Bugün ki yazımın başlığını aslında “kredi kartı limitlerinin borçlanma ve enflasyonun yükselişindeki etkisi” olarak atacaktım ama malumunuz köşe yazılarında başlıkları daha az kelime ile atmamız işin doğasına daha uygun düştüğü için konuyu böyle bir başlıkla sizlerle paylaşmak istedim doğrusu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) nun birkaç gün önce kredi kartı limitleriyle ilgili almış olduğu kısıtlama kararı kamuoyu tarafından ciddi tartışmalara sebep olmuştur.

Tartışmaların iki boyutu var aslında bunlardan birincisi sektör ve kredi kartı kullanıcıları tarafı diğeri ise kredi kullandırıcıları olan bankalar.

Birinci taraftaki endişeler genel anlamda insanların limit problemi ile birçok sektörde rahatlıkla alışveriş ve harcama yapamayacağı endişesinin yanında ödeme zorlukları ile vatandaşın karşı karşıya kalacağı konularında birleşmektedir.

Ayrıca tüm bunların yanında bir de kayıt dışılığı artıracağı endişesi de bir başka konu olarak ön plana çıkmaktadır.

İkinci tarafta ise BDDK’nın yapmış olduğu “kararın finansal istikrarın güçlendirilmesini sağlamak için bir paket halinde Hazine ve Maliye Bakanlığı ve TCMB koordinasyonunda alındığını, temelde tüketicinin korunması, alt gelir gruplarının desteklenmesi, yasa dışı bahisle mücadele ve uluslararası düzenlemelere uyum adına bu karar alınmıştır” açıklaması ile aslında böyle bir kararın niçin alındığı açıkça ortaya konulmuştur.

Açıklanan karar tam olarak bize şunu söylemektedir; kart hamillerinin tüm bankalardaki toplam kart limitlerinin 400 bin TL’nin üzerinde olması halinde, son bir yıl içerisindeki en yüksek harcamanın yapıldığı hesap kesim tarihindeki kullanılmayan kart limitlerinin, bankalarca kısmi bir oranda azaltılacağıdır.

Burada BDDK ‘nın kararı almasına vesile olan konular ülkemiz için son derece önemli konular olup yasa dışı bahisle mücadele edilmesi ülkemizin ekonomik konjonktürü açısından da ayrıca bir öneme haizdir.

Bunun yanında alt gelir gruplarının desteklenmesi ve tüketicinin korunması da oldukça makul sebepler içerisindedir.

Fakat bu kararlar alınırken piyasa mekanizmasının bozulmamasına da azami dikkat edilmelidir.

Eğitim, sağlık, mobilya, beyaz eşya, otomotiv, turizm ve seyahat gibi sektörlerde kredi kartı ile harcamanın oldukça yüksek limitlerde gerçekleştiği herkes tarafından bilinen bir gerçekliktir.

Bu sektörlerde yapılan harcamaların kredi kartı limitine takılması ekonomik gidişatın yönünü etkileyebilecek bir durum ortaya çıkarabilir.

Ayrıca örneğin insanlar çocuğunun okul ücretini veya aldığı yüksek tutarlı bir sağlık hizmetini kredi kartı ile rahat bir şekilde taksitlere bölerek ödeme kolaylığını elde ederlerken bu karar sonrasında bu tür kolaylıkların da ortadan kalkacağı durumu sektörleri olumsuz anlamda etkileyecektir.

Aynı durum yeni evlenen gençlerin ev kurarken yapacakları beyaz eşya ve mobilya gibi sektörleri de oldukça ciddi düzeyde olumsuz etkileyecektir.

BDDK’nın almış olduğu karar son derece yerinde olmakla birlikte hızlı bir şekilde sektörel ayrışma yapılarak alınan karar ivedi bir şekilde revize edilirse gerek yukarıda saydığımız sektörler gerekse de piyasalar bu noktada rahat bir nefes alacaktır.