Sosyal medyada muhalefet partilerinin taraftarları, daha önce hiç görmediğim bir saldırganlıkla saldırıyor.

İçinde bulunduğumuz Ramazan ayına bakmaksızın, en galiz küfürler, en acımasız iftiralar ortaya saçılıyor. İktidar olacaklarına öyle inanmışlar ki, 25 Haziran’da iktidar partisi mensuplarına neler yapacaklarına dair en enteresan fantezilerini paylaşıyorlar birbirleriyle.

Okudukça, gördükçe, dinledikçe görüyorsunuz ki eğer gerçekten de bir iktidar değişikliği olacaksa, insanımız 28 Şubat’tan da daha zor bir süreç yaşayacak 25 Haziran’dan sonra.

İktidar olmanın ufacık bir ihtimali dahi bu İnsanları böyle yabanileştiriyorsa, iktidar olduklarında neler yaparlar siz düşünün.

Bizim ülkemizde muhalefet maalesef son 15 yılda yerinde saymış. Adaylarını dinlerseniz konuşanın Meral Akşener mi yoksa Tansu Çiller mi, Muharrem İnce mi, Erdal İnönü mü, ayırt etmeniz neredeyse mümkün değil, uçuk vaatler, marjinal vaatler semada yankılanıyor… İftiralar, hakaretler ve en alçak imalar da cabası…

Peki ülkemizin sıkıntılarına dair bir planı olan var mı? Yok. Vizyon var mı? Yok. Aksine son 15 yılda yapılanı da yıkmanın peşinde olduklarını görüyorsunuz.

Muhalefet olmak sadece her şeye muhalefet etmekten ibaret değildir. Muhalefet olmak her şeyden önce alternatif olmak demektir. Bizdeki muhalefet buna fersah fersah uzak.

Dünyadaki her iktidar karşısında böyle bir muhalefet görmekten mutluluk duyar.

Oysa güçlü bir muhalefet iktidarı da perçinler ve işini daha dikkatli yapmayı sağlar. Türk siyasetinde en çok bunun eksikliği yaşanıyor…