Refiklerimizden bir gazetede bir yazarın tüyler ürpertici iddiası:

“Cumhurbaşkanımız ve ailesinin altını oymak için sinsice planlar yapıyor bu ekip.”

Mustafa Karaalioğlu ve arkadaşlarından bahsediyor.

Davutoğluculuk yapan (!) bu zevat aslında Davutoğlu’nu da hiç sevmezmiş, bakınız Akif Beki’nin mazideki bazı yazıları imiş, ayrıca NTV’yi de ifsat edip bu kanalın sahibini zor duruma düşürüyormuş Karaalioğlugiller…

Dedikodu ettin mi işte böyle edeceksin!

Çamur attın mı adamı külliyen batırmaya azmedeceksin!

Fitne yaptın mı dibini bulacaksın!

Boşluk bırakmayacaksın!

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesi Mustafa Karaalioğlu ve arkadaşlarına karşı iyice bilensin, Başbakan Davutoğlu da bunlara tereddüt ve şüpheyle baksın, NTV’nin patronu da “Bu mesaj Cumhurbaşkanının mesajı olabilir; en iyisi Karaalioğlu’ndan kurtulmaya bakayım” desin!

Neredeyse mükemmel bir operasyon.

Tek eksiği: “Fırıncıya söyleyin, ekmek de vermesinler.”

***

Geçen akşam bizim cenahın bir televizyon kanalında, ortaya attığı komplo teorilerine “komplo teorisi” deyip geçmediğim, ciddiyet ve önem atfettiğim bir yazar arkadaşımız (başka bir gazetenin yazarı) da Mustafa Karaalioğlu’nu diline dolayıp, onun Karar gazetesi projesinin Erdoğan’a karşı bir komplo olduğuna dair “sağlam bilgiler”e sahip olduğunu söyledi ve bu minval üzere ipe sapa gelmez bir sürü laf etti.

Kıssadan hisse: Bu arkadaşın komplo teorilerine “komplo teorisi” deyip geçebilirim artık.

***

Vallahi ben Mustafa Karaalioğlu’nu neredeyse 28 senedir tanırım.

Deyim yerindeyse ciğerini bilirim.

Son zamanlardaki gelişmeler hakkında ne deyip ne demediğini de bilirim.

Fırsat buldukça buluşup hasbihal ediyoruz Mustafa’yla.

Karar gazetesi ekibinin bir-iki toplantısına da katıldım onun daveti üzerine.

Komplo-momplo yoktu toplantı gündemlerinde.

Camiamızda entelektüel tarafı olan gazeteciliğin Yenidevir ve Zaman (1986-87) sonrası bayraktarlığını üstelenen Yeni Şafak’ın kurucu ekibi, en iyi bildikleri işi –belki de bildikleri tek işi- yani gazeteciliği kendi anlayışları doğrultusunda özgürce yapabilmek için yeniden bir araya gelip yeni bir gazete projesine girişti, hepsi bu yahu!

1990’lı yılların ikinci yarısında Erdoğancılığa ‘beşiklik’ etmiş olan bir ekipten bahsediyoruz.

Erdoğancılığın teorisyenliği diye bir şey varsa, onun önde gidenlerinden biri olan Mustafa Karaalioğlu’ndan bahsediyoruz.

Star Grubu’ndan tamamen siyaset dışı bir sebeple –Ethem Sancak’ın patronajıyla ayarlarının uyuşmaması sebebiyle- kovulana kadar Erdoğan’la bir derdinin olduğuna dair en ufak bir imaya dahî maruz kalmayan Mustafa Karaalioğlu, nasıl oldu da birdenbire “Cumhurbaşkanımız ve ailesinin altını oymak için sinsice planlar yapan” bir adam oldu!?

Araya kırgınlık girer, şu veya bu konuda irili ufaklı fikir ayrılıkları yaşanır, ama Erdoğan liderliğindeki Yeni Türkiye’nin itibar ve iltifatı en çok hak eden kalemşörlerından biri olan Mustafa Karaalioğlu’nu Cumhurbaşkanımızın altını oymaya, üstelik bununla da yetinmeyip onun ailesinin de altını oymaya yeltenecek kadar kin, nefret ve intikam ihtirasıyla dolu bir bedhah gibi tasvir edebilmek, kimse kusura bakmasın, bu özellikleri haiz olan kimselerin yapabileceği bir iştir ancak.

“Ama NTV’de 1 Kasım zaferini Davutoğlu’na mal etti, internet sitesine Davutoğlu’nu öne çıkaran bir yazı koydu” falan filan… Bu mudur yani?

NTV’de çıktığı her programda konuşma süresinin yarısını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik saldırıları geri püskürtmeye ayıran Mustafa Karaalioğlu’ndan bahsediyoruz, tekrar hatırlatayım!

***

Birileri, gazete ve televizyonlarda onları mümkün olan en çirkin şekilde güya temsil ederek Cumhurbaşkanımız ve ailesinin altını oyuyor, evet.

Mustafa Karaalioğlu gibiler, o birilerinin panzehiridir.

Bir de sağda solda “Reisin talimatı üzerine konuştum, yazdım” diyorlarmış…

Sevgili Diriliş Postası okurları; siz siz olun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanına bu tipleri yakıştırmayın.

Türkiye ve İslam dünyası siyasetinde fevkalade yüksek bir seviyeyi ifade eden Erdoğan’ın böylesine seviyesizce ‘sahiplenilmesine’ ve ‘savunulmasına’ itibar etmeyin.

Gerçek niyetleri Erdoğan’ı sahiplenmek değil de ona ‘sahip olmak’ ve kimseyle ‘paylaşmamak’ gibi görünüyor.

***

Mesnetsiz iddiaların, pis dedikoduların, itibar cellatlığının, “kendi çocuklarını yiyen devrim” manzaralarının kol gezdiği gazetelere ve televizyonlara “bizim” demekte müşkülatımız var.

Bu sevimsiz gidişe ayak uydurmama dirayetini gösteren az sayıdaki yayın organımıza bir yenisinin eklenmesine çok sevinir ve onun başarılı olmasını can-ı gönülden arzu ederiz.

Karar gazetesi hoş gelip sefa getirecek inşaallah.

Bu gazeteye şu veya bu şekilde katkıda bulunmaya, sevgili Mustafa Karaalioğlu’na destek olmaya niyet ettiğimi dosta düşmana duyurmak isterim.