Bülent Turan geçtiğimiz günlerde bir yazı kaleme aldı.
Sıradan bir yazı değil.
Her satırıyla gerçek bir öz eleştiri.
Biraz daha dikkatli bakınca şunu da görüyorsunuz:
Gecenin en karanlık anında yakılmış bir meşale gibi.
Tam bir yol gösterici.

Bir de şu var…
Bu yazının dili, tonu, cesareti şunu söylüyor:
Bu bir “dava adamlığı” refleksi.

O yüzden Bülent Turan’ın çıkışı dikkat çekici.
Çünkü alıştığımız şeyler yok.

Savunma yok.
Bahane yok.
“Yanlış bizde değil” cümlesi hiç yok.

Diyor ki özetle:
Siyasetin dili bozuluyor.
Siyasetin etrafında oluşan ilişkiler ağı yozlaşıyor.
Dava bilinci olmayan ama bu ağın içine sızmış bazı isimlerin hataları da dönüp dolaşıp hepimize yazılıyor.

Şaşırtıcı mı?
Değil.

Zaten Bülent Bey de bunu söylüyor.
25 yılı aşmış her siyasi harekette olur bunlar.
Parazitler çıkar.
Yük olanlar olur.
Sırtından geçinenler belirir.

Asıl mesele başka.
Bu problemleri görüp görmediğin.
Ve daha önemlisi…
Doğru zamanda doğru tedaviyi uygulayıp uygulamadığın.

Bir de şu var ki asıl kritik nokta burası:
Bunu içeriden birinin söyleyebilmesi.

Mesele biraz sepetteki çürük elma meselesi gibi.
Bir tanedir dersin…
İki tanedir dersin…
Sonra bakarsın bütün sepet kokmuş.

Siyasette de böyle.
Medyada da böyle.

Yanlışa ses çıkarmazsan,
Yanlışı savunmaya başlarsan,
Bir süre sonra “istisna” dediğin şey sistem olur.

Bülent Turan’ın rahatsızlığı tam da burada.
Yanlışı savunma refleksine.
Görmezden gelme alışkanlığına.


Şimdi dürüst olalım:
Bu iklim sürdürülemez.
Ne siyasette.
Ne medyada.

Dolayısıyla değişim kaçınılmaz!

Ben bir süredir aynı şeyi yazıyorum:
Bir değişimin eşiğindeyiz.

Önümüzdeki dönem, Türkiye’de siyasi iklimin ciddi biçimde değiştiği bir dönem olacak. Yeni figürler çıkacak. Eski alışkanlıklar sorgulanacak. Bu değişimi sadece siyasette değil, medyada da hissediyoruz. Çünkü bu iki alan uzun zamandır iç içe geçmiş durumda.

Ve tam da böyle bir anda…
Bülent Turan, değişimin doğru yönde evrilmesi için bir yazı yazıyor.
Gerçek dava bilincinin yeniden hatırlanması için.

Bu yazının bilinçsiz, refleksif ya da anlık bir çıkış olduğunu sanmıyorum.
Aksine…
Belli bir farkındalığın, hatta belli bir stratejik aklın ürünü gibi duruyor.