Restoranlar Türk yemek kültürünü anlatmada çok önemli bir görev ifa ediyorlar. İstanbul’da Türk gastronomisinin bu temsiliyetini yıllardır yerine getiren bildiğim çok sayıda lezzet mekânı var. Belki hepsini henüz ziyaret etmedim ve lezzetlerinin tadına bakmadım ama yazı yazdığım mecralarda yer vermek için gidebildiğim bu köklü markalardan birkaçını sizlerle bugün paylaşmak istiyorum. Bu restoranların hemen hepsi şahane lezzetleriyle tanınıyor. Kimisi Gaziantep yöresine ait kebabıyla, kimisi Siirt Yöresine ait nefis büryanıyla kimisi de Türk ve Saray mutfağına ait şahane lezzetleriyle öne çıkıyor. Dediğim gibi sayıları çok fazla olan bu mekânları herhangi bir sıralamaya tabi tutmadan Develi, Hacı Abdullah, Divan, Şeref Büryan, Hamdi, Kaşıbeyaz ve Uludağ restoranı diye sayabiliriz.

  • İstanbul’un efsanevi lokantası “Hacı Abdullah” 1888

Hacı Abdullah Korun, Genel Müdür Turgut Gülen

Hacı Abdullah Lokantası, İstanbul’da muhteşem Osmanlı-Türk mutfağının lezzetlerini tarihi özelliği ile dünyaya tanıtan en leziz lokantalardan biridir. Tarihi Osmanlı motifleriyle çok şık dizaynının yansıra geleneksel o eşsiz lezzetlerini profesyonel bir sunumla servis etmesi lokantayı, Türk mutfağını en iyi temsil eden bir işletme haline getiriyor. Hacı Abdullah lokantasının hayal gücünü zorlayan lezzetleri ve restoranın vitrin ve raflarında duran o rengârenk kompostoların artırdığı lezzet duygusu, Türk toplumunun hafızalarında derinlemesine bir yer etmişe benziyor. Hacı Abdullah’ın, en leziz çorbaları, nefis hoşafları ve en leziz yaprak sarması gibi lezzetli yemeklerini tadanların genel kanaati, tıka basa yenilse de, mideyi hiç rahatsız etmemesidir. Sürekli yenilenen menüsünde her gün yaklaşık 100 çeşide yakın yemek çıkar ve her gün değişiklik gösterir. Günümüzde de II. Abdülhamit’in berat verdiği bir mekân olarak lezzetseverlerin uğrak noktası olmaya halen devam ediyor.

  • Yöresel Lezzetin adı “Şeref Büryan” 1892

4. Kuşak Levent Avcı

Buram buram tarih kokan ve yöresel lezzet kültürü ile dikkatleri üstüne çeken İstanbul Fatihte “Kadınlar Pazarı denilen lokasyonda Siirt’in o muhteşem yerel lezzeti “büryan” ile adından sıkça söz ettiren bir restoran ‘Şeref Büryan’. Uluslararası boyutlara ulaşmış ünü ile tarihi yarımadanın tam ortasında nefis lezzetleriyle bir mekân hayal edin. İşte İstanbul’un en tarihi semtlerinden biri olan Fatih’te kadim bir yemek kültürü geçmişiyle yoğrulmuş Kadınlar Pazarında, tam 131 yılık tecrübesi ve Siirt’in yöresel yemeklerindeki lezzeti ile İstanbullunun kalbinde taht kurmuş bir lezzet mekânı. Memleketim olması noktasında da kalbimde ayrı bir yeri olan ama gerçekten de çok iyi bir mutfağa sahip Siirt ilinin o sözünü ettiğim Büryan Kebabı deyim yerindeyse lezzet noktasında nefesleri kesiyor. Bu mutfakta büryanın dışında ‘Perde Pilavı’ ve “kitel” tabir edilen yerel lezzetler de en az büryan kadar lezzetli.

  • Kebapseverlerin vazgeçemediği “Develi” 1912

4. Kuşak Temsilcisi Nuri Develi

Arif Develi ile Gaziantep’te 110 yıl önce kebap ile başlayan bu lezzet yolculuğu, 22 yaşında bayrağı teslim alan torun Arif Develi sayesinde dünyanın çok iyi tanıdığı bir kebap markası haline geliyor. Kebapseverlerin vazgeçemediği tarihi marka mekânlardan biri olan Develi, Kuruluşunun üzerinden tam bir asır geçmesine rağmen günümüze kadar lezzetini koruyabilmiş nadir mekânlardan biridir. Gaziantepli Develi ailesinin 3. Kuşak temsilcisi Arif Develi, geleneksel bir kebap restoranını, Amerika başkanı Joe Biden’ in başkan yardımcısı iken Türkiye’ye yaptığı ziyarette uğramak istediği bir marka mekân haline getiriyor. 4. Kuşak Nuri Develi ve diğer aile bireyleri ile yeni bir ivme yakalayan Develi, 13 şube ve 1000’e yakın çalışan ile her yıl 1 milyondan fazla misafir ağırlayan büyük bir restoran zincirine dönüşmüş durumda. 

Not: Haziran ayının başında 111 yıllık markanın çınarı Arif Develi’nin ilham veren hikâyesi: “Arif Olmak” belgeselini izleyeceğiz

  • Sahil manzaralı eşsiz bir mekân “Uludağ Restaurant”1956

2. Kuşak Gökhan Uludağ

Göz kamaştıran otantik dekoru, büyük bir bahçesi ile İstanbul Florya’da denizin hemen yanı başında ve lezzetleriyle damakları şenlendiren Uludağ Et Lokantası, tam anlamıyla “Fine Dining” tanımına uyan bir restoran. Şahane manzarasıyla uzunca bir sahil boyunda yer alan restoran, göze hitap etmesinin yansıra muhteşem menüsündeki lezzetlerle damaklara hitap ediyor. Denize bakan masalarla gerek iç mekânı, gerekse bahçesi ile muazzam bir ambiyansa sahip Uludağ Et Lokantası, kırmızı et sevenlerin tercih ettiği Florya’nın en iyi restoranlarından biri olarak biliniyor. Yıllardır değişmeyen lezzeti, olağanüstü misafir ağırlama yetisi ve lezzetseverlerin uğrak noktası olmasıyla tanınan Uludağ Et Lokantası, uzaktan gelen nostaljik tren sesi eşliğinde yemek ya da kahvaltı yapmak isteyenlerin adresi niteliğinde bir mekân.

  • Geleneksellik ve modernizm bir arada “Lokanta By Divan” 1956

Şef Volkan Arık

Koç Holding’in 1956 yılında Taksim’de kurduğu Divan Oteli ile hizmete giren Lokanta By Divan o günden bugüne Türk mutfağının bilinen, bilinmeyen en nefis tatlarının mekânı niteliğindedir. 67 yıldır İstanbulluyu lezzetle buluşturan “Lokanta by Divan” bir Türk mutfağı klasiğidir. Bu lokantayı İstanbul’da vazgeçilmez kılan, misafirlerine en kaliteli “gerçek Türk mutfağı” örneklerini sunmada haklı bir üne sahip olmasıdır. Anadolu yemeklerinden aldığı şevkle yıllar yılı kaliteli hizmeti ile bugünlere gelen Lokanta’nın bugün de aynı kararlılıkla mükemmel bir şekilde bu lezzetleri devam ettiriyor olması Türk gastronomisi açısından çok değerli. Şimdilerde ise lokanta, lezzet dolu geleneksel mutfağını günümüzün modern dokunuşlarıyla süsleyerek çağdaş tatlar içeren yepyeni deneyimler sunma konusunda çok heyecanlı görünüyor. Menüsü, yeni tasarımı ve beğenilen iç dekorasyonuyla yenilenen Divan, İstanbul’un belki de en yüksek tavana sahip restoranlarından biri olmuş bile.

  • Tarihi yarımadanın en şık restoranı, “Hamdi Restaurant” 1969

Hamdi Arpacı ve 2. Kuşak Şevket Arpacı

İstanbul Eminönü’nün o eşsiz Galata köprülü Haliç manzarası ve etkileyici mekân tasarımıyla harika bir konsepte sahip tarihi yarımadanın tam göbeğinde turistik bir mekândır Hamdi Restaurant. Boğaz manzarası eşliğinde sunulan Güneydoğuya ait kebap lezzetleri yerli yabancı turistlerin damaklarını bir nevi bayram ettiriyor. Üst düzey bürokratlardan tutun iş insanlarına ve yabancı devlet başkanlarına hatta Japon prensine kadar restoranı ziyaret edenler ve lezzetini çok beğenenler bulunuyor. Sohbet sırasında Hamdi Arpacı, Japonya’dan çok üst düzey bir misafirin sabah erken açılan restoranda sarayda devlet başkanı olarak kendi onuruna verilen yemeği bırakıp buraya geldiğini ve restoranın anı defterine de kendi el yazısıyla övgü dolu sözler yazdığını anlatıyor.

  • Gaziantep Lezzetlerinin Marka Mekanı “Kaşıbeyaz”1974

3. Kuşak Murat Kaşıbeyaz

Gaziantep’in nefis lezzeti olan kebabı ve baklavayı bir marka haline getiren ve yaklaşık 50 yıldır da Türkiye’ye sevdiren Kaşıbeyaz Lezzet Grubu, en seçkin lezzetleriyle misafirlerinin damaklarına inanılmaz tatlar yaşatıyor. Restoran, lezzet noktasında adeta bağımlılık yapıyor. Neredeyse dünyanın her bir yanından gelen misafirlerin ağırlandığı bu restoranlarda sadece damak tadına hitap etmekle kalmayan Kaşıbeyaz, şık ve kaliteli bir hizmet anlayışıyla da vazgeçilmez olma iddiasını her geçen gün yeniliyor. Yeni yüzyılın esintilerini taşıyan otantik mimarisi ve muhteşem manzaralar eşliğinde eşsiz ve geleneksel lezzetlere sahip bir mekan anlayışıyla bir lezzet cennetidir Kaşıbeyaz. Restoranı kurarak deyim yerindeyse ülkeyi lezzetle buluşturan Ahmet Kaşıbeyaz, babası Kebapçı Mehmet’ten edindiği kebapçılık deneyiminin üzerine, oluşturduğu Restoran zinciri, bugünlerde 3.kuşak Murat Kaşıbeyaz’ın atılımlarıyla dünyanın sayılı lezzet markalarından biri haline geliyor.