Yaşanan gelişmeler ister istemez CHP ile alakalı yazmayı gerekli kılıyor.

CHP hakkında yazdığımız zaman bazı CHP’li arkadaşların “Başka konu yok mu da devamlı bizim parti ile ilgili yazıyorsunuz” serzenişi ile karşı karşıya kalıyoruz.

Ortamlarda bizi eleştirseler de teke tek yaptığımız sohbetlerde bize hak vermekten geri durmuyorlar. Parti yönetiminin kendi arzularına yeterince tercüman olamamasını ve yıllardan bu yana arzu edilen başarıyı yakalayamamalarını ve hatta başarısız olduklarını kendileri de kabul ediyorlar.

Çok uzun zamandan bu yana bekledikleri sonuçların bir türlü alınamaması ve parti yönetiminin arzu edilen yenilenmeye gitmemesi CHP seçmenini hatta CHP üyelerini deyim yerindeyse küstürdü.

Görüştüğüm CHP’ye oy veren hatta yıllardan bu yana üye veya delege olan pek çok tanıdığım kişinin kendi partisine olan tutumu bu yazıyı yazmamaya beni icbar etti. Bir diğer sebep de CHP’li bazı arkadaşların hissiyatlarını yansıtmamı istemeleri.

Mesela bir tanesi tam 40 yıllık (SHP’de aldığı görevler de dahil) CHP’li olduğunu ifade eden birisi geçtiğimiz günlerde CHP’ndeki görevlerinden ve hatta CHP üyeliğinden istifa ettiğini söyledi ve “Düşünebiliyor musunuz; CHP, 66 gün sonra zahmet edip PM’yi topladı! Ve o PM de yarım kaldı, gündem tamamlanamadı!  Beni en çok kıran ve kızdıran sözü ise Hürriyete verdiği röportajda ‘CHP seçmeni şimdi kızgın olabilir ama seçimde gider oyunu yine CHP’ye kullanır.’ demesi.  Ekmelettin İhsanoğlu’nu çatı adayı gösterdiğinde “Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz” sözünü de unutmadık. Biz kimsenin tebaası değiliz. Demokrasiye inanan, özgür irademiz ile oyunu kullanan sosyal demokrat yurttaşlarız” dedi.

Bir diğer CHP’li arkadaşım ise “CHP üyesi olmam 1999 seçimlerinde CHP’nin meclis dışında kaldığı döneme rastlar. CHP TBMM dışında kalmıştı. 23 Mayıs 1999’da Altan Öymen’in genel başkan olduğu günden bu yana 19 yıldır CHP’nin kayıtlı üyesiyim. Örgütüm için çalıştım-çabaladım. O günden bu güne değişen bir şey olmadı. 24 Haziran’dan sonra beklenen değişim de olmayınca umudum iyice kırıldı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bizi saf yerine koyuyor. Hatta son söylediği ve bizi aşağılayan ifadeleri partiden istifa etmem için bardağı taşıran son damla oldu” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu şunları söylemişti: “Neymiş, küskünler seçimi boykot edecekmiş. Boykot etmek demek, Ak Parti’ye oy vermek demektir. Böyle düşünenler boykot edeceğine gitsin, doğrudan Ak Parti’ye oy versin.”

Bu sözler sadık CHP seçmenini kızdırmış.

Bu iki kişiye ilave olarak bir başkası da “Partiden istifa etmeye edeceğim ama doğru olan tam olarak o mu değil mi karar veremedim. Muharrem İnce’ye çok bel bağlamıştım ama onun seçimden sonraki tavırları ve açıklamaları ondan da umut kesmeme neden oldu. Yerel seçimleri ve gösterilecek adayları bekliyorum. Belki Parti yönetimim aklını başına alır. Yoksa sandığa bile gitmeyeceğim” dedi.

Benzer şekilde örnekleri çoğaltabiliriz. CHP’nin ‘sosyal demokrat’ kimliğinden bir hayli uzaklaştığını söyleyenlerin sayısı da az değil.

Belki kemikleşmiş CHP seçmeni kerhen de olsa sandığa gidip yine kendi partisine oy verecek. Ama şu anda CHP’ye benzer başka bir sol/sosyal demokrat partinin olmayışı da bazı CHP’li seçmenin sandığa bile gitmemesine sebep olabilir.

Öyle görünüyor ki yerel seçimde bu davranışların protestoya dönüşme ihtimali de bir hayli fazla.Bazı CHP’lilerce ( Dursun Çiçek gibi) dillendirilen HDP ile üstü örtülü de olsa olası bir ittifak CHP’yi tamamen bitirir.