22 Mart Dünya Su Günü tüm dünyada su ile ilgili uygulanan ve uygulanacak politikalarla ilgili üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir gün olarak kayıtlara geçmiş durumdadır.

Dünyada birçok ülkede küresel ısınmadan su kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılmamasına kadar onlarca sebepten ötürü her geçen gün su konusu çok daha önemli bir hal almaya başlıyor.

Ülkemizde bulunduğu jeopolitik konumdan ötürü su sorununu yaşayan ve gelecekte de ciddi oranda yaşayacak olan ülkeler arasında başı çekmektedir.

Su ile ilgili boşa geçirecek ve harcayacak bir salisemiz bile bulunmamaktadır.

An itibariyle yaşanan ABD – İsrail – İran savaşının tarımsal ürünler ve gübre fiyatları üzerindeki etkisi de göz önüne alındığında yaşanan su kıtlığı problemine karşı tarımda yeni politikaların uygulanmasının ne kadar önemli olduğu da ayrıca bir önem taşımaktadır.

Ülkemizin bulunduğu jeopolitik konumundan ötürü birçok tarımsal ürünün yetiştirilmesinde ev sahipliği yapmasının avantajını su kaynaklarını verimli kullanarak sürdürmek zorundayız.

Gerek Avrupa’ya gerekse de Orta Doğu ülkelerine olan yakınlık üstünlüğümüzü elimizde bulundurarak geleceğe yürümenin ülkemiz için hayati bir zorunluluk olduğunu bilerek hareket alanımızı oluşturmalıyız.

Dünya Su Günü Birlemiş Milletler tarafından her yıl ayrı bir tema ile kutlanmakta olup bu yılın teması ise “Su ve Cinsiyet” olmuştur.

Su krizi hem tarımsal üretimi hem de gıda güvenliğini dünyada ciddi anlamda tehdit eder hale geldiği için küresel ekonominin bu etkiden biran önce kurtulması gerekliliği bu etkinin yalandığı ülkelerin birincil konusu durumundadır.

Şayet su yetersizliği konusu hızlıca çözülemez ise tarımsal üretimde verim kayıplarının önüne geçmek mümkün olmayacaktır.

Dünya’da ki tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 40’nın su krizi sebebiyle ciddi tehdit altında olduğunun da ayrıca altını çizmekte son derece önemli faydalar vardır.

Tüm bu olumsuzlukların önüne geçebilmek için su kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılmasının yanında sürdürülebilir tarım uygulamalarının hızlı bir şekilde yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Özellikle elde edilen suyun 1 gramının bile heba edilmemesi yönünde uygulanacak politikalar ortaya konulmalıdır.

Bunu yapabilmek için de şehirlerden köylere kadar yağmur sularının su kullanım kaynaklarına tamamıyla yönlendirilerek o kaynaklarda bu suyun biriktirilmesi çok ama çok büyük önem arz etmektedir.

Yağmur sularının elde edilmesinde harcanan maliyet neredeyse sıfıra yakın olduğu için bu su kaynakları ekonomik anlamda hem çok önemli hem de çok değerlidir.

Su mühendislerinin ülkemizde konunun bu yönüyle ilgili çalışmalara yönlenmeleri ve bu anlamda uygulamaya koyacakları çalışmaları oldukça kıymetlidir.

Ayrıca bu çalışmalara ek olarak modern ve uygun sulama sistemleriyle ilgili çalışmaların da üzerinde durulması Türk Tarımı için ayrıca önemlidir.

Su kaybının minimum olduğu sulama sistemlerinin önünün açılması ve uygulanması tarımsal verimlilik için üzerinde durulması gereken bir konudur.

Ülkemizde yaşanan su taşkınları sebebiyle de tarımda ciddi zararlar gördüğümüz için yaşanabilecek taşkınlarla ilgili olarak doğaya uyumlu erken uyarı sistemlerinin kullanılması da zorunlu bir hal almış durumdadır.

Tabi çiftçilerimizin bu yeniliklere geçebilmesi adına finansal anlamda da desteklenmesi gerekmektedir.

Desteklerin sağlanabilmesi adına teşviklerin ve kredi imkanlarının artırılarak sunulmasının da önü açılmalıdır.