İHH Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Mukadder Tanok var, divane. Üstad Necip Fazıl bir Büyük Doğu kapağında “Divanelere muhtacız” demişti ya, işte o divanelerden. Ümmet-i Muhammed için koşturup duruyor. Boşnak’tır kendisi. Tanoviç’lerden. Danis Tanoviç’i duymuşsunuzdur, “Tarafsız Bölge” filminin uluslararası ödüllü rejisörü, bizim Mukadder ablamızın akrabasıdır. Neyse. Ablamız Bosna-Hersek’le hassaten alakadar oluyor, ta savaş yıllarından beri. Son aksiyonu: Şule Yüksel Şenler hanımefendinin fatih eseri Huzur Sokağı’nı Bosna-Hersek’e kazandırmak.

Feyza ve Bilâl’in aşkı etrafında Batılılaşmayı ve ona direnişi anlatan, Müslümanlığın bu memlekette ihyasına adanan Huzur Sokağı romanı, İslam’a ve Müslümanlara kapılar açan, yollar açan bir kitaptır. Batıcı/Kemalist Cumhuriyet Türkiye’sinde dindarlığın canlanmasında, tesettürün yaygınlaşmasında ve mütedeyyin halk çocuklarının şimdi Beyaz Türkler diye anılan Frenkmeşrep egemenler karşısındaki aşağılık kompleksini aşmasında en büyük pay sahiplerinden biridir Allah Azze ve Celle’nin inayetiyle. Tabir caizse hepimizin Müslümanlığı üzerinde Huzur Sokağı’ndan bir şeyler vardır. Okursanız görürsünüz gençler, Müslümanlık namına söyleyegeldiğiniz birçok şey aile ve dost sohbetleri dışındaki ilk ifadesini Huzur Sokağı’nda bulmuş, mesela doğum günü partisine nasıl bakmak gerektiğini veya bir ateistle nasıl münakaşa etmek gerektiğini geniş kitlelere bu kitap öğretmiş, çağdaş meydan okumalara cevap verme şekillerinin adeta ‘prototiplerini’ ortaya koymuştur Huzur Sokağı.

Allah Azze ve Celle ömrünü bereketlendirsin, sevgili anneciğim, Gülbeyaz Albayrak, Almanya yıllarımızda ne zaman dinden uzak bir hanım vatandaşımızı ‘yakalasa’, ona hemen Huzur Sokağı’nı okuturdu. Ve o hanım bir müddet sonra bize başörtülü olarak gelir ve günün bir yerinde muhakkak “Namazı nerde kılacağız?” diye sorardı. Çoğu zaman namazı nasıl kılacağını da sorardı ve annem öğretirdi. Dedim ya, fatih kitaptır Huzur Sokağı. Açılışı yapar. Sonrası anneme, sana, bana kalmış.

Rahman Allah ganî ganî rahmet eylesin, Yücel Çakmaklı ağabeyimizin ilk filmi olan “Birleşen Yollar” (1970), Huzur Sokağı’nın sinema versiyonudur. Bu film, o günlerde bir gazetede tefrika edilmekte olan Huzur Sokağı’nın popülaritesine popülarite katarak davaya hizmet ettiği gibi, kendi de pek çok insanın hidayetine veya dindarlaşmasına vesile olmuştur. Şule Yüksel Şenler hanımefendi bir televizyon sohbetinde anlatmıştı: “Filmi seyretmek için sinemaya gittim. Önümde Belgin Doruk saçlı iki kız oturuyordu. Hüngür hüngür ağlıyorlardı. Birisi ‘Ben de örtüneceğim’ dedi. Arkadaşı da ‘Senin annen izin vermez ama ben örtünürüm inşaallah’ diye karşılık verdi.” Öyle bir rüzgârdı işte. Allah, Yücel ağabeyimizden de razı olsun.

Huzur Sokağı, 45 yıldır tekrar tekrar basılır. 45 yıldır irşad eder bu memleketin çocuklarını. Bugün (tam olarak bugün, 22 Ekim 2015 Perşembe) itibarı ile Bosna-Hersek’in çocuklarını da irşad edecek inşaallah. Kitap Boşnakçaya tercüme edildi, baskısı tamamlandı ve inşaallah bugün Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği’nde tertiplenecek olan bir tanıtım toplantısında kamuoyuna tanıtılacak. Boşnakça ismi: “Ulica Smiraja” (“Ulitsa Smiraya” diye okunur).

Mukadder ablamıza dönelim. Bu güzel iş onun başının altından çıktı. “Nasıl oldu abla? Diriliş Postası okurlarına anlatsana” dedim, anlattı:

“Kardeşlerim Feyza ve Bedia’nın en büyük hayali idi, Huzur Sokağı’nın Boşnakçaya çevrilmesi. Bir gece ikisinin uykusu kaçıyor ve ‘Nasıl yapsak? Mukadder ablamı arayalım sabah’ diyorlar. Ve aradılar. Ben de Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül beye danıştım, hemen ilgilendi. Feyza hemen yayın evi buldu. Kim çevirse derken ‘Emira Albayrak en iyisi’ kararı verdik. Saraybosna’daki yayın evi Dobra Knjiga (İyi Kitap). Huzur Sokağı’nın yayıncısı Timaş ile görüştüm. Ücretsiz telif hakkı verdi Boşnak yayın evine. Şule hanım ‘Yayınlansın, ölmeden gitmek istediğim tek ülke Bosna’ya giderim’ dedi. Şule hanıma sayısız davet geliyor yurtdışından, ama gitmiyor. Bosna’yı kendi istedi. İnşaallah nasip olur.”

Bir şey daha anlattı Mukadder ablamız:

“Saraybosna’daki tanıtım toplantısına davet etmek için Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu’ya gittim. Çok sevindi, heyecanlandı. Huzur Sokağı’nı İlkokul 5’teyken okumuş. ‘Ülkücü olmama bu kitap vesile oldu. Bilal olmaya karar vermiştim’ dedi.”

Yalçın Topçu bu kitabı okuyup Ülkücü oldu, başkası okuyup Akıncı oldu, beriki Nurcu oldu, ötekinin yolu Süleyman Hilmi Tunahan’a çıktı vs, vs, vs. Neticede hepsi “Ya Allah”, “Bismillah”, “Allahuekber” diyerek bu memlekete sahip çıktı ve çıkıyor.

Bugünkü tanıtım toplantısında Şule Yüksel Şenler hanımefendinin bulunmasını çok arzu ediyoruz. Bakan Topçu da bulunacak inşaallah. Mukadder ablamız da bulunacak inşaallah. Mavi Marmara şehitlerinden Süleyman Uğur Söylemez’in eşi hanımefendi de bulunacak inşaallah. Biz de ailecek bulunacağız inşaallah.

Bu kitabı yazdığı için Şule Yüksel Şenler’den Allah razı olsun. Bu kitabın Boşnakçaya çevrilmesine ön ayak olduğu için Mukadder Tanok ve kardeşlerinden Allah razı olsun. Bu kitabı Saraybosna’da bastığı için Dobra Knjiga Yayınevi yetkililerinden ve onlara bu izni 1 kuruş almadan veren Timaş Yayınevi yetkililerinden Allah razı olsun. Bu kitaba ve tercümesine sahip çıkan Kültür ve Turizm Bakanı Yaşar Topçu’dan razı olsun. Bu kitabı nasıl bir özveriyle tercüme ettiğine ister istemez bizzat şahit olduğum, tercümenin bitmesine doğru “Feyza ve Bilâl’den nasıl ayrılacağım” diye ağlayıp sızlanmasına da bizzat şahit olduğum kıymetli zevcem Emira Albayrak (babadan Fazlagiç) hanımefendiden de Allah razı olsun. Tabii, Feyza ve Bilâl yüzünden uğradıkları ihmali sabırla sineye çeken sevgili kerimelerimiz Ayşe ve Fatma’dan da Allah razı olsun. Bugünkü toplantının sponsorluğunu üstlenen Bosna-Hersek Ziraat Bankası’nın Genel Müdürü Ali Rıza Akbaş’tan Allah razı olsun.

Bugün acayip mutluyuz, elhamdulillahirabbilalemin.