1946’da Japonya genel seçimlerini günümüzdeki Liberal Demokrat Partinin (LDP) öncülü Liberal Parti kazandı. 1946-2026 yılları arasında birçok genel seçimin yapıldığı ülkede onlarca hükümet kuruldu. Kurulan hükümetlerin çoğunluğunu üçü hariç LDP elitleri yönetti. Yapılan bütün seçimleri neredeyse birinci olarak göğüsleyen LDP Şubat 2026’da gerçekleştirilen erken seçimleri de tarihi bir zaferle kapattı. Alt mecliste 465 sandalyenin 320’den fazlasını alan LDP süper çoğunluğu elde etti. 2024’te yapılan seçimlerde parlamento çoğunluğunu kaybeden parti koalisyonla ülkeyi yönetiyordu. Parti genel başkanlığında yaşanan değişim genel seçimlere olumlu yansıyarak LDP’yi tekrar tek yönetici kuvvet haline getirdi. Yeni yasama döneminde ülkenin maruz kaldığı sorunlara karşı daha hızlı karar alma süreciyle dahil olacak olan parti savunmadan yaşlanan nüfusa kadar birçok problemle ilgilenecek. Özellikle Çin’in iktisadi yükselişi sonrası Çin Komünist Partisi (ÇKP), LDP öncülüğündeki Japonya’ya karşı farklı söylemler geliştirdi. Japon saldırganlığının ilişkilere zarar verdiğine değinen ve LDP’nin askeri politikalarını eleştiren ÇKP yeni bölgesel hegemonun Çin olduğunu dile getirdi.

ÇKP ülkenin iktisadi olarak gelişimi sonrası ordusunu global ölçekli bir güce dönüştürmeye çalışırken bölgesel rakibi Japonya’daki gelişmelerden rahatsızlık duyuyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası askeri harcama ve ordu inşasında kısıtlanan Japonya, ABD’nin onayıyla yeniden silahlanma tartışmalarını konuşuyor. Japon ordusu global sıralamalarda ilk beşte yer alan bir güç. Uluslararası barış çalışmalarına BM aracılıyla katılan Japon ordusu göstermelik görevler üstleniyor. Anayasal maddeler gereği ordu saldırı amaçlı değil savunma hedefiyle hareket ediyor. Ancak Çin-ABD rekabeti ve Kuzey Kore’nin nükleer çalışmaları Japonya’yı farklı askeri politikalara itiyor. LDP’nin yeniden yasama meclisinde süper çoğunluğu elde etmesi yaşanan gelişmeleri daha anlamlı hale getiriyor. Siyasi istikrar sonrası parti yöneticileri anayasal düzenlemeler için daha rahat hareket edebilecek. Anayasanın değişimi ordunun savunma amaçlı daha fazla aksiyon almasına katkı sunar iken Çin’in Doğu Asya’da dengelenmesine yardımcı olabilir. Çin donanmasının son yıllarda büyük genişleme hamlelerine Japonya yeterince karşılık veremedi. ABD’nin küresel jandarma rolünde daha fazla aksiyon almak istememesi Japon askeri kuvvetlerinin güçlendirilmesini zorunlu hale getirdi. Eğer Japon ordusu Çin’i bölgede dengeleme için harekete geçmez ise Güney Çin Denizinde olduğu gibi eski tarihsel sorunlar iki tarafı daha fazla karşı karşıya getirebilir.

ÇKP ve LDP arasında gelecek yıllarda mevcut sorunların ve gerilimlerin artması bekleniyor. Japon İmparatorluk Ordularının 1931-1945 döneminde işlediği savaş suçlarının Çin genelinde hala toplumsal bir travma şeklinde devam etmesi çatışmaların temelini oluşturuyor. Çin tarafı LDP elitlerini savaş suçlarını övmek ve Çin’e karşı işlenen katliamlara karşı kayıtsız kalmakla suçluyor. Sonuç olarak 2025’te Kanada seçimlerinde meydana gelen ulusal tehdide karşı siyasi istikrarı tercih etme olgusu Japonya’da da kendini gösterdi. Toplumun Çin’in yükselişine karşı verdiği tepki ve LDP’nin ortaya koyduğu vizyon Japonya’da siyasi istikrarı sağladı. Ancak ÇKP-LDP çekişmesi gelecek günlerin en önemli meselesi olarak karşımızda duruyor.