Bu kelimeleri yan yana yazmak çok kolay ama içini doldurmak ne kadar zor. Varlık, yokluk, ezel, ebet, mucize… Hayat ve ötesi… Gel de çık işin içinden.  Aklın almadığı, izanın zorlandığı zamanlar…

Miraç Kandili, 6 Şubat depreminin yıl dönümüne denk geldi. Tam bir yıl önce saniyeler süren sarsıntılarda binlerce can gitti. Kahramanmaraş depremi 11 ili etkiledi, 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti,  107 bin 213 kişi ise yaralandı. Tedbirsizliğimize yanıyor, hayıflanıyoruz…  Haklıyız ama felaketin büyüklüğünü de unutmamak gerek. Saat 04.17’de 7.8 ve saat 13.24’te 7.5, âdeta kıyameti yaşattı ve ardından bir yıl boyunca 45 bin sarsıntı… 500 bin atom bombası tesiri… Bu kadar büyük şoklara karşı ne yapılabilir… Haydi ders alalım, ibret alalım, tedbir alalım ondan sonra sabredelim, tevekkül edelim.

Zaman ve mekân kavramlarının altüst olduğu, anlaşılması zor konular. Depremi bilim ışığında anlamaya çalışsak da bazı şeylere gücümüz yetmiyor; izah etmekte, idrak etmekte zorlanıyoruz.

Hazreti Peygamber'in Mescid-i Haram’dan gece yürüyüşü ile Mescid-i Aksa’ya gidişi, oradan miraca yükselişi, mucize üstüne mucize olarak önümüzde duruyor. Oku okuyabilirsen, anla anlayabilirsen… Hazreti Peygamber’in yolculuk yaptığı Mescid-i Aksa mahzun, işgal altında, kendini kurtaracak mücahitleri bekliyor. Kudüs herkesin barış içinde yaşadığı güzel günlerin özlemiyle Selahattinlerini gözlüyor. Peygamberler diyarı Filistin, siyonist işgalcilerin zulmü altında inliyor. Bir soykırım yaşanıyor.  123 gündür Gazze’de siyonist İsrail’in sürdürdüğü katliamlarda 27 bin 478 kişi öldü, 12 binden fazla çocuk öldürüldü. Depremi sebeplere bağlayabiliriz ama bu katliamın, bu acının izahı yok.

Miraç gecesi normalde insanların duygu yüklendiği zamanlardır. Zalim insanın eliyle oluşturulan katliam depreminde insan ne yapar, ne düşünür? Enkaz yığınları arasında bir yaralı çocuk, çaresiz bir anne ve baba… Ya Rabbi! Zor zamanlardan geçiyoruz. Bazen hüzünleniyor, bazen sinirleniyoruz. Üç kuruşluk zalimi durduramamanın acısı yüreğimizi burkuyor. Bakar mısınız şu ümmetin perişanlığına, gel de sinirlenme; gel de üzülme. Bu yazıyı miraç gecesi yazıyorum. İnanın çok zorlanıyorum. Bazen tıkanıyorum. Bu zalim düzenin oluşmasında hepimizin az veya çok katkısı var. Zalimi silahla durdurmaya gücümüz yetmiyor. Sözlerimizin tesiri yok. Oturup zalimlere beddua, mazlumlara dua edelim hiç olmazsa.

Ya Rabbi! Yeryüzünde mazlum olanlara yardım eyle. Filistin’de, Gazze’de şehit düşen kardeşlerimize rahmet eyle, yaralılara acil şifalar ver. Doğu Türkistan’da, Hindistan’da, Myanmar’da sıkıntı çeken kardeşlerimizin sıkıntılarını gider, kurtuluş yolunu aç.

Ya Rabbi! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, yaşlılıktan, gafletten, düşkünlükten, zilletten ve meskenetten kuşkusuz sana sığınırım. Fakirlikten, küfürden, fasıklıktan, ayrılık ve ihtilaftan, nifaktan, gösterişten ve riyadan sana sığınırım.  

Allah'ım! Faydasız ilimden, ürpermeyen kalpten, işitilmeyen duadan, doymayan nefisten ve açlıktan kuşkusuz sana sığınırım. Çünkü açlık ne kötü yoldaştır. Hıyanetten de sana sığınırım çünkü o ne kötü arkadaştır.