu FileWave şirketi de karşıma çıktı.

Eriş’in kamuoyuna yansıyan beyanında 2018 yılında şirketini sattığını söylediği görülüyor.

Araştırmam sırasında ise 2 Haziran 2026 tarihli olduğu belirtilen bir haberde Nurdan Eriş’in FileWave’de yeniden CEO olarak göreve geldiğine ilişkin bilgiye ulaştım.

Buradan tek başına hukuka aykırılık sonucu çıkarılamaz.

Bir kişi şirketini veya hisselerini sattıktan yıllar sonra yeniden yönetici olabilir.

Ama cevaplanması gereken sorular vardır:

2018’de tam olarak ne satıldı?

Şirketin tamamı mı?

Hisselerin bir bölümü mü?

Satış bedeli neydi?

Bu bedelden Haluk Levent’e para gönderildiği iddiasını doğrulayan banka kayıtları bulunuyor mu?

Ve Nurdan Eriş 2026 yılında hangi kurumsal süreçle yeniden CEO oldu?

Bunların tamamı belgelerle açıklığa kavuşturulabilir.


SERKAN AYAS’A BİZZAT ULAŞTIM

Araştırmam sırasında Ayas Holding CEO’su Serkan Ayas’a bizzat ulaştım.

Kendisine Haluk Levent’i tanıyıp tanımadığını ve herhangi bir iş yapıp yapmadığını sordum.

Cevabı:

“Medyadan tanırım, hiçbir iş yapmadım.”

Ardından Nurdan Eriş’i tanıyıp tanımadığını sordum.

Cevabı:

“Evet tanıyorum, hiçbir iş yapmadım.”

Bunun üzerine araştırmamda karşıma çıkan para ve gayrimenkul bağlantısı iddialarını kendisine sordum.

AHBAP kaynaklı olduğu ileri sürülen bazı paraların çeşitli kişi ve finansal bağlantılar üzerinden gayrimenkule dönüştürüldüğü yönündeki iddialar hakkında açıklamasını istedim.

Serkan Ayas toplantıya gireceğini belirterek daha sonra görüşebileceğimizi söyledi.

Daha sonraki görüşmemizde kendisine tekrar cevap hakkı tanıdım.

İstanbul’a davet ettim.

Kendisi de beni İsviçre’ye davet etti.

İstanbul’a gelebileceğini ve tarih konusunda daha sonra bilgi vereceğini söyledi.

Ancak yazının hazırlandığı tarihe kadar tarafıma bu konuda ayrıntılı bir açıklama ulaşmadı.

Burada özellikle belirtiyorum:

Bir kişinin gazetecinin sorularına cevap vermemesi, kendisine yöneltilen iddiaların doğru olduğunu kanıtlamaz.

Serkan Ayas’ın Haluk Levent ile iş yapmadığını ve Nurdan Eriş’i tanımakla birlikte kendisiyle de iş yapmadığını belirten açıklaması bu dosyanın önemli bir parçasıdır.

Kendisinin veya Ayas Holding’in yapacağı ayrıntılı açıklamayı da aynı şekilde kamuoyuna aktarmaya hazırım.


DOSYANIN EN ÇARPICI BÖLÜMÜ: 164 DAİRE VE 3 TİCARİ ALAN

Tarafıma ulaşan belgeler arasında gayrimenkullere ilişkin olduğu belirtilen bir tablo bulunuyor.

Bu tabloda toplam 164 daire ve 3 ticari alan yer aldığı görülüyor.

Gayrimenkullerin bulunduğu yerler, büyüklükleri ve çeşitli bilgileri de tabloda gösteriliyor.

Ancak 164 daire ve 3 ticari alanın bulunması tek başına herhangi bir hukuka aykırılığın kanıtı değildir.

Benim sorduğum soru başka:

Bu gayrimenkullerin finansman kaynağı nedir?

Kim satın aldı?

Ne zaman satın aldı?

Toplam bedel neydi?

Ödemeler hangi hesaplardan yapıldı?

Gerçek faydalanıcılar kim?

Türkiye’den gelen herhangi bir para kullanıldı mı?

Ve en önemlisi:

AHBAP kaynakları ile bu gayrimenkullerin finansmanı arasında banka kayıtlarıyla doğrulanabilecek herhangi bir bağlantı var mı?

İşte araştırılması gereken budur.


ERIS AG / ALAYA PROPERTIES AG

Tarafıma ulaşan başka bir işlem şemasında ERIS AG / Alaya Properties AG isimleri ile çeşitli kişiler, şirketler, borç ilişkileri, sözleşmeler, gayrimenkuller ve ödemeler arasında bağlantılar kurulduğu görülüyor.

Belgelerde ayrıca CS/UBS ve EFG isimlerine ilişkin referanslar bulunuyor.

Burada da önemli bir hukuki ayrım yapıyorum:

Bir banka veya şirketin adının bir işlem şemasında bulunması, o kurumun hukuka aykırı bir faaliyete dahil olduğunu göstermez.

Araştırılması gereken, gerçekleştiği ileri sürülen işlemlerdir.

Hesap sahipleri kim?

Para nereden geldi?

Nereye gitti?

Transferlerin ticari gerekçeleri neydi?

Türkiye kaynaklı olduğu ileri sürülen ödemelerle bu işlemler arasında gerçek bir finansal bağlantı var mı?


BÜTÜN DOSYANIN DÜĞÜM NOKTASI

Şimdi elimizde araştırılması gereken birbiriyle bağlantılı çok sayıda başlık bulunuyor.

Nurdan Eriş’in beyanına göre 2016’da İsviçre’de başlayan ilişki…

2018’de İsviçre’de gerçekleştiği ileri sürülen evlilik…

Nurdan Eriş’in şirket satışı ve Haluk Levent’e para gönderdiği yönündeki beyanları…

Haluk Levent’e ait olduğu ileri sürülen İsviçre kimlik belgesi…

İsviçre’deki şirketler…

ERIS AG…

Alaya Properties AG…

Finans kuruluşlarına ilişkin referanslar…

Ayas Holding ve Serkan Ayas’ın isimlerinin geçtiği iddialar…

Ve 164 daire ile 3 ticari alan.

Bunları yan yana yazmak suçun kanıtı değildir.

Ama bunların arasında gerçekten finansal bir ilişki bulunup bulunmadığını araştırmak da kamu yararı taşıyan meşru bir sorudur.


BEN HÜKÜM VERMİYORUM, PARANIN İZİNİ SORUYORUM

Ben burada Haluk Levent suçludur demiyorum.

Nurdan Eriş suçludur demiyorum.

Serkan Ayas suçludur demiyorum.

Ayas Holding hakkında suç isnadında bulunmuyorum.

Bankalar hakkında suç isnadında bulunmuyorum.

Ben başka bir şey söylüyorum:

Belgelerde gösterilen bağlantılar doğru mu?

Eğer doğruysa para nereden geldi?

Kimden çıktı?

Kimin hesabına girdi?

Hangi şirketlerden geçti?

Hangi gayrimenkullere dönüştü?

Eğer AHBAP ile hiçbir bağlantısı yoksa bunun da banka kayıtlarıyla ortaya çıkması gerekir.

Eğer bütün işlemler hukuka uygunsa bunun da ortaya çıkması gerekir.

Eğer yetkili makamların tespit edeceği herhangi bir hukuka aykırılık varsa buna karar verecek olan gazeteci değil, yargıdır.

SON SÖZ: PARA KONUŞMAZ AMA İZ BIRAKIR

Bu dosyada Haluk Levent var.

Nurdan Eriş var.

AHBAP var.

İsviçre’de gerçekleştiği ileri sürülen bir evlilik var.

Haluk Levent’e ait olduğu ileri sürülen bir İsviçre kimlik belgesi var.

Şirketler var.

ERIS AG var.

Alaya Properties AG var.

Finans kuruluşlarına ilişkin referanslar var.

Ayas Holding ve Serkan Ayas’ın isimlerinin geçtiği iddialar var.

Türkiye’den yapıldığı ileri sürülen ödemeler var.

164 daire var.

3 ticari alan var.

Ve bütün bunların arasında finansal bağlantılar bulunduğunu ileri süren bilgi, belge ve şemalar var.

Fakat gerçek, isimleri yan yana koyarak bulunmaz.

Gerçek paranın izi takip edilerek bulunur.

Para nereden çıktı?

Hangi hesaba gitti?

Hangi şirketten geçti?

Hangi sözleşmeye dayandı?

Hangi gayrimenkulün satın alınmasında kullanıldı?

Ve AHBAP kaynaklarıyla bunların arasında gerçekten bir bağlantı var mı?

Ben sordum.

Şimdi belgeler konuşmalı.

Banka kayıtları konuşmalı.

Şirket kayıtları konuşmalı.

Tapu kayıtları konuşmalı.

Para transferleri konuşmalı.

Ve gerekiyorsa yetkili makamlar konuşmalı.

Çünkü para konuşmaz.

Ama doğru takip edildiğinde iz bırakır.