Siyaset, kişilerin egosuna dönüşürse siyaset olmaktan çıkar ve başka bir hal alır. O başka hal ile de kişiler egosunun ve makam hırsının kölesi olur. Bu yolu seçenlerin millete hizmet etmeyi amaçladıklarını söylemeleri boştur. Bu söylem koltuk kapma yolunda kullandıkları argümandan başka bir şey değildir.

Mesela Muharrem İnce… İnce ismini her duyduğumda her dönem bir koltuğa talip olan, bunun için çabalayan ve her türlü mücadeleyi veren kişi olarak hafızamda canlanıyor. Sizler ne düşünüyorsunuz bilmem…

Muharrem İnce’nin CHP Genel Başkanı olma çabaları, çalışmaları ve mücadelelerinin hiç sonu gelmedi. Kaybetmesi de onu yıldırmadı.

İnce’nin bu büyük mücadele hırsına karşılık bulduğunu da gördük. Partisi onu Cumhurbaşkanı adayı yaptı. Kaybedecekti ve kaybetti de. Ama o aday gösterildiğinde, kazanacağından çok emindi. Her işten emin olmak belki kaybetmenin de kapısını açıyor olduğunu hiç düşünmedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedince, yeniden partisinin genel başkanlığına aday olmak için çalıştı, çabaladı. Yine bu yolda mücadele etti. Sanırsınız seçimi kaybeden o değil… Kaybetmesine başka gerekçeler de aradı. Ama yine de CHP’ye genel başkan adayı olma yolunda yürümekten hiç vazgeçmedi. Partisi onu genel başkan yapmadı belki ama Cumhurbaşkanı adayı yaptı.

Şimdi yerel seçimler zamanı. Muharrem İnce yine sahnede. Bu sefer İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yapılması gerektiğini anlatıyor. ‘Millet beni seçer’ diyor. ‘Kazanırım’ diyor. ‘Temayül, memayül’ diyor. Cumhurbaşkanı adayı olduğunda da ‘Ben kazanacağım’ demişti.

Ah şu benlik. Ah şu bencilik. Arada şunu da söyleyeyim, İnce İstanbul’a aday yapılmayacak. Hem zaten yapılsa da kaybedecek. Kaybettiği günün ertesinde de yeniden CHP Genel Başkanlığına adaylık sürecini başlatacak.

İlla koltuk, illa koltuk diyenlerden bir örnek daha vermek istiyorum.

Merhum Bülent Ecevit’in başbakanlığındaki koalisyon hükümetinde Anavatan Partisi’nden (ANAP) devlet bakanı olan ve hükümet sözcülüğü yapan Yılmaz Karakoyunlu vardı. Hatırlayan var mı? Bu sayın Bakan, 2014 yerel seçimlerinde CHP’den İzmir Urla’da meclis üyesi seçildi. Urla Belediyesi meclis üyeliğinin yanı sıra büyükşehir belediye meclis üyesi de oldu. Eski Bakan Karakoyunlu’nun yaşı 83 ama o yeniden meclis üyeliği için aday adayı oldu. Koltuk hırsı bu olsa gerek…

Bu örnekleri her siyasi parti için saymak mümkün. Aktif siyasetten beri duran tecrübeli siyasetçilerin, aslında sivil toplum örgütleri üzerinde hizmetlerine devam etmeleri beklenirdi. Konferanslar, paneller ve etkin fikirleri ile toplumu aydınlatmaları, demokrasiye katkı sunmaları gerekirdi. Ama nedense şu ‘koltuk davası’ hırsı bir türlü bitmek bilmiyor.

Mesela adı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığına geçen önceki dönemin CHP adayı ve yeni dönemin İyi Parti’nin istediği aday Mansur Yavaş. ‘CHP ve İyi parti aday göstermek istiyor’ söylemleri üzerine ‘rozetsiz bir aday’ olmak istediğini söyledi. Açıkçası benim ismim partiler üstü demeye getirdi. O zaman çıkarsın partiler üstü kimliğinle aday olur kazanırsın. Herkes seni alkışlar. Parti’ye ne hacet. Ha verdiği röportajlarda da ‘Kesin kazanırım’ diyor. Çık kazan sayın Yavaş. Siyasi partilerin kararını bekleme.

Halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğunu unuttuk. Halbuki her yaptığımız iyi ve kötü işlerin hesabını mutlaka Hakka vereceğiz. Büyük sorumluluklara, sorumsuzca talip olmak ve bu koltukları elde etmek için yaptıklarımıza yarın pişman olabiliriz.

Selam ve dua ile…