ABD’nin Nicolas Maduro’ya yönelik operasyonu, bir kez daha çıplak bir gerçeği gözler önüne serdi: Uluslararası hukuk artık evrensel bir normlar bütünü değil; küresel güç hiyerarşisinin ayaklar altında ezdiği bir kavram.
ABD -hani şu Gazze soykırımının faili Netanyahu’yu Beyaz Saray’da ağırlayan ABD- Maduro’yu “diktatör” ya da “uyuşturucu baronu” olarak yaftalayıp kendi müdahaleciliğine meşru bir gerekçe oluşturuyor. Ancak Trump’ın operasyon sonrası yaptığı açıklama, yeni bir eşiğin geçildiğini de ortaya koyuyor. Artık ABD, emperyal niyetler taşıyan savaşlarını terörle mücadele, demokrasi ve özgürlük söylemleriyle kılıflamıyor. Trump, dünyanın gözünün içine baka baka, “Venezuela’nın petrolüne çökeceğiz, Venezuela’yı biz yöneteceğiz” diyebiliyor. Yetmiyor; Küba’ya, Grönland üzerinden Kanada’ya “sıra sizde” mesajı gönderiyor.
***
Demokrasi, egemen devlet, uluslararası hukuk ve meşruiyet; hepsi bir gece baskınıyla rafa kaldırılmış oldu. Çin ve Rusya’yı işaret ederek yeni dünya düzeninin çok kutuplu olduğunu ileri süren tezler yırtılıp atıldı. Söz konusu ABD olunca kınama şöyle dursun, liderler Trump’ı tebrik sırasına girdi. Utanılacak ne varsa yaşandı. Oysa ABD’nin bu müdahalesi, tüm devletlere ve tüm milletlere yapılmış haydutça bir meydan okumaydı. Mafya düzeninin devletleşmiş hâliydi. Kovboy hukukunda, orman kanunlarında dahi görülmeyecek bir barbarlıktı. İster Hollywood stüdyolarında üretilsin, ister askeri başarı olarak takdim edilsin, ister içerden ihanet şeklinde yorumlansın nereden bakarsanız bakın bu büyük işte mesaj netti: “Biat et, rahat et”
***
Çok üzülerek ifade ediyorum ki gücün olduğu yerde adalet, zayıfların tesellisidir. Buyurun, bu meselede kimi, kime şikâyet edeceksiniz? BM diyorsunuz, ABD orada. NATO diyorsunuz, ABD orada. G20, G7; ABD yine orada. Mahkemeye gidiyorsunuz; sanık ABD, tanık ABD, müşteki ABD, savcı ABD, hâkim ABD.
Rusya Ukrayna bataklığında, Çin desen Afrika pazarında don satmakla meşgul. ABD’ye tepki, ilginçtir ki yalnızca ABD’nin içinden geliyor. Yani insanlığın ABD’ye karşı tek umudu yine ABD. Ne hazin bir tablo değil mi? Batsın bu düzen, batsın bu dünya.
Yeni dünya düzeni, eskinin daha arsız daha pervasız hali. ABD askerî gücüyle, kültürel tahakkümüyle ve ekonomik zorbalığıyla rakiplerini sindirmeye devam ediyor. Ekonomik krizini de işte böyle, devletlerin kaynaklarına çökerek aşıyor. Bir müdahaleyle Çin’i evine gönderen ABD’nin, Körfez ülkelerinin petrolüne ihtiyacı da kalmadı. Bu, Ortadoğu’da İsrail’in hareket alanını genişletecek bir gelişme. Son “Latin dansı” ile Trump, Güney Amerika ülkelerini de hizaya çekmiş oldu; “Siz hepiniz, Trump tek.”
Maduro operasyonu, “sistemin dışına çıkan ezilir” düsturuyla planlanmış bir güç gösterisi oldu. Çin ve Rusya dâhil, kontrol edilemeyen tüm devletlere açık bir gözdağı verildi. Venezuela, çok kutuplu dünyanın test alanı olarak tarif edildi ve düğmeye basıldı. Enerji ve ticaret için orada bulunan Çin ile ABD’yi çevrelemek niyetiyle sahada olan Rusya, tabiri caizse tokatlandı. ABD, “Kral da benim, kural da benim” dedi. Hiç kimse bir kelam etmedi, edemedi.
***
Değerli okurlarım, bunları yazarken niyetim ABD’yi kutsamak, bu çete devletini tanrılaştırmak değil. Şuna dikkat çekmek istiyorum; ABD’ye karşı bizi, ne NATO, ne müttefiklik, ne uluslararası hukuk ne Avrasya paktı koruyabilir. Bizi ancak biz koruyabiliriz. Ne yazık ki düzen bu, hakikat bu. Celladından merhamet dilenen bir pozisyona düşmemek için gece gündüz çalışmalıyız. Bu saatten sonra, demokrasi, özgürlük, çevre, muhalefet, yaşam tarzı, Türk-Kürt, asgari ücret vs. bunlar artık tali meseleler, asıl mesele güvenlik. Bir sabah, Fırat’ın su havzasına çökme niyetiyle kapımıza dayanacak emperyalistlere dünyayı dar etmek için bir olmalıyız, birlik olmalıyız. Er ya da geç o günün geleceğini aklımıza kazıyarak bu vatan için çalışmalıyız.
***
Yoksa neyi konuşacağız neyi yazacağız? Pespaye olmuş küresel düzeni mi?
O zaman, kahrederek şu tespitle bitireyim:
Dünya 1’den küçüktür!
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Dipnot: Bu operasyon ile ülkemizin Cumhurbaşkanı sn Erdoğan’a ima yollu gözdağı veren köksüz, soysuz bazı isimler, 15 Temmuz’u hatırlayın. Bu ülkede herkesi kendiniz gibi satılık, hain saymayın. Birimizi bin sayın. Böyle bir olay yaşandığında ilk iş siz kılıç artıklarının gırtlağına yapışmak bir vatansever olarak tarihe namus borcumdur.