Her geçen gün rahmetli Necmettin Erbakan güzellemeleri artarak devam ediyor. Erbakan’ı hiç tanımadan ve anlamadan yüceltmeye çalıştıklarını zannedenleri de ibretle izliyoruz.

Ayrıca bir de Necmettin Erbakan’ı sahiplenme yarışı var. Bazıları işi rahmetli Erbakan’ı telif hakkı olan bir eser, bir meta gibi görmeye vardırıyor. Birileri Erbakan’ın tek varisinin kendilerinin olduğu iddiasıyla “tapu”lamaya çalışıyor.

Mesele Necmettin Erbakan’a en iyi methiyeler düzmekte değil. Mesele Erbakan nostaljilerinin bin bir çeşidini tekrar tekrar piyasaya sürmek değil. Mesele Erbakan’ın inandığı için, davası için, içinden geldiği gibi kendine has üslubuyla ifade ettiği şeyleri ezberden, bıkmadan usanmadan tekrarlamak hiç değil.

Mesele “En hakiki, has-es-öz Milli Görüş’çü benim” demekte de değil.

Asıl mesele zaten öyle olması gerektiği için Erbakan’ın yaptığı, söylediği doğruları ve güzellikleri yaşamaya ve yaşatmaya çalışmakta.

Rahmetli Akif Emre’nin de dediği gibi mesele nostaljiyi tarih şuuru ile harmanlayarak Erbakan’ın ideallerini, söylediği hakikatleri günün şartlarında bıkmadan-usanmadan hayata geçirmek için gayret edebilmekte.

Cenazesinin bir “Devlet Töreni” ile kaldırılmasını istemeyecek kadar halkın ta kendisi olan bir insanı ulaşılmaz/erişilmez/yüce/ulu/lâ yüs’el göstermeye çalışmak, tabu haline getirmek onu davasından ve ideallerinden koparmak anlamı nıtaşır.

Onun sözleri ile Müslümanların Müslümanları cehennemin dibine yollamaya çalışmaları ne büyük tezat! Kendi şahsi kanaatlerimizi Erbakan söylemiş gibi yaymaktan, hele ki kutsamaktan vazgeçelim.

Lütfen ebedi âleme irtihal etmiş o mümtaz kişinin ruhaniyetine işkence etmekten vazgeçelim.

Eğer gerekten onu seviyorsak/sevmiş isek onun her fırsatta işaret ettiği “Kuran’a ve İslam’a” uygun davranalım.

Erbakan nezaketini, ferasetini, bilgisini, görgüsünü, hemen her şeyini inandığı kutsallardan almaya gayret ediyordu.

Rahmetli Necmettin Erbakan sadece Türkiye’deki bazı Müslümanlar’ın umudu değildi O dünyadaki tüm Müslümanlar’ın; ümmetin; hatta tüm mazlumların umuduydu.

İnsanların kendi şahsi fikirlerini “Erbakan yaşasaydı şöyle veya böyle yapardı/derdi” diye dayatmaya da lüzum yok.

Her şey seçimlerden ibaret değil.  Her ne olursa olsun insanların yüz yüze geldiklerinde mahcup olacakları sözlerden kaçınmasının en doğru yol olacağı kanaatini taşıyorum.

Ayrıca şu aşamada seven/sevmeyen, oy veren/vermeyen herkesin Saadet Partisi’ne akıl vermesi de doğru okunmalı.(Bu meseleyi ayrı bir yazıda ele alacağız nasipse)

Son olarak diyeceğim odur ki, Rahmetli Erbakan’ın kimsenin sahiplenmesine, korumasına ihtiyacı yok. Kimse Erbakan için bir şey yapmasın.  İnsanlar bir şey yapacaksa, ömrünü ümmete ve memleketine adayan “Ne yaptımsa Allah’ın rızası için yaptım” diyen rahmetli Necmettin Erbakan gibi “Allah’ın rızasını gözeterek” yapsın. Gerisi laf-u güzaf…