Sosyal medyada birçoğumuzun gördüğü bir videoda Ayetullah Hamaney’in bir konuşma sırasında yanına gelen küçük çocuk Ayetullah’a şehit olmak istediğini söylüyor ve Ayetullah çocuğa büyüyüp bilim adamı olması önerisinde bulunuyor ve gerekirse 80-90 yaşlarında şehit olabileceğini söylüyor.
Yine Ayetullah yakın zamanda yaptığı konuşmalardan birinde İran için şehit olmaya hazırım ifadelerini kullanmıştı.
Ve modern İran’ın en belirleyici ismi Ayetullah Ali Hamaney 87 yaşında onurlu bir şekilde şehit oldu.
Türlü eleştirilere, sorulara cevaben Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Laricani Ayetullah’ın hiçbir şekilde başka bir yere ya da sığınağa gitmeyi tercih etmediğini söyledi.
Çünkü Hamaney, bu aralar popülist yaklaşımla kimileri tarafından özlendiği söylenen ama tam tersine bir o kadar despot bir yönetim olan Şah rejimine karşı yükselen muhalefetin Humeyni ile birlikte en önemli figürlerinden biriydi. Bazılarımızın değerlerine pek de yakın olmasa da kendi değerleri uğruna birçok kez tutuklandı, işkence gördü, sürgüne gönderildi.
Yine 1981’de Tahran’da bir camide patlayan bomba nedeniyle yaralandı ve sağ kolu kalıcı olarak felç oldu. 1985’de ise Tahran Üniversitesi’nde gerçekleşen bir intihar saldırısında patlamadan iki-üç dakika sonra kürsüye döndü ve konuşmasına devam etti.
Onun ülkesi için kararlılığı ve halkına sadakati tartışılmazdı. Hamaney gerçek bir devrimciydi.
Hayatını bir davaya adayan kişilerin dünyaya bu şekilde veda edişleri bana son derece onurlu geliyor. Mezhepsel ayrılıklara, tartışmalara hiçbir zaman dahil olmayacak biri olarak söylemeliyim ki Hamaney aslında sadece Şii dünyasının değil İslam coğrafyasının da gururu olmuştur.
Kucağında iğrenç Epstein dosyalarıyla oturan Trump’ın ve yıllardır Gazze’de, Filistin’de, Lübnan’da katliamlara sebep olan terörist Netanyahu’nun bu mübarek ayda Hamaney gibi bir şahsiyeti öldürmesi İslam dünyasına yapılmış büyük bir hakarettir. Tabii ne yazık ki İslam coğrafyasının birçok ülkesi Trump-Netanyahu ikilisinin elindeki kukla olmaktan son derece keyif almaktadırlar.
Şunu da söylemek istiyorum ki İran benim sıklıkla bulunduğum ve son derece hayran olduğum bir ülke. Dolayısıyla Tahran’da, Kum’da, Meşhed’de, Tebriz’de birçok önemli ismi tanıyorum. Ayrıca gerek İran’da, gerek Türkiye’de, gerek ise dünyanın çeşitli yerlerinde birçok İranlı arkadaşım var ve bunların aslında çoğu İran rejimine ve doğal olarak Hamaney’e de oldukça muhalif isimler. Ama ben farklı bir perspektiften bakarak tanışmayı en çok istediğim birkaç isimden biri olan Hamaney’e oldukça saygı duymaktayım. Tabii İranlı olmadığım için aslında ülkesini seven İranlılar gibi İran iç siyasetine karışacak söz hakkına pek de sahip değilim.
Ama şu da var ki medyada sıklıkla karşımıza çıkarılan Hamaney şehadetinden sonraki bazı niteliksiz İranlıların kutlamalarını son derece cibilliyetsiz bulmaktayım. Ülkesi işgal edilmeye çalışırken, okullarında öğrencilere bomba yağarken, İsrail bayrakları ile birlikte Hamaney’in şehadetini kutlamak… Bu gerçekten anlaşılması güç rezalet bir durum.
Belirtmek istediğim gibi tarih gürültüyle konuşanları değil, iz bırakan duruşları ve dava uğruna bedel ödemeyi göze alanları yazıyor. Hamaney’in ardından kalan da tam olarak bu. Kimse Ayetullah’ın bu coğrafyanın kader çizgisinde ağırlığı olan bir figür olduğunu inkar edemez.
Bugün Orta Doğu’nun bu kadar savruk, ilkesiz, teslim olmuş haline bakınca Hamaney’in şehadetinin bir ölçü olduğunu da görüyoruz. Kimlerin korkuyla eğildiğini, kimlerin sustuğunu, kimlerin de işgalin gölgesinde sevinmeyi marifet sandığını açıkça gösteren bir ölçü.
Son olarak da benim gibi 30 yaş jenerasyonunun oldukça cesur politikacı olarak hatırladığı ve mütevazı kişiliğiyle saygı duyduğum Mahmud Ahmedinejad’ın son durumu henüz tam olarak doğrulanmadı ama olası bir şehadetine oldukça üzüleceğimi belirtmek isterim.